Zoraki adalet!

Anayasa Mahkemesi’nin Şahin Alpay’a ilişkin ihlal kararı, Avrupa Konseyi’nin baskısı, AİHM’nin kararı ve Erdoğan’ın mesajının ardından iki ayda uygulanabildi

17 Mart 2018 Cumartesi, 21:28
Abone Ol google-news

Anayasa Mahkemesi’nin gazeteci Şahin Alpay’a ilişkin verdiği hak ihlali kararına ilişkin yaşanan 2 aylık süreç, Türkiye’de yargının nasıl siyasallaştığını ve hukuk devletinin ortadan kaldırıldığını ortaya koydu. 11 Ocak’taki ilk kararı yerel mahkeme tarafından “yok sayılan” Yüksek Mahkeme’nin AİHM’nin devreye girmesi, Avrupa Konseyi’nin baskısı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da “AYM kararlarına uyarız” mesajından sonra önceki gün verdiği ikinci ihlal kararı üzerine uygulanmak zorunda kalındı. AYM’nin kararında yerel mahkemeye “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti” olduğunu anlatmaya çabalaması, kararın uygulanmaması halinde hukukun üstünlüğü ilkesine aykırılığın daha vahim hale geleceğini, hukuk devletine inancın zedeleneceğini belirtmesi, Türkiye’de hukukun olmadığının kanıtı oldu. 15 Temmuz’un ardından FETÖ üyeliği ve darbeye teşebbüs iddiasıyla tutuklanan Mehmet Altan ve Şahin Alpay’a ilişkin Anayasa Mahkemesi, 11 Ocak 2018’de üç konuda hak ihlali verdi. İki yazarın basın ve ifade hürriyetleri ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğine hükmeden AYM; iki yazarın tutuklanma kararlarında yazı ve konuşmalar dışında “suç işlendiğine dair kuvvetli belirti” gösterilmediğini vurguladı. Mahkeme, kısa kararın örneğini ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla İstanbul 13. ve 26. Ağır Ceza mahkemelerine gönderdi.

Mahkemeler direndi

4 yıldır uygulanan bireysel başvuru sisteminde daha önce birçok karara imza atan Yüksek Mahkeme’nin ihlal kararları Ergenekon, Balyoz davalarında olduğu gibi anında uygulanarak, tutuklu isimler serbest bırakılmıştı. Ancak iki yerel mahkeme, önce kararın gerekçesi açıklanmadığı ve Resmi Gazete’de yayımlanmadığı iddiasıyla Şahin Alpay’ı tahliye etmedi ve “zaman kazandı.” Ret kararı verilmesinden bir kaç saat sonra AYM, gerekçesini internet sitesine koydu.

Bozdağ devrede

Bu aşamada siyasi iktidar devreye girdi. Adalet Bakanlığı da yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 12 Ocak sabahında AYM’yi hedef aldı, “sınırı aşmakla” suçladı. Aynı gün Başbakan Binali Yıldırım da yüksek mahkemeyi eleştiren bir açıklamada bulundu

AYM’yi yok saydılar

Hükümet sözcüsünden işareti alan mahkemeler, gerekçesi Resmi Gazete’de de yayımlanan kararı uygulamak yerine, açıkça “yok sayılmasına” hükmetti. Türkiye tarihinde ilk kez bir mahkeme, kararları bağlayıcı olan Anayasa Mahkemesi’ni tanımadı.

HSK sessiz kaldı

Mahkemelerin neden olduğu krizin önlenmesi konusunda da HSK, devreye girmedi. Kurul, şikâyetlere rağmen sessizliğe gömülerek, herhangi bir inceleme kararı almadı.

Altan’a müebbet

26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat’ta Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın sanıkları arasında bulunduğu davada karara çıktı. Mahkeme, üç ismi darbeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

AİHM’den işaret

Kararın uygulanmayacağı hukuken kesinleşince devreye AİHM girdi. 1 Mart günü toplanan AİHM, Şahin Alpay ve Mehmet Altan’ın haklarının ihlal edildiğine karar verdi. Karar ve gerekçesi ise 20 Mart günü açıklanacaktı. Karar sonrası Avrupa Konseyi’nden temsilciler Ankara’ya gelip net mesajlar verdi.

Erdoğan: Uyarız

Bu zamana kadar sessiz kalan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AİHM’den Türkiye aleyhine sert bir karar çıkması beklentisi yükselince konuşmak zorunda kaldı. 6 Mart’ta Yargıtay’ın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki kuruluş yıldönümü töreninde konuşan Erdoğan, “AYM kararlarını eleştirebiliriz. Ancak hiçbir zaman bu kararları yok saymadık. Herkes gibi biz de mahkeme kararlarına uyuyoruz, uymaya da devam edeceğiz” dedi. Erdoğan, Can Dündar/Erdem Gül’ün tutukluluğuna ilişkin AYM’nin verdiği ihlal kararı üzerine “Tanımıyorum, uymuyorum” demişti.

Jagland uyardı

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Türkiye’ye yönelik net bir uyarıda bulundu. Jagland, “AYM kararlarına saygı gösterilmezse bu mahkemeye yapılan başvuruların tamamı doğrudan AİHM’ye gelir. AİHM, AYM’nin artık etkili bir iç hukuk yolu olmadığı sonucuna varırsa, bu dosyalar hakkında karar verir” dedi.

AYM apar topar

Erdoğan’ın “karara uyarız” mesajı, Jagland’ın da “Karara uyulmazsa AYM’yi etkili bir iç hukuk yolu saymayız” uyarısı sonrasında Anayasa Mahkemesi, apar topar Şahin Alpay’ın dosyasını 15 Mart’taki gündemine aldı. Çünkü, AYM iç hukuk yolu olmaktan çıkarsa, artık Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları doğrudan AİHM’ye başvurabilecekti. Bu da AYM’nin varlık nedeninin sorgulanmasına neden olacaktı.

‘Tahliye edin’

AYM, 15 Mart’ta Alpay’a ilişkin ihlal kararı verdi. Bir gün sonra kararın gerekçesi açıklanarak, “ihlalin başvurucunun tutukluluk halinin sona erdirilmek suretiyle giderilmesi” amacıyla 13. Ağır Ceza’ya gönderildi. Kararda, Alpay’ın tahliye edilmesi gerektiğinin açıkça yazılmak zorunda kalınması düşündürdü.

Alpay’a tahliye

İlk ihlal kararına direnen ve hatta yok sayan 13. Ağır Ceza Mahkemesi, karara uydu ve Şahin Alpay’ı tahliye etti. Ancak Alpay’a ev hapsi şeklinde adli kontrol kararı konulması, yerel mahkemede halen AYM’ye olan direnci gösterdi

Gerekçe özetledi

Anayasa Mahkemesi’nin, ikinci ihlal kararındaki vurguları, Türkiye’nin hukuk düzeninde yaşadığı eksikliklerin bir anlamda özeti gibiydi. AYM’nin yerel mahkemeye “Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu” anımsatma gereği hissetmesi ve kararın uygulanmamasıyla hukukun üstünlüğü ilkesine aykırılığı daha vahim hale getireceği, bireylerin ve toplumun hukuk devletine olan inancını zedeleyeceğini belirtmesi dikkat çekti.

Zoraki adalet geldi

Normal hukuk düzeni içerisinde gerçekleşmesi gereken adalet, devreye farklı baskı unsurlarının girmesiyle gerçekleşebildi. 2 aylık süreçte hukuk önce yok oldu, sonra var. Ama en sonunda Avrupa Konseyi’nin baskısı, AİHM’nin kararı, Erdoğan’ın mesajı ile “zoraki adalet” geldi.

Altan için belirsizlik

Mehmet Altan’a ilişkin ihlal kararının ne zaman uygulanacağı ise belirsiz. AYM’nin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldığı için Mehmet Altan hakkında başka bir formül arayışında olduğu belirtildi. Kulislerde, sorunu istinaf mahkemesinin çözebileceği ifade ediliyor