100. yıl ve dincilerin sessizliği
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

100. yıl ve dincilerin sessizliği

26.10.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Değerli dostum Merdan Yanardağ, hocam Emre Kongar sundukları “18 Dakika” programında, Cumhuriyetin 100. yılında, 29 Ekim’e günler kala, rejimin tutumunu “utanç verici bir sessizlik olarak” betimliyordu. “Bu utanç verici sessizliğin” oluşmasında, AKP ve rejim bir yana, CHP’nin teslimiyetçi, hatta kolaylaştırıcı tutumunun, bu tutumu şekillendiren liberal entelijansiyanın çok büyük payı var.

‘İLERLEME’ YANILSAMASI

Ünlü Rus bilim kurgu yazarları Arkadi ve Boris Strugatski kardeşler, Tanrı Olmak Zor İş (1964) başlıklı, daha sonra Aleksei German’ın muhteşem (Jameson’ın anti estetik bir başyapıt dediği) biçimde filmleştirdiği romanlarında bu yanılsamayı işlemişlerdi: Bir gezegende, toplum feodalizmden çıkmaya hazırlanırken, “Rönesans” başlarken, dinci-tüccar ittifakı tüm yazarları sanatçıları, bilim insanlarını, kadın özgürlüklerini imha ederek toplumu dinci feodalizme geri döndürüyor.

AKP rejimi, “süreç olarak faşizm” şekillenirken, bu yapıtı yazılarımda iki kez aktardığımı anımsıyorum. O sırada liberal entelijansiya, “A takımı” filan, siyasal İslamı liberalizme doğru yönlendirebileceklerine, AKP yönettikçe kaçınılmaz olarak “liberal demokrasiye yakınlaşacağına” inanıyorlardı. Korkulacak bir şey yoktu! Üstelik, liberal entelijansiya Cumhuriyetin yetersiz, “yanlış” olduğuna inanıyordu ama onun kazanımlarının, özellikle kendi yaşam tarzlarına da yansıyan kazanımlarının geri çevrilemeyeceğine de inanıyordu. “Tarihin oku” tek bir yönü göstermiyor muydu? Zaten tarihin sonuna gelinmişti ve liberal demokrasi son kaçınılmaz duraktı.

Son yıllarda, yalnızca Türkiye’de değil, birçok Avrupa ülkesinde, Hindistan’da, İsrail’de liberal demokrasi yerini adeta “tiranlık” özentilerine (kapitalist toplumda “süreç olarak faşizme”) bırakmaya başladı. Kotkin, Turchin, Varoufakis, Kuttner, Gray gibi çok farklı siyasi duyarlılıklara sahip birçok tarihçi, siyaset bilimci, antropolog, filozof kapitalizmin feodalizmi andıran, hatta kimi açılardan çok daha baskıcı, yıkıcı, cehaleti besleyici özellikler geliştirdiğine işaret ediyorlar.

2500 yıl önce Atina’da “demokrasiyi” (köleci bir demokrasiydi) yıkan üç dinamik adeta yeniden gündemde: Çözülen bir bölgesel/küresel hegemonya, ekonomik kriz, yoksullaşma ve cahilleşme. Yine tiran bozuntuları, bu ortamda yaşamları giderek daha zor, daha umutsuz ve daha kısa olmaya başlayan alt sınıflarını kandırıyor, peşlerinden sürüklüyorlar.

‘GERİ DÖNÜŞ’ ÇOKTAN BAŞLADI

Tarihin belli bir yönü yok. Sınıf çelişkileri içinde insanlık ne yöne iterse tarih o yöne gidiyor. Türkiye’de Cumhuriyetin 100. yılında, Aydınlanma, modernite, demokrasi, insan hakları alanlarında Cumhuriyetin kazanımlarını hızla imha eden bir “geri dönüşün”, AKP rejimi altında çoktan başlamış, önemli ölçüde yol kat etmiş olduğunu görmek gerekiyor. 

Bu rejim, son seçimlerden sonra, Aydınlanma, modernite ve laik Cumhuriyet kültürünü (tarzların, değerlerin, gelecek kuşaklara genetik olmayan yollardan aktarılması) yıkarak, yeniden şekillendirme, böylece gelecek kuşakların tarzlarını değerlerini belirleyerek kalıcılaşma çabalarını hızlandırdı. 

İroni şurada: Cumhuriyeti kuran CHP, önce Baykal sonra Kılıçdaroğlu ve ekibinin yönetimi altında bu geri dönüş sürecini hemen her aşamada kolaylaştırdı, bu “başarısını”, Meclis dışına düşmüş kimi siyasal İslamcıları son seçimlerde Meclis’e taşıyarak taçlandırdı, sonra anlamsız iç çatışmalar içinde ölüme yattı.

İnsanlar tarihi canları istediği gibi değil, geleneklerden (felsefi, ekonomik, siyasi), hatta “toplumsal mühendislik”, örgütlenme deneylerinden oluşan bir tarihsel zemin üzerinde yaparlar. Bugün, liberalizm hızla iflas ederken yerini, sınıflar arasındaki ilişkilerde yaşanmakta olan yeni şekillenmelerin (yoksullaşma-muhtaçlık, plütokrasi) ve teknoloji, ekonomi, kültür arasındaki ilişkilerin (etnik, cinsel farklar, sosyal medya) katkısıyla “tiranlığa” (süreç olarak faşizme) bırakıyor. Bu gidişi durdurabilecek geleneğin, deneylerin, hafızanın taşıyıcısı, sosyalist harekettir. Sosyalist hareketin, hızla kendini toplayarak tarih sahnesine çıkması, Cumhuriyetçi muhalefetin liderliğine soyunması gerekiyor.

Yazarın Son Yazıları

Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026
‘Alea iacta est’

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş...

Devamını Oku
28.05.2026