Sıkıntılı ve garip bir karşılaşma
izledik. Tribünlerdeki 74 bin seyirciyi
cezalandıran tuhaflık, kadın ve
çocuklara izin verse de ayar tutmadı.
Aynı uyumsuzluk sahadaki iki takımda
da vardı. Kolay gol olabileceğini
düşündüğümüz pozisyonlarda forvetler
beceriksizdi. Daha çok fiziki mücadeleye
dayanan bir oyun ve dar alana sıkışmış
futbolcuların hatalı paslarını izledik.
Beşiktaş’ta ısınırken sakatlanan Sivok
yerini Ersan’a bıraktı. Bilic takımını
tribünden nasıl buldu bilmem ama biz
Siyah - Beyazlı takımı beğenmedik.
Futbolcularda tutuk bir psikoloji vardı ve
durarak oynadılar. Kazanmak istiyorlardı
ama rahat değillerdi. Alternatif bir
oyun vardı sahada, aniden kaptırılan
toplar nedeniyle Beşiktaş’ın plansız
ataklarını izledik. Bu pozisyonlarda da
Necip, Almeida, Veli ve Olcay müsait
anlarda acemi vuruşlarının kurbanı oldu.
Olcay, Dentinho’ya yerini bırakırken hiç
nedenini düşündü mü acaba? Futbolu
ne kadar yeterliydi? Gökhan Töre ise
dağınık ve kafasına göre takılan bir
görüntü sergiledi. Almeida gol kaçıran
forvet olarak tarif edilebilir. Çünkü
ilkyarı Olcay’ın ‘al da at’ pasını gole
çevirememe becerisini gösterdi.
Rizespor’da Koray’ın çıkışları,
Tevfik’in mücadelesi ve Sylvestre’ın
çalışkanlığı ile çabuk pasları zaman
zaman oyuna denge getirdi. Ali Adnan
her geçen takımına uyum sağlıyor.
Ne var ki konuk ekip de gole giden
yollarda kısır kaldı. Son 25 dakikada
Bilic, Ömer Şişmanoğlu’na umut
bağlayarak ataklara derinlik ve hareket
getirmek istedi. Daha sonra oyuna giren
Mustafa Pektemek’in de gol için şans
bulamadığını gördük.
Aklımızda kalan; Tolga’nın
Sylvestre’nin şutunu kurtarması ve
Atiba’nın yokluğuydu.
Ligimizde penaltı vermeyen hakem
olarak dikkat çeken Yunus Yıldırım
ilkyarıda Koray’a yapılan hareketi es
geçerek inadını sürdürdü.
Sonuç olarak Beşiktaş kendince
bir ceza daha alırken ‘Pazartesi
Sendromu’nu yaşadı.
Pazartesi Sendromu
Yazarın Son Yazıları
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yolda laik Cumhuriyeti savunan bizler, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkusunu dün yaşadık.
Beşiktaş ilk yarı istekli görünse de bal yapmayan arı misali sahadaydı.
Bir derbi daha hakem tartışmalarıyla geride kaldı.
İki kulübün de geçmişini aratan futbolcuları, kaybetmekten korkarak mücadele etti. Herkes beraberliğe razı gibiydi.
Dünya Kupası büyük bir vitrin.
Sıkışan oyun artık rahatladı. Ve Orkun Kökçü’nün şapka çıkardığım harika frikik golü. Orkun, 10 numaralı formanın ve kaptanlığın sorumluluğunu daha iyi anladı. G.Saray mağlubiyeti sonrası Beşiktaş’ın böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı.