Satranç ve köpekler
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Satranç ve köpekler

27.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Satranç öğrenmeye bir ara çok heves ettim.

Az çok öğrendim de...

Ama geliştirmeye vakit de fırsat da olmadığından, diyebilirim ki bütünüyle unuttum gitti.

Şimdi, nasıl hamle yapılacağı şurada dursun, taşları tahtaya dizmeyi bile beceremem.

Ama adlarını ve sayılarını anımsıyorum: Bir şah, bir vezir, ikişer tane at, fil ve kale. Piyon sayısını unutmuşum. İnternete baktım, sekiz taneymiş...

***

Satranç ve siyaset arasında yakın ilişki olduğundan kuşku duymam.

Büyük düşünür, büyük devrimci ve siyaset adamı Lenin’in usta bir satranç oyuncusu olduğunu bir yerde okumuştum.

Dünyada başka hangi siyasetçiler var satranç bilen, araştırmak gerekir.

Örneğin, her nedense aklıma ilk isim olarak gelen Churchill, iyi bir satranç oyuncusu olmalıdır diye düşündüm. İlk fırsatta bakmalıyım.

Ya bizde? Bunu da araştırmalı.

***

Satranç taşlarını saydınız ama köpeklerle satrancın ne ilişkisi var diye düşünenler olacaktır.

Bu ilişkiyi ben ilk kez 70’li yıllarda, yanlış anımsamıyorsam ilkin Militan dergisinde ve Dörtlükler adlı kitabımda, sonra da bugüne kadar bütün şiir seçkilerimde yer alan, pek sevdiğim şu dörtlüğümde kurmuştum:

SATRANÇ

Elinde ne piyon kaldı, ne vezir, ne kale

Düştü birbiri ardına atlar, filler,

Ama şah hâlâ ayak diremekte:

Yeni taşlar bulundu çünkü: Köpekler...

***

Şair bu şiirde ne söylemek istemiş diye, oldukça sevimsiz bir soru vardır.

Çünkü şiirde anlatılan şey zaten şiirin kendisidir.

Yine de ben de sevimsiz olmayı göze alarak bir açıklama yapmayı deneyeyim.

Bu şiiri yazdığım dönemde, inanın ki şiirin beklenmedik şaşırtıcılığı dışında, yani şiirin kendisi dışında bir düşüncem ya da somut bir gönderme amacım yoktu.

Şah ve köpekler ilişkisi de ne Türkiye ile ne de başka herhangi bir ülkeyle ilişkisi olan, genel, evrensel kavramlardı.

Derken bu ilişki, özellikle şu son zamanlarda, siyasetin de hemen her şey gibi, uyulması gereken kuralların dışına çıkmasıyla, daha somut bir anlam taşımaya başladı.

Nitekim, çoktandır köşesinde alçak gönüllü yaşamını sürdürmekte olan bu dörtlük, geçenlerde bir şiir dinletisinde sözünü ettiğim bu somut, güncel anlamını vurgulayarak okuduğumda salondan büyük alkış aldı.

***

Darbe (ya da devrim) sonrası dönemlerde, bilinen hukuk kurallarının dışına çıkılması olağandır.

Kaldı ki öyle zamanlarda bile (tıpkı savaşta olduğu gibi) uyulması gereken evrensel ahlak kuralları vardır, olmalıdır.

Demokratik sistemin yürürlükte olduğu bir ülkede bu kurallara karşı girişimler, zorlamalar, uygulamalar, başka bir deyişle oyun kuralları dışına çıkılması, sadece kamusal bir suç değil, bilinen bütün anlamlarıyla suçtur.

AKP’li tek kişi yönetiminde İBB davası ve benzer yan davalar, son olarak da CHP’ye yapılan, tam olarak budur.

Son on beş yılda yargı alanında gerçekleştirilen tepeden inme değişimler, bu alanın önce Fethullah müritlerince, onların bir ölçüde temizlenmesiyle AKP yandaşlarınca doldurulması bugünkü güvenilmez hukuksuzluk ortamını yaratmıştır.

Buna silahlı kuvvetlerde, güvenlik güçlerinde, eğitimde, bürokrasinin her dalında ve kademesinde yapılan değişiklikleri de ekleyelim.

Bu nedenlerle iktidardaki yönetimden herhangi bir oyunu kuralları içinde oynamasını beklemek boş ve zararlı bir hayaldir.

Bütün bunlara karşın sözünü ettiğim kurumlarda ve her yerde vatansever güçlerin küçümsenemeyecek varlığı kuşkusuzdur.

Özgür Özel önderliğinde CHP’nin yarattığı büyük kitlesel coşku ve son haksızlık karşısında en soldan an sağa bütün muhalefetin birlikteliği bunun kanıtıdır.

***

CHP Genel Merkezi’nin, işgalcilerin kişisel ve siyasal tarihlerine kapkara bir leke olarak geçecek işgalini ve sonrasındaki saatleri dakika dakika değil saniye saniye izledim.

Özel ve ekibi baştan sona tutarlı davrandılar. (Öncesindeki grup başkanvekilliği seçimi, tıpkı satrançta gibi, ileri sıçramak için yapılan doğru bir geri çekilme hamlesiydi!) Binayı teslim etmemek elbette doğruydu. Anlaşmaya çalışıldı. Karşı taraf doğal olarak buna yanaşmadı. Devletin (ilgili bakanlığın) güvenilmezliği, işgalcilerin (tatilin, bayramın yaşanmasını bile bekleyemeyen) sabırsızlığı ve öngörüsüzlüğü ile birleşince saldırı başladı. Özgür Özel gemiyi en son terk eden kaptan olarak hanım görevlilerin de çıkmalarına yardım ettikten sonra, en son çıkan oldu. Böylece bir süre sonra bastıran yağmur ve dolu altındaki efsanevi yürüyüş başladı. Bunu toma üzerinden sesleniş ve Milli Güvenlik Parkı’nı o yağmur altında, sanki önceden haberlilermiş gibi tepeleme dolduran bir kitlesel kalabalık ve parti otobüsü üzerinden, bu sevgili kitleye, sesinde ve bedeninde en ufak bir yorgunluk izi taşımayan genç liderin müthiş konuşması izledi.

Şimdi ne mi olacak? Eğer bu demokrasi yürüyüşü engellenirse, örneğin bir an önce yapılması gereken kurultay savsaklanırsa, başka engeller yaratılacak olursa, bu var oluş yok oluş savaşımında oyuna sokulacak kural dışı, yasal görünüme de büründürülse yasadışı güçlerin ve hilelerin karşısına, halkın, emekçi örgütlerinin, gençliğin, sivil toplum örgütlerinin, bütün vatansever güçlerin yasal ve birikte direnişinin çıkacağından kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Çünkü böyle bir durumda yapılması gereken tek ve kaçınılmaz hamle budur.

Yazarın Son Yazıları

TARIK AKAN’A

TARIK AKAN’A

Devamını Oku
16.09.2026
Başlangıca övgü

Cumhuriyet’te ilk yazım 4 Mart 1995 tarihini taşıyor.

Devamını Oku
29.07.2026
İnadına şiir

İnsanlığın ortak dili diye adlandırdığım şiir, insanlığımızın pek de iç açıcı olmayan bu döneminde var olmayı sürdürüyor.

Devamını Oku
01.07.2026
İki Kılıçdaroğlu

Kemal Kılıçdaroğlu’nu birçok kişi gibi ben de Melih Gökçek’i ve AKP kurucularından ve başkan yardımcılarından rahmetli Dengir Mir Mehmet Fırat’ı açık farkla yenilgiye uğrattığı TV programında tanıdım.

Devamını Oku
24.06.2026
Sol duyu

İleri görüşlülük, mantıklılık, basiret vb. kavramlarının karşılığı olarak sağduyu sözcüğünü kullanıyoruz.

Devamını Oku
17.06.2026
Genel bir değerlendirme

Bu ülkenin kendini vatansever sayan bir yurttaşı olarak bazen genel bir değerlendirme yapmak gereğini duyuyorsunuz.

Devamını Oku
10.06.2026
İyiye inanmak

Bazen bir dizenin armağan gibi kendiliğinden geldiğini, ardından er ya da geç şiirin sökün ettiğini şairler bilir.

Devamını Oku
03.06.2026
Satranç ve köpekler

Satranç öğrenmeye bir ara çok heves ettim.

Devamını Oku
27.05.2026
‘Laik’ ve ‘laiklik’ üzerine...

Kısa süre önce laiklik konusunda iki önemli ve kapsamlı yapıt yayımlandı...

Devamını Oku
20.05.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (4)

Adalet Bakanlığı’nın bir genelgesi mi yoksa Şakran kadın kapalı cezaevi yönetiminin keyfi kararı mıdır bilmem; mahkûmlardan boyunlarında üzerinde işledikleri suçun yazılı olduğu bir suçlu kimliği taşımaları isteniyor.

Devamını Oku
13.05.2026
Butlan mutlan

Nelerdi onlar şimdi anımsamıyorum ama siyasal yaşamımızın ortasına kimi kez ve genellikle anlamı uzmanlar dışında pek bilinmeyen Arapça ya da Batı dillerinden bir sözcük düşer.

Devamını Oku
06.05.2026
Ege’den seslenen şiir

Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça’nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini “Susuyor Şimdi Zaman” adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi).

Devamını Oku
29.04.2026
Onuncu kurban

Kahramanmaraş’taki okul faciasında kurban sayısı şimdilik dokuz.

Devamını Oku
22.04.2026
Marksizmi yeniden okumak (2)

Çağdaş Marksist düşünür, Fransız Komünist Partisi’nin bir dönem önde gelen akademisyen sözcüsü Louis Althusser’den (1918-1990) bir şey okumamış olmam, kendisi bugün bir zamanki popülerliğine sahip olmasa da kuşkusuz büyük eksikliktir.

Devamını Oku
15.04.2026
Marksizmi yeniden okumak

İnsana insan olma niteliğini kazandıran üç temel olgu olduğunu düşünüyorum.

Devamını Oku
08.04.2026
Frankofoni ve Macron’un mesajı

Frankofoni (fancophanie) terimi Hachette sözlüğünde Fransızca konuşan halkların siyasal-kültürel birliği (topluluğu) olarak açıklanıyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (3)

1982 yılını cezaevlerinde geçirdim.

Devamını Oku
25.03.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (2)

Masamda dört cezaevi mektubu var.

Devamını Oku
18.03.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)

Yazıya başladığım bugün 9 Mart Pazartesi, akşama doğru.

Devamını Oku
11.03.2026
Orhan Velinin evi

13 Nisan 1914’te sabah saat 7’de Beykoz’da ailesinin oturduğu ahşap bir köşkte dünyaya gelen Orhan Veli Kanık, Ankara’da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukura bir akşam vakti düşüp birkaç gün sonra 14 Kasım 1950’de İstanbul’da Cerrahpaşa hastanesinde beyin kanaması tanısıyla yaşama veda ettiğinde sadece 36 yaşındaydı.

Devamını Oku
04.03.2026
Kötülüğün sınırı

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım...

Devamını Oku
25.02.2026
Özgür Özel’le buluşma

Özgür Özel’le on yılı aşkın bir süre önce Salihli Şiir İkindileri sırasında tanışmıştık.

Devamını Oku
18.02.2026
Hiç bahar olmadı...

Bu hafta köşemi, kardeşim, sevgili yol arkadaşım Orhan Aydın’ın, sevgili kızı Eylem Şafak’ına yürek burkan seslenişine bırakıyorum.

Devamını Oku
11.02.2026
Tunç Soyer neden hapiste?

Tunç Soyer benim için yüzünden gülümseyişi hiç eksik olmayan bir insandır.

Devamını Oku
04.02.2026
Ne kadar yapay değiliz?

Yapay zekâ konusu zihnimi kurcalamayı sürdürdüğünden özlü ve özet bir tarif için internete bir daha baktım.

Devamını Oku
28.01.2026
Kardeş İran’ı düşünürken

Doğu sınırımızda yer alan İran, Türkiye’nin iki katını aşan yüzölçümü (1.648.195 km2 ) ve yaklaşık 86 milyon nüfusuyla en büyük sınırdaşımızdır.

Devamını Oku
21.01.2026
Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025