Hapishanelerden yükselen çığlıklar (4)
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Hapishanelerden yükselen çığlıklar (4)

13.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Adalet Bakanlığı’nın bir genelgesi mi yoksa Şakran kadın kapalı cezaevi yönetiminin keyfi kararı mıdır bilmem; mahkûmlardan boyunlarında üzerinde işledikleri suçun yazılı olduğu bir suçlu kimliği taşımaları isteniyor.

Bu kimlik yoksa, ziyaretçi görüşüne çıkarılmıyorlar. Revire götürülmüyorlar. Telefon görüşmelerine izin verilmiyor. Böylece mahkûmiyetlerine bir de süresiz hücre cezası eklenmiş oluyor.

Bunun ne demek olduğunu daha iyi anlamak için Şakran kadın kapalı cezaevinde bu uygulamaya karşı süresiz açlık grevinin yüzüncü gününü geride bırakan Tuğçenur Özbay’ın kamuya seslenişine kulak verelim:

“Soma katliamı olduğunda dışarıdaydım. ‘Katledenler yargılansın’ pankartı açtığım için gözaltına alındım. Amasra katliamında tutsaktım, kaldığımız koğuşun duvarlarına pankart astım. Madenciler Ankara’da direnirken onlarla aynı anda ben de açtım ve süresiz grevimin 90. gününde onların zaferiyle coşkulandım. Madenciler ‘Açız yoksuluz çıplağız’ diye haykırdılar, ben de ‘Açım tutsağım haklıyım’ diyorum. Bugün direncimi dün yaratılan mücadele geleneklerinden ve yarına katıksız inancımdan alıyorum. Elimden almak istedikleri tam da bu direnç. Ailemizin, sevdiklerimizin karşısında yüzümüz eğik olsun istiyorlar. Yüz eğecek bir suç işleyenler varsa halka zulmedenlerdir. Hapishanede var olan haklarımızı, telefona, ziyarete çıkma gibi; suçlu kimliği bulundurmadan kullanmamız yasak. Bu kanunsuz uygulamaya karşı açlığımın 100. günü. Yüzümü eğecek bir suç işlemedim. Yüzüm daima halka, hak olana, adalete dönük oldu. Yüzümüzü eğmemizi isteyenlere karşı 100 gündür direniyorum. Herkesi bu kanunsuz uygulama son bulsun diye sesimi duyurmaya çağırıyorum.”

***

Marmara 2 nolu L tipi hapishanesinden yazan Vedat Doğan 16 Şubat tarihli mektubunda bu suçlu kimliği dayatmasının “80 cuntasının ürünü” olduğunu belirtiyor.

Sincan kadın kapalı hapishanesinden 17 Mart tarihli mektubunda aynı konuda Seher Adıgüzel, “Aklıma o korkunç toplama kampları ve çizgili pijamaların üstündeki numaralar geliyor” diye yazıyor.

Almanya’da doğup büyüyen, hatta Alman vatandaşlığı da olan Seher Adıgüzel Grup Yorum üyesi ve iki yıldır tutsak.

“Ülkeme 18 yaşımda geldim. Grup Yorum’a katıldım. Şimdi 26 yaşındayım. 8 yılın çoğunu, en az 4.5 yılını hapiste geçirdim. Ben insanın inandığı değerlere uygun yaşamasını savunuyorum. Bunun sonunda dört duvar olsa da o nedenle geldiğime pişman değilim” diyor ve şöyle devam ediyor:

“İnsan hapishanede çok az eşya ve kısıtlı imkânlarla yaşayabiliyor ki hayat böyle de devam ediyor. Ama insanlık onuru olmadan ne burada ne başka bir yerde yaşanıyor. Onurun senin bu duvarlara karşı zırhındır ve onu korumazsan erirsin. Geriye sadece duvarlar kalır.”

***

Betül Varan’ın yaşadıkları Seher Adıgüzel’inkiyle benzeşiyor O da yurtdışında (Hollanda’da) doğup büyümüş 8 yıldır Grup Yorum’da bateri çalıyor ve solistlik yapıyor. Bu 8 yılda 8 defa tutuklanmış. “Tam 8 yıldır hüküm almadan sürekli tutuklanarak 5 yıldan fazla bir süre hapishanede kaldım” diye yazıyor ve şöyle devam ediyor: “Mayıs 2017’de polis işkencesinde saçlarım yolundu. Tam 8 ay kel dolaşmak zorunda bırakıldım.”

Neden mi?

Kandıra 1 No’lu F Tipi cezaevinden 11 Mart 2026 tarihli mektubunda Betül Varan bu nedeni (nedenleri) şöyle sıralıyor: “Sadece kurumumuz İdil Kültür Merkezi’nde bulunmak. Grup Yorum emekçisi olmak. Gözaltında yapılan işkenceyi teşhir etmek. Kendi vatanında mücadele etmek.”

***

Marmara (Silivri) 2 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nden yazan Muharrem Cengiz Grup Yorum üyesi olduğu için ağır cezalı olarak hapiste. “Bizden ve şarkılarımızdan neden bu kadar korkuyor ve bizi tehlikeli ilan ediyorlar” diye soruyor ve kendi sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Grup Yorum’un tehlikesi ne melodide ne sözde ne sestedir. TEHLİKE bu şarkıların insanlara YALNIZ DEĞİLSİN demesindendir.”

***

Önümdeki son iki mektup Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi’nden, Tülin Karakullukçu ve Lerzan Caner’den. İkisi de “Emekli Meclisi” üyesi ve “suç”ları, öteki tutuklu arkadaşları gibi 16 milyon emeklinin haklarını savunmak.

Kapısı kırılarak girilen evin talan edilircesine sözüm ona aranması. Kelepçelenerek saatler süren yolculukla Vatan Emniyet siyasi şubeye götütürülüş. Buz gibi nezarette kısıtlı su ile her saati ve günü psikolojik şiddet ve işkence olan 4 gün gözaltı. Tülin Hanım’ın 9 Nisan’da yazdıkları savaşta düşmana bile uygulanamayacak bir zulümdür.

Tıpkı onun gibi suçu emekli haklarını savunmak olan ve aynı zulüm yaşatılan Lerzan Hanım’ın 14 Nisan tarihli mektubundan tutuklu Emekli Meclisi üyelerinin açlık grevine başladıklarını öğreniyoruz. Yine Lerzan Hanım (vicdansız bir el tarafından her sayfasına okumayı güçleştirmek istercesine tam da yazıların üstüne GÖRÜLMÜŞTÜR damgasının vurulduğu) mektubunda Şakran cezaevindeki hak gaspına (suçlu kartı dayatılmasına) dikkat çekiyor ve (turistlerle tuzu kuru bizimkilerin keyif çattıkları Antalya’da) kuyu tipi zindana karşı süresiz açlık grevlerinin dökümünü veriyor: G. Türkoğlu 258 gün, T. Sağaltıcı 258 gün, H. Özen 239 gün.

Sevgili ülkemizde durum budur.

Yazarın Son Yazıları

Hapishanelerden yükselen çığlıklar (4)

Adalet Bakanlığı’nın bir genelgesi mi yoksa Şakran kadın kapalı cezaevi yönetiminin keyfi kararı mıdır bilmem; mahkûmlardan boyunlarında üzerinde işledikleri suçun yazılı olduğu bir suçlu kimliği taşımaları isteniyor.

Devamını Oku
13.05.2026
Butlan mutlan

Nelerdi onlar şimdi anımsamıyorum ama siyasal yaşamımızın ortasına kimi kez ve genellikle anlamı uzmanlar dışında pek bilinmeyen Arapça ya da Batı dillerinden bir sözcük düşer.

Devamını Oku
06.05.2026
Ege’den seslenen şiir

Doğma büyüme Egeli şair Hüseyin Yurttaş (1946, Foça’nın Kozbeyli köyü) son dönem şiirlerini “Susuyor Şimdi Zaman” adıyla geçen yıl kitaplaştırdı (Tekin Yayınevi).

Devamını Oku
29.04.2026
Onuncu kurban

Kahramanmaraş’taki okul faciasında kurban sayısı şimdilik dokuz.

Devamını Oku
22.04.2026
Marksizmi yeniden okumak (2)

Çağdaş Marksist düşünür, Fransız Komünist Partisi’nin bir dönem önde gelen akademisyen sözcüsü Louis Althusser’den (1918-1990) bir şey okumamış olmam, kendisi bugün bir zamanki popülerliğine sahip olmasa da kuşkusuz büyük eksikliktir.

Devamını Oku
15.04.2026
Marksizmi yeniden okumak

İnsana insan olma niteliğini kazandıran üç temel olgu olduğunu düşünüyorum.

Devamını Oku
08.04.2026
Frankofoni ve Macron’un mesajı

Frankofoni (fancophanie) terimi Hachette sözlüğünde Fransızca konuşan halkların siyasal-kültürel birliği (topluluğu) olarak açıklanıyor.

Devamını Oku
01.04.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (3)

1982 yılını cezaevlerinde geçirdim.

Devamını Oku
25.03.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (2)

Masamda dört cezaevi mektubu var.

Devamını Oku
18.03.2026
Hapishanelerden yükselen çığlıklar (1)

Yazıya başladığım bugün 9 Mart Pazartesi, akşama doğru.

Devamını Oku
11.03.2026
Orhan Velinin evi

13 Nisan 1914’te sabah saat 7’de Beykoz’da ailesinin oturduğu ahşap bir köşkte dünyaya gelen Orhan Veli Kanık, Ankara’da belediyenin kazıp, açık bıraktığı çukura bir akşam vakti düşüp birkaç gün sonra 14 Kasım 1950’de İstanbul’da Cerrahpaşa hastanesinde beyin kanaması tanısıyla yaşama veda ettiğinde sadece 36 yaşındaydı.

Devamını Oku
04.03.2026
Kötülüğün sınırı

Yazılarımdan birinde insan ile hayvan arasındaki en temel ayrım nedir diye sormuş, sorumu kendim şöyle yanıtlamıştım...

Devamını Oku
25.02.2026
Özgür Özel’le buluşma

Özgür Özel’le on yılı aşkın bir süre önce Salihli Şiir İkindileri sırasında tanışmıştık.

Devamını Oku
18.02.2026
Hiç bahar olmadı...

Bu hafta köşemi, kardeşim, sevgili yol arkadaşım Orhan Aydın’ın, sevgili kızı Eylem Şafak’ına yürek burkan seslenişine bırakıyorum.

Devamını Oku
11.02.2026
Tunç Soyer neden hapiste?

Tunç Soyer benim için yüzünden gülümseyişi hiç eksik olmayan bir insandır.

Devamını Oku
04.02.2026
Ne kadar yapay değiliz?

Yapay zekâ konusu zihnimi kurcalamayı sürdürdüğünden özlü ve özet bir tarif için internete bir daha baktım.

Devamını Oku
28.01.2026
Kardeş İran’ı düşünürken

Doğu sınırımızda yer alan İran, Türkiye’nin iki katını aşan yüzölçümü (1.648.195 km2 ) ve yaklaşık 86 milyon nüfusuyla en büyük sınırdaşımızdır.

Devamını Oku
21.01.2026
Zulüm devri

Ülkelerin yaşamında çeşitli sıfatlarla nitelelenen dönemler, eski adıyla devirler vardır.

Devamını Oku
14.01.2026
Venezüella’da olan

Venezüella’da olan, uluslararası hukukun, Maduro’ya bir insan olarak yapılanlar bakımından insan haklarının hiçe sayılmasıdır.

Devamını Oku
07.01.2026
Yeni bir yıla doğru

İnsanlık iki hafta sonra yeni bir yıla giriyor.

Devamını Oku
17.12.2025
Barbarlar

İzlenebilecek bir film arayışında TV kanallarında gezinirken Güney Afrikalı-Avusturyalı romancı John Maxwell Coetzee’nin aynı adlı romanından sinemaya aktarılmış “Barbarları Beklerken”e rastladım.

Devamını Oku
10.12.2025
Ümmet

Haftada bir kez yazmanın “trajedi”si, sizin yazmayı tasarladığınız güncel bir konunun sizden önce başka yazarlarca yazılması oluyor.

Devamını Oku
03.12.2025
İmralı

Başka ülkelerde de öyle midir bilmem ama bizde siyasal örgütler arasında bir konu tartışılırken sanki irdeleyici-çözümleyici akıldan çok duygular-suçlamalar egemen oluyor.

Devamını Oku
26.11.2025
İddianame

Türkiye’de bugün hukukla ilgili kurumların en az güven duyulan kamusal kurumlar arasında en ön sırada yer aldığını, bu kurumların giderek siyasal erkin hukuk bürolarına dönüşmekte olduğunu iddia ediyorum.

Devamını Oku
19.11.2025
İki şiir

Gazetemiz Cumhuriyet ve Kadıköy Belediyesi’nce 7-9 Kasım günlerinde Kadıköy’de düzenlenen şiir günlerinde...

Devamını Oku
12.11.2025
Seraf Özer’in konuşması

Esenyurt’un tutuklu belediye başkanı Prof. Dr. ve yazar sayın Ahmet Özer’in kızı ve avukatı sayın Seraf Özer’in 31.10.2025 tarihindeki Aile Dayanışma Ağı’ndaki konuşmasında söylediklerini bir ölçüde özetleyerek de olsa okurlarımla paylaşmak istedim...

Devamını Oku
05.11.2025
Zulümle imtihan

Yazımın adı ne olmalı diye pazar gecesinden beri, şu sözcükleri yazmakta olduğum pazartesi öğleye kadar düşündüm.

Devamını Oku
29.10.2025
Hayâsız

İkinci a harfi üzerinde düzeltme (ya da inceltme, şapka vb.) işareti ile hayâ, utanma, utanç duygusu anlamına gelen bir sözcük.

Devamını Oku
22.10.2025
Sosyal demokrat bir lider nasıl olmalıdır?

Genç arkadaşım, değerli dostum ve düşündaşım profesör Okan Toygar’ın benimle yaptığı söyleşiler toplamı bir iki hafta önce bir nehir söyleşi olarak “Hayatımız Güzeldir” başlığı ve “Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” alt başlığı ile yayımlandı.

Devamını Oku
15.10.2025
Grup Yorum 40 yaşında

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Yıldız Üniversitesi Şehir Planlama öğrencisi dört arkadaşın (Ayşegül Yordam, Metin Kahraman, Tuncay Akdoğan, Kemal Sahir Gürel) birlikte 1985 yılında kurdukları Grup Yorum, içinde bulunduğumuz 2025 yılında kırk yaşına basmış oluyor...

Devamını Oku
08.10.2025
Kara mizah

Zihnimde beliren kavramın karşılığını ve açıklamasını bulmak için internete baktığımda kara komedi de denen kara mizah kavramının en yakın açıklamasını TDK sitesinde buldum...

Devamını Oku
01.10.2025
Kara Bir Rüzgâr

Kara bir rüzgârdı üstünde bir yurdun...

Devamını Oku
24.09.2025
Erdem ve Erdemsizlik Üzerine

Utanç insana özgü bir duygu sanılır...

Devamını Oku
17.09.2025
Türk Türkçe Türkiye

Türkler Türkiye’yi oluşturan etnik unsurlardan sadece biri mi; yoksa öncü-kurucu etnik grup olarak aynı zamanda ülkeye adını veren topluluk mudur?

Devamını Oku
10.09.2025
30 Ağustos ruhu ve karşıtlığı

30 Ağustos ruhu; akıl, öngörü ve cesaret demektir.

Devamını Oku
03.09.2025
Felsefenin tesellisi

Geçen yaz okumayı tamamlayamadığım başucu kitaplarımdan biri de Roger Scruton adlı yazarın Modern Felsefenin Kısa Tarihi adlı yapıtıydı.

Devamını Oku
27.08.2025
Bir günün sonunda can sıkıntısı

Sonu gelmezce üst üste yığılan sıkıntılara Aydın’daki inanılması güç olay eklendi.

Devamını Oku
20.08.2025
Bir ahlak dersi

Tasarladığım yazının adını “Bir dilbilgisi dersi” olarak duyurmuştum. Sonradan yukarıdaki başlığı daha uygun gördüm.

Devamını Oku
13.08.2025
Etnik aidiyet ve ulus devlet

Prof. Dr. Hikmet Sami Türk’ün 28 Temmuz tarihli Cumhuriyet’te “Devlet yöneticilerinde ırk ve din farkı aramak” başlıklı bir yazısı yayımlandı.

Devamını Oku
06.08.2025
Kuraklık

Ülkemizin (bu demektir ki insanlığın) sorunlarına duyarlı bir arkadaşımdan aldığım mesajda Birleşmiş Milletler’e bağlı bazı kuruluşlarca hazırlanan raporlarda Türkiye’nin 2030 yılında su fakiri ülkeler statüsüne gireceğinin bildirildiğini öğrendim.

Devamını Oku
30.07.2025