Barbaros Çetin

Lyme hastalığı için acil eylem planı

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Mayıs ayı dünyanın birçok ülkesinde Lyme hastalığı ile mücadelede büyük protestoların yapıldığı yoğun bir dönem. Bu ay boyunca birçok ülkede ilgili sivil toplum örgütleri tarafından yapılan aktivite ve protestolarla, dünya çapındaki salgın hakkında farkındalık yaratılmaya çalışılıyor.

Başta ABD olmak üzere bazı ülke parlamentolarında sert tartışmalarla gündeme geliyor. Örneğin ABD’de “Lyme Yasa Tasarısı” 1998 yılından beri Temsilciler Meclisi’nde kabul ediliyor, Senato’dan geçmediği için Yasa haline gelemiyor. 14 Eyalet’te yasa tasarılar üzerinde ciddi çalışmalar yapılmakta, son 2 yılda 7 eyalette (Conneticut, Maryland, Minnesota, New Jersey gibi) ise tasarılar yasalaşmış durumda. Amaç 50 eyaleti kapsayan ortak bir Lyme yasa tasarısını kabul ettirmek. Sigorta şirketleri ve ilaç firmaları ise karşı çıkıyorlar! Lyme’ı tedavi eden doktorları (LLMD) ve hastaları güvence altına alan yasa tasarısı Kanada’da Yeşiller Partisi’nin öncülünde kabul edildi. Şu sıra Avustralya Parlamentosu’nda ciddi tartışmalar var. Devlet sağlık yetkilileri Lyme’ın ülkede yaygın olmadığını iddia ediyor. Maalesef dünyadan bihaber siyaset ülkemizde her şeyi kilitlediği için, bizler henüz bu konunun aciliyetini anlayamıyoruz.

Lyme hastalığı nedir?

1970’li yıllarda ABD’nin Connecticut eyaletinde Lyme kasabasında gençlerde yaygın şekilde romatizma benzeri bulguların ortaya çıkması ile başlayan araştırmalar sonucu, bu hastalığa “Borrelia burgdorferi” isimli spiroket bakterinin sebep olduğu 1981 yılında Dr. W. Burgdorferi tarafından tespit edilmiştir. Başta keneler olmak üzere sivrisinek, bit, pire, atsineği gibi kan emen canlılarla insan ve hayvanlara bulaşmaktadır. Anne sütü, çiğ süt, kan nakli, organ nakli, cinsel yolla geçtiği bilinmektedir. Bu nedenlerle salgın haline gelmiştir. 350’den fazla hastalığı taklit ediyor.

Aradan geçen 40 yılda Lyme hastalığının yalnızca romatizma benzeri tabloya yol açmadığı, aynı zamanda vücuda yerleştiği bölgeye göre birçok farklı belirti ile ortaya çıkabileceği anlaşıldı. Bu belirtilerin birçoğunun diğer hastalıklarla karıştırılması nedeniyle hastalık dünyada “Büyük Taklitçi” ismiyle anılmaya başlandı. Şu ana kadar yapılan araştırmalar Lyme hastalığının 350’den fazla hastalığı taklit edebileceğini gösterdi. Taklit ettiği bu hastalıkların başında günümüzde hızla yaygınlaşan kronik yorgunluk, huzursuz bacak sendromu, egzama, fibriyomiyalji, epilepsi, MS, ALS, lupus, Alzheimer, Parkinson, romatoid artrid, otizm, hiperaktivite ve dikkat eksikliği, kalp hastalıkları, kalp krizi, behçet, göz, çölyak, alerji, beyin tümörü, migren, tiroid hastalıkları-haşimato, kronik baş ağrısı, fetus ölümü, düşük, birçok cilt ve kas hastalıkları gelmektedir.

Acilen ne yapmalıyız?

Salgın Hastalıkları Önleme Merkezi’nin (CDC) Lyme’ın üzerinde gitmeye başlamasıyla ABD’de her yıl 300 bin kişinin hastalığa yakalandığı ortaya çıkmıştır. Tanı konmamış kişilerle birlikte bu rakamın her yıl 4 milyona yakın olduğu tahmin edilmektedir. ABD’de yıllık yapılan Lyme testi miktarı 3 milyon civarındadır. Son raporlara göre ABD’de 25 milyon, Çin’de ise 75 milyon Lyme hastası bulunmaktadır. Sağlık bildirimlerinin daha sıkı olduğu Almanya’da ise her yıl 1 milyon yeni Lyme hastası resmi kayıtlara geçmektedir. Fransa’da 15 bin, Finlandiya’da 15 bin, İspanya’da 40 bin ve Danimarka’da 50 bin yeni vaka bildirilmektedir. Tüm bu gerçeklere rağmen sağlık çevreleri Türkiye’de Lyme vakalarının çok nadir olduğunu söylemektedirler! Gezegenimizde hızla yayılan “ultra süper spiroket bakteri”nin daha fazla acı ve yıkıma yol açmasını istemiyorsak; ülke olarak Lyme hastalığı ile mücadele için “Acil Eylem Planını” bir an önce hayata geçirmek zorundayız.


Yazarın Son Yazıları