23 Nisan’dı ya, iktidar siyasetçilerinin dilinde benzer cümleler vardı: Çocuklar “bizim için” gelecekti, hazineydi, teminattı... Gördükçe, okudukça, duydukça bazı çocuklar geldi aklıma.
Hakkında Anayasa Mahkemesi’nin iki kez hak ihlali kararı verdiği Tayfun Kahraman’ın kızı Vera da hazine miydi mesela devletimiz için?
Tek suçu rant çetelerine ve tarikat vakıflarına direnmek olan Ramazan Gülten’in kızı Maya da geleceklerinin teminatı mıydı örneğin?
Sırf bu topraklarda insanlar mutlu olsun diye gazetecilik yapan babaları Alican Uludağ’ın, gözleri önünde cezaevine gönderilişine tanık olan Güneş ve Doruk da kıymetli miydi o kravatlı büyükler için?
Kurduğu televizyon kanalına çökmek için hapse atılan Merdan Yanardağ’ın çocuğu Cem misal, o da yarınları mıydı ona cezaevi yolunu ezberletenlerin?
Babası Resul Emrah Şahan’ı alıp götürdükleri evlerinin kapısına “Polisler buraya giremez” notu asan 6 yaşındaki Deren de miraslarının bekçisi miydi acaba?
İsim çok. Bayram tebriklerinde bile çocukları bugünün öznesi yapmayıp varlık sebeplerini hep yarına bırakanların, bugünün çocuklarına yaşattığı gerçek bu. Kutlu mu olsun?
CİNSEL SÖMÜRÜ RAPORU
İstanbul Barosu tarafından hazırlanan, çocuk işçiliği ve MESEM uygulamalarını konu alan 23 Nisan özel yayınını inceliyorum. Baroya bağlı Çocuk Hakları Merkezi’nin öncülüğünde 34 yazarın katkılarıyla hazırlanan çalışmada çok çarpıcı bilgiler var.
Örneğin, “Hizmet sektörü adı altında çocukların cinsel sömürüsü: Jeffrey Epstein belgeleri ve Ankara pavyonları vakaları” başlıklı yazı... İşte avukatlar Fırat Çiçek ve Ezgi Başyazıcıoğlu tarafından hazırlanan o bölümden bir kesit:
“Çocuklara Yönelik Ticari Cinsel Sömürüyle Mücadele Ağı’nın hazırladığı Turizm ve Seyahatte Çocukların Ticari Cinsel Sömürüsü Türkiye Raporu’nda hizmet sektöründe çalışan çocuklara yönelik cinsel sömürünün endişe verici düzeyde olduğu aktarılmıştır. Raporda çocuklar ile yapılan görüşmeler sorunu açıklar niteliktedir. Görüşülen Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü öğrencilerinin yüzde 74’ü, turizm ve seyahatte çocukların cinsel sömürü mağduru olduğunu düşünüyor. Otellerde ve rehberlik bürolarında stajyer olarak çalışan bazı kızlar cinsel sömürüye maruz kalıyor. Antalya’da bir otel yöneticisinin anlatımı raporda şöyle yer alıyor: ‘Turizmde kalifiye elaman bulmak çok zor. Çünkü stajyer adı altında çoğu öğrenci köle gibi ya belirli bir maaşla ya da parasız otellerde çalıştırılır. Otel departman müdürleri, çalışanlar tarafından da istismara uğrayanlar oluyor. Türk stajyerlerde de aynı durum yaşanıyor. İlk defa denizi gören, çoğu farkındalığı hiç olmayan çocuklar da fuhuşta otel içinde ve dışında kullanılabiliyor. Bunu bu sektörde sürekli duyuyoruz.’”