Kılıçdaroğlu’nun yargısı
Barış Pehlivan
Son Köşe Yazıları

Kılıçdaroğlu’nun yargısı

19.06.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Görüyoruz ki Kemal Kılıçdaroğlu’nun şu sıralar en sevdiği kelime şu: “Aklansınlar!” Haklarındaki iddiaları gerçek kabul edip partiden uzaklaştırdığı CHP’lilere diyor bunu. Aynı soruşturmalarda şüpheli olan ama kendisine biat ettiği için olsa gerek yeni yol arkadaşı yaptıklarına demiyor. İddianame diyor, delil diyor, suç diyor. İşte bunlardan, diyor. Yargıyı işaret ediyor, adalet saraylarının adresini veriyor, savcıların ve hâkimlerin kapılarını gösteriyor. İşte buralarda, diyor. Soruşturulun, yargılanın, beraat alın diye şart koşuyor. Aklanın ey CHP’liler, öyle gelin! Diyor.

Mesele bireysel ve kendi yakın çevresinde bir dönüşüm öyküsü olsaydı, belki bu kadar dert etmez, sadece “Nereden nereye” derdik. Ama işte dünümüzü, bugünümüzü, yarınımızı ilgilendiriyor. O yüzden, neymiş bu aklanılacak yargı sistemi, sadece son birkaç günü hatırlatarak bir defa daha görelim.

Haber şu: Kızı H.K.G’yi 6 yaşında evlendirdiği ve cinsel istismara maruz bıraktığı gerekçesiyle 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel cezaevinden çıkarıldı. Gümüşel “sağlık sorunları” ileri sürülerek adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

Yani Kılıçdaroğlu, bu sapıkları özgürlüğüne kavuşturan yargı sistemini CHP’lilere doğru adres olarak gösteriyor.

“Cübbeli” diye bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, bu tahliye haberini “büyük müjde” olarak duyurdu. Ve ekledi: “Geçen haftalarda yaptığım iki mühim görüşmenin de inşaellah bunda olumlu bir tesiri olmuştur diye düşünüyorum.” Sahi, neydi Cübbeli’nin çocuk istismarcısını cezaevinden çıkarttırdığını düşündüğü o görüşmeler? Mesela biri, kısa zaman önce gerçekleşen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi mi? Yani, 15 Temmuz sonrası yargı sistemimize giren “hüsnü şehadet” yani “kefil olma” düzeni mi?

Yani Kılıçdaroğlu, tarikat şeyhlerinin kefilliğiyle cezaevinden adam çıkaran yargı sistemini CHP’lilere doğru adres olarak gösteriyor.

H.K.G’nin yaşadıklarını Türkiye nasıl öğrendi? BirGün’den gazeteci dostumuz Timur Soykan’ın sayesinde. Bu haberi nedeniyle İsmailağa cemaatinin hedefinde olan aynı Timur Soykan için savcı birkaç gün önce 9 yıl 6 aya kadar hapis istedi. Neden biliyor musunuz? “Darbe sürüyor. Halkın iradesi gasp ediliyor. Sandığın manası kalmıyor” dediği için.

Yani Kılıçdaroğlu, bir gazeteciyi gerçekleri yazdığı için yıllarca hapiste tutmak isteyen yargı sistemini CHP’lilere doğru adres olarak gösteriyor.

Cezaevinden çıkınca tekbirlerle karşılanan Gümüşel’in kurduğu Hiranur Vakfı’nın kaçak binasını kim mühürledi, biliyor musunuz? Böylesi kararlara imza atmasının bedelini bugün cezaevinde ödeyen İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten. Şairin “İstanbul’un fethini gören şehir” diye adlandırdığı Üsküdar’ı kötü yapılaşmadan kurtarmak istediği için saldırıya uğrayan ama o saldırıya dair davası yıllardır sonuçlanmayan Ramazan Gülten. “Gecemi gündüzüme katarak bizi yetiştiren Cumhuriyete, vergileri ile maaşımızı ödeyen vatandaşa, okumamızı, yetişmemizi sağlayan ailemize borcumuzu ödemek için çabaladım” diyen Ramazan Gülten.

Yani Kılıçdaroğlu, tarikatların kaçak yapılarına göz açtırmamanın bedelini, çocuğunun doğumunu bile görememekle ödeyen namuslu bir bürokratın esir alındığı yargı sistemini CHP’lilere doğru adres olarak gösteriyor.

Alın işte, sadece son bir haftanın yargı düzeni. Suçlunun serbest kaldığı, gerçeği yazanın hapsedildiği, kaçak tarikat binasını mühürleyenin ise esir alındığı bir düzende kim, kimin mahkemesinde nasıl aklanacak? Kılıçdaroğlu’nun CHP’lilere doğru adres olarak bu enkazı göstermesi trajik bir yanılgıdan daha fazlasıdır.