Çocukla evlenmek isteyen cemaat lideri
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Çocukla evlenmek isteyen cemaat lideri

20.01.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bir tarafta “Dayanamıyorum” diyerek kendisini aşağıya bırakan bir çocuk. Öte yanda devlet desteğiyle örgütlenmiş bir cemaat. Bir tarafta atılmış bir çığlık. Öte yanda sesleri yumrukla bastıran ensesi kalın adamlar.

Enes’in intiharından sonra tartışma yine başladı. İktidardakiler cemaat eleştirilerine karşı defansa geçerken, muhalefettekiler cılız konuşmalar yaptı. En çok da “Enes’in ailesinin rızası var, size ne oluyor” demelerine şaşırdım. Ailenin rızası her şey mi?

Biz bu tartışmayı yaparken, gazetelerin iç sayfalarında bir haber vardı. Konu Adnan Oktar cemaati idi. Yargılanan ise bir anne:

“İstanbul’da 2013 yılında 9 yaşındaki öz kızı S.M’yi, tanıştırdığı Adnan Oktar’la evlenmesini isteyip tacizde bulunmasına göz yumduğu iddiasıyla tutuklanan anne Dilek Ç. ilk kez hâkim karşısına çıktı.”

Haber, sosyal medyaya taştı. Oktarcılar liderlerine iftira atıldığını söylediler. Anne Dilek Ç’nin de kendilerini doğruladığını anlatıyorlardı.

Peki, kim haklıydı?

11 YAŞINDA EVLİLİK

Mahkeme kayıtlarına göre S.M., 2003 doğumlu. 2007 yılında İran asıllı babası ile annesi Dilek Ç. boşandı. Velayet annesinde kaldı. Anne daha sonra yeniden evlendi. İsviçre’ye yerleşti. İki ülke arasında bir hayat sürmeye başladı.

Derken...

Dilek Ç., Adnan Oktar cemaati ile tanıştı. Müridi oldu. Hatırlayın, o günlerde cemaat devletin başköşesinde ağırlanıyor, siyasetçiler cemaat yayınlarında yer buluyordu.

Küçük S.M., başından geçenleri önce dayısına, sonra İran’daki babasına anlattı. S.M’nin avukatının 2014 tarihli şikâyet dilekçesinden aktarayım:

“Davalı anne, henüz 11 yaşındaki S.M’yi 50 küsur yaşında zengin ve nüfuzlu bir adamla imam nikâhlı evlendirmeye çalışmaktadır.”

İşte o dilekçede şu ayrıntı dikkat çekiciydi:

“Mağdur küçük ile davalı annesinin konuşmalarını içeren ses kayıtlarını içeren bir adet CD mevcuttur.”

Küçük S.M., annesinin kendisini neye zorladığını büyüklerine anlatabilmek için, konuşmalarını kayıt altına almıştı.

GİT FERRARİ’YE BİN

Konuşmaların yer aldığı tutanakları açtım. Gördüklerime inanamadım. Sayfalar dolusu konuşmada, anne, küçük kızını Oktar ile evlenmeye ikna etmeye çalışıyordu.

İlk kayıtta şöyle:

“Anne Dilek Ç.: Evet, yaşlı bir adam ama kral. Git Porche’ye bin, Ferrari’ye bin, Boğaz’da evin olsun

(…)

S.M.: İşte problem ne biliyor musun? Çok yaşlı ya... Ben evlendiğim zaman benden bir şeyler bekliyor.

Anne: Genç olsa ne oluyor? Aha Salih! Genç, beş parasız yaşıyorlar.

S.M.: Ama çok yakışıklı bir çocuk Salih.

Anne: Mal! Yakışıklı senin giyinmeni sağlıyor mu?

S.M.: Ama işte her şey gerçekten para mı anne?

Anne: Evet! Şimdi küçüksün büyüyünce anlarsın. Benim şimdi hizmetçim olsa, kadın yemeğimi yapsa, temizliğimi yapsa...”

ANNE, YAN ODADA KALACAK

Bir başka ses kaydında cemaatten Arzu Ç’nin de dahil olduğu üç kişilik bir konuşma var. Nikâh yaşının, “aynı odada kalma” yaşının kaç olduğu tartışılıyor:

S.M.: (Adnan Oktar) 13 buçuk yaşında tamamsın dedi. 11 yaşındayım şu an.

Anne: Hayır buluğa erecek yaşını söylemiş o, iki sene sonra buluğa eriyorsun.

S.M.: Adamın cinleri var ha!

Anne: ‘Adamın’ deme terbiyesiz, ‘hocamın’!

S.M.: Hocamın, hocamızın, canımın, aşkımın!

Anne: E zaten cinleri var, söyledi ya! ‘Cinci talebem var’ dedi. Her şeyi biliyor.

S.M.: 16 yaşında da evlerine gideceğiz beraber dedi. S.M. ile biz aynı, yani ben ve o aynı odada kalacak, annem de yan odamızda kalacak.

Anne: Ay kız! Bana ‘annemiz’ dedi. Kız... Annemiz... Ay uçacaktım neredeyse!

(...)

S.M.: Ama sadece Arzu Abla, benim için problem 58 yaşında olması.

Anne: Ayyy salak! O kudrette bir insan 58 değil, 90 yaşında olsa ne olur? Deli!

S.M.: Yani soruyorum.

Anne: Kızım teknoloji diye bir şey var, yaşlanma mı kaldı? Millet yaşıyor kaç yaşına kadar.

Arzu: Çok büyük fırsat, eşi benzeri yok biliyorsun yani bu dünyada.

(...)

S.M.: Sen niye yan odamızda kalıyorsun, aynı odada kalmıyorsun bizimle, ben onunla aynı odada kalıyorum?

Anne: Kızım bana da nikâh düşmüyor. Ben de aynı odada sizinle kalabilirim. Çünkü annesi olacağım onun.

S.M.: Sana nikâh düşemez. İkimize birden nasıl nikâh yapsın anne?

Anne: Öyle değil, öyle değil, günah olmuyor!”

‘VERDİM GİTTİ’

Uzun konuşmalarda küçük S.M’nin annesinden istenmesi hikâyesi de var:

S.M.: O anda sordu. ‘S’yi verdin mi bize, verdin mi bana’ dedi. O da ‘Verdim gitti’ dedi. Ama orada bana sorulması lazımdı yaa!

Anne: Sus be! Sana ne soracağım?

Anne: 10 yaşında bir çocuğa ne soracak? ‘Bana gelecen’ mi diyecek? Allah Allah!

S.M.: Ama sen gitmeyeceksin anne, ben gideceğim!

Anne: Evet. Valla millet Hoca’nın peşinde, Hoca senin peşinde, daha ne istiyorsun? Beni alsa, ben koşa koşa giderim her şeyimi bırakıp.

Arzu: Ay bu nasıl bir nimettir, farkında ol tatlım. Valla çok büyük bir nimet bu.”

HOCA ÇOK YAKIŞIKLI

Anne Dilek Ç., kızını ikna için uzun konuşmalar yapıyor:

Anne: Zengin bir adam, güçlü bir adam, maddiyati olan bir adam, her anlamda gücü olan bir adam, hayatına bak... Gel benim gibi sürünme. Bulaşık yıka, temizlik yap... Bak görüyorsun herkesin hayatını... Beren’in kocasını gördün mü sen? Ne kadar çirkin bir adam. Beren ne kadar güzel bir kız.

S.M.: Hocayla evleneyim diyorsun?

Anne: Herkes evleniyor çirkin adamlarla. Vallahi Beren’in kocası benim kocamdan çirkin.

S.M.: Ama Hoca da çirkin.

Anne: Hiç de değil, çok yakışıklı!

S.M.: Ama yaşlı!

Anne: Hocam dediklerini duysa ne kadar üzülür biliyor musun! Sana söylüyorum, şu laflarına dikkat et diye, terbiyesiz!”

‘O ÇOK GÜZEL BİR HANIM’

Söz konusu kayıtları dinleyen Türk yargısı ne mi yaptı? Yıl 2014’tü. Oktar cemaati oldukça güçlüydü. Müritleri bakanlarla poz veriyordu...

Mahkemedeki anne baba kavgasında “Kim bu hoca” diye soran olmadı. Adnan Oktar’ın adı, velayet kavgasına karıştırılmadı. Çocuk babaya “mecburen” verildi. Duruşmadan S.M. ile çıkan baba, taksiye bindi. Hızla İran konsolosluğuna gitti. Oktar’ın adamlarının arabaları, babayı durdurmak için takipteydi. S.M. ve babası gizlice havaalanına giderek Türkiye’yi terk etti.

Dört yıl sonra, 2018 yılında, Oktar cemaatine yapılan operasyonda, bu kez meselelerden biri S.M. idi. Küçük S.M’nin Oktar’ın yatağında çekilmiş fotoğrafı, lüks evindeki pozları, televizyonda Oktar’ın S.M. için kullandığı ifadeler dikkat çekti:  

“Dünya tatlısı S... O çok güzel bir hanım, çok güzel bir kız. Şeker, kaymak, bal ve reçelden oluşuyor.”

Cemaatin mensupları artık hapisteydi. Baba, şikâyetçi olması için çağrıldı. O kadar güvenmiyordu ki... Yapılan anlaşmayla polis, Türkiye’ye inen uçağın içine girdi. Babaya kimlik gösterdi. Uçaktan Emniyet’e kadar birlikte gittiler. Küçük S.M. de yeni hayatını sürdürdüğü ülkeden verdiği ifadeyle şikâyetini anlattı.

Cemaatin imamlarından Tarkan Yavaş, yedi aylık firardan sonra yakalanınca, evinden anne Dilek Ç’nin nasıl ifade vermesi gerektiğinin notları da çıktı. Firardaki anne ise geçen yaz Ankara’da havalimanında yakalandı ve tutuklandı. Geçen haftaki duruşmada kendisini, üçüncü evliliğini Türkiye’de ünlü bir siyasetçinin yakınıyla yaptığını söyleyerek savundu. Tabii bu sözler de tutanaklara girmedi!

Türkiye’nin bilmediği bu olay, üçüncü sayfa haberi olarak geçip gitti. Oysa mesele; güç sahibi, siyasetçilerle iç içe bir cemaatin suçlarından biriydi. Dini hikâyeler, çocuk evliliğine gerekçe yapılmış, güç ise ikna için kullanılmıştı. Başı dönen anne, kızını kurtarmak için değil, rızası için çalışmıştı. Hadise cemaat içinden taşmış, yargıya kadar ulaşmış, onlar bile “güçlü cemaate dokunmadan” meselenin üstünden atlamıştı. Kısacası “Annenin ya da babanın oluru var” demek çocukların yaşadıkları çileye sebep olamaz!

Enes ya da S.M... Çocuk çığlıklarına kayıtsız anneler ve babalar. Yüzü güçlüye, sırtı mazluma dönük devletliler... Çocukların fısıltılarını artık duyun!

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025