Erbakan yaşasa Erdoğan’ın çılgınlığına ne derdi?
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Erbakan yaşasa Erdoğan’ın çılgınlığına ne derdi?

16.08.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gözle görülmeyen karıncalar işbirliği yapıyor. Dev yükleri birlikte kaldırıyor. Arılar, elbirliğiyle bedenlerinin binlerce katı kovanları meydana getiriyor. Organizasyon yapan canlı, gücünü kendi bedeninin ötesine taşıyor. Gelgelelim, insana geldi mi işler karışıyor. Yönetememe, kendisini en çok krizde gösteriyor.

Önce müsilaj, ardından orman yangını, sonra sel... Türkiye, felaketleri ardı ardına yaşıyor. Denizi kirletmenin, yangınlara hazırlıksızlığın, suyollarıyla hesapsız ilişkinin bedelini ödüyor. Her felaket, yönetmenin beceriksizliğini de gösteriyor.

İşte tam da bugünlerde “yaklaşmakta olanı” haber veren bir rapor çıktı. Hazırlayan ise Yeniden Refah Partisi. Rapor, “Kanal İstanbul Asla Yapılmamalı” adını taşıyor. Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın başında olduğu parti, Saadet Partisi’ni Erbakan’dan uzaklaşmakla eleştirip kurulmuştu. Haliyle partinin perspektifini, tartışmasız bir şekilde “Erbakan’ın yolu” belirliyor. Bir zamanlar “Atatürk yaşasaydı” diye başlayan cümleleri Erbakan kurardı. Rapor, “Erbakan yaşasaydı” Kanal İstanbul hakkında neler söyleyeceğini de haber veriyor. Zira, raporu hazırlayan partinin genel başkan yardımcısı Prof. Doğan Aydal, Erbakan’ın siyasete soktuğu, “Türkiye milletvekilliği” için aday gösterdiği bir isim. 

‘ÇILGIN PROJE’ SUSUZ BIRAKACAK

Peki, AKP ile ilişkisini “eğriye eğri, doğruya doğru” şeklinde kuran partinin raporunda, Erdoğan’ın “çılgın projesi” Kanal İstanbul’un, getireceği felaketler nasıl anlatılıyor?

Bir bölümü suyla ilgili. Buna göre İstanbul’un su kaynaklarının yüzde 60-63’ü Kanal İstanbul bölgesinde. Yapılması halinde kanal, bu kaynakları tahrip edecek. Bir üniversite çalışmasını referans veren raporun anlattığına göre Terkos Gölü ile Karadeniz arasındaki kumlu bölge, 140 metreye düşmüş. Kanal açılırsa, oluşacak akıntılar bu araziyi de kanala doğru taşıyacak. Terkos, Karadeniz’le birleşip kaybolacak. Sazlıdere Barajı’nın da kanal sebebiyle tamamen yok olacağını söyleyen rapor, yine bir üniversite çalışmasına dayanarak kritik bir vurgu yapıyor. Buna göre tatlı su kaynağı içeren kireçtaşı kayalarındaki sular, inşaat halinde Marmara’ya akacak. Bir başka ayrıntı ise yeraltı sularındaki azalmayla ilgili. İstanbul ve Edirne’de yeraltından çekilen su miktarlarının 2002’den bugüne yüzde 50 azaldığını söyleyen rapor, kanalın getireceği yeni nüfus dalgasının bu sürece büyük darbe vuracağını da anlatıyor. Kısacası İstanbul, “çılgın proje” ile önce susuz kalacak. 

Bir başka mesele ise hafriyat. Sadece kanaldan çıkacak hafriyatın 567 milyon ton olduğunu, çevre inşaatlarıyla bunun 3 milyar 300 milyon tona ulaşacağını söyleyen rapor, bir veri daha sunuyor. Buna göre kanal ile 82 milyon 500 bin kamyon yükü hafriyat ortaya çıkacak. Bu toprağın ortadan kaldırılması bile İstanbul’a ağır zarar verecek. 

Sadece Türkiye’nin kiri değil. On ülkeyi geçen Tuna Nehri’nin kirliliği de artık İstanbul’un sorunu haline gelecek. Rapor, Karadeniz’deki akıntıların yönüne bakarak bir sonuca varıyor: “Bu durumda Tuna’nın Karadeniz’e boşalttığı pisliklerin önemli bir kısmının Marmara’ya akacağı anlamına gelmektedir. Bugünlerde Marmara Denizi’nin başına bela olan müsilajın binlerce katını ve farklı birçok hastalığı görmemiz ve Marmara balıklarına veda etmemiz sadece zaman meselesidir.”

Bir başka felaket senaryosu ise deprem. Kanal İstanbul, aktif deprem kuşağında planlanıyor. Rapora göre olası bir deprem, kanalı kullanılamaz hale getirebileceği gibi bölgeye etkisine de artırıcı etki yapacak. 

Raporun az bilinen bir tehlikeye dikkat çeken kısmı şöyle başlıyor: “Şimdilik gözükmeyen, çok da telaffuz edilmeyen bir diğer problem de İstanbul’un yeni havalimanı sınırı ile Kanal İstanbul arasındaki mesafenin sadece 800 metre olmasıdır. (...) Bu alan, Trakya Çerkezköy Linyit Havzası olarak bilinen kömür havzalarından biridir. Hava alanının bir kısmı bölgede işlenmiş kömür ocaklarının üzerine denk gelmektedir. (...) Kanal yapılırsa, çöken bu bölgelerin İstanbul’a doğru kayması kaçınılmaz olacaktır. Zaman içinde, İstanbul Havalimanı’nın Kanal’a yakın kısmının altının boşalması da gerçekleşecektir. Bu da yeni yapılan havalimanı için büyük risk teşkil edebilir.”

SİYASİ-ASKERİ-EKONOMİK KRİZE YOL AÇACAK

Felaket senaryosu, sadece doğa ile sınırlı değil. Erbakancıların raporu, Kanal İstanbul’un ve yine dile getirilen “Kanal Çanakkale”nin Türkiye’yi hem siyasi hem askeri hem de ekonomik krize sokacağı iddiasında. AKP’nin aksine, boğazları iki yönlü koruyan Montrö Antlaşması’na sahip çıkan Refah Partisi, kanalın bu anlaşmaya zarar vereceği düşüncesinde. NATO’nun, Karadeniz’de Rusya ile gerginlik planlarına dayanarak şu sonuca varıyor: “Yaklaşık 85 yıldır olay çıkmayan Karadeniz’de filler dövüşecek, çayırlar ezilecektir.”

Güvenlik sorunları bu kadar değil. Kanal İstanbul ile Trakya’nın savunma planlarının da değişeceğini savunan rapor, Kanal İstanbul üzerindeki köprülerin de savunma zafiyeti yaratacağını ifade ederek devam ediyor: “Trakya bütünüyle savunulamaz zayıf karnımız olacak”.

Rapor, Kanal İstanbul’u ekonomik olarak da mantıklı bulmuyor. Avrupa’nın Türkiye ticaretinin birincil muhatabı olduğunu hatırlatan rapor, kanalın bu ticareti yavaşlatacağını söylüyor. Bir başka maliyeti ise şöyle tarif ediyor: “Kanal açılırken kanal çevresinde bulunan bütün yollar, elektrik, su, doğalgaz hatları tahrip olacaktır. (...) Aksayan veya üretimi duracak sanayi kuruluşlarının zararı tahmin edilemeyecek boyutlara ulaşabilir.” 

Enerji nakil hatlarıyla boğazlardan geçen gemi sayısının azaldığını, İstanbul Boğazı’ndan geçen gemi sayısının 2006’da 54 bin 880 iken 2020’de 38 bin 404’e düştüğünü anlatan rapor, kanalın gerekçesiz kaldığını söylüyor. Halen Boğaz’dan geçen gemilerin Türkiye’ye ödediği geçiş ücretleriyle bir kıyaslama yapıldığında, kanalın ekonomik getirisinin de söylendiği gibi olmayacağını iddia ediyor. 

İKTİDAR İÇİN GÜNDEM STRATEJİSİ Mİ?

Refah’ın raporu kanala dair bir ciddiyetsizliğe de işaret ediyor. Kanal ilan edildikten sonra, yapılacak yerin, iki sunum arasında değiştiğini söyleyen Prof. Doğan Aydal, bir ekleme daha yapıyor: “Basına servis edilen resimlerdeki köprü sayısının 3, 6, 11 arasında sürekli olarak değiştirildiği bilinmektedir. Bu dahi, hükümetin olaya ne kadar gayri ciddi yaklaştığının bir işaretidir.”

Refah’ın iddiası Kanal İstanbul’un hiç yapılmayacağı. Partiye göre proje, aslında muhalefete karşı bir gündem yaratma stratejisi. Raporun sonuç bölümü şu ifadeleri kullanıyor: “Kanal İstanbul projesinin yapılmayacağına inananlardanız. Bizim gördüğümüz mahzurları, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, aklı çalışan her devlet adamının gördüğüne de eminiz.” Raporun önsözünü yazan Fatih Erbakan da Erdoğan’a “yanlıştan dönme” çağrısında bulunmuş. 

Döner mi, dönmez mi bilinmez? Ancak Erbakancılar, Erdoğan’a çok geç olmadan bir uyarıda bulunuyor. Türkiye’nin son bir ayındaki felaketlere bakıldığında ise her krizde “yönetemediği” daha da açığa çıkan hükümetin, uyarı dinleme yeteneği, çoktan tarih olmuş bile.

Yazarın Son Yazıları

‘Bu nasıl iş’ dedirten dilekçe

Aklı kendinde olanın dünyanın adaleti umurunda olmaz.

Devamını Oku
09.03.2026
Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025