İki gözün sığdığı pencere
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

İki gözün sığdığı pencere

26.06.2020 07:00
Güncellenme:
Takip Et:

Aynı karından doğmadık. Aynı toprakta büyümedik. Aynı okulda okumadık.

Fakat aynı düşmana esir düştük. Göğün telle kapatıldığı bir duvar dibinden aynı gökyüzüne baktık. Ölüme de hürriyete de beraber yürüdük.

Doğa, insana şanslıysa bir kardeş hediye ediyor. Ancak sonradan kardeş olmak için ateşle sınanmak gerekiyor.

Dokuz yıl önce birlikte gözaltına alınmış, birlikte tutuklanmış, Metris’ten Silivri’ye beraber götürülmüştük. 19 ayın ardından tahliye haberini veren hâkim bile adımızı ayrı ayrı söylememiş, Barışlar” diye okumuştu.

Kaldığımız yerden bıraktığımız gibi devam ettik.

Bugün mü, yarın mı diye bir başka esareti bekledik. İnsanlar ölümden korkuyordu, hastalıktan korkuyordu, yalnız kalmaktan korkuyordu. Biz korkmaktan korkuyorduk. Çünkü korku akla örülmüş bir duvardır, insanın harcını kendisinin kardığı iç hapishanesidir. Hepsini yenmek istiyorduk.

4 Mart günü beklediğimiz oldu. Önce beni aldılar. Bir gün sonra da onu getirdiler. Tek başımıza koydukları yetmedi. Bağırsak, birbirimizin sesini duymayalım diye aramıza boş koğuş bıraktılar. Biz çığlıkla birbirimize fısıltı olduk.

Yayımladığımız MİT raporları

Dokuz yıl önce birlikte kitap yazarken tutuklanmıştık. Çivi çiviyi söktü. İki ayrı koğuşta birbirimizi görmeden birlikte kitap yazdık. Hapisten çıktık. Bizi bilgisayarlarımızda bulduklarını söyledikleri “çok gizli” belgelerle suçluyorlardı. O belgeleri alıp üzerine ikinci bir kitap yazdık.

MİT’in FETÖ üzerine yazdığı raporları, yaptığı çalışmaları, hükümet “rafa kaldırdık” diye övünürken birlikte anlattık. Kitap, yıllar sonra FETÖ hakkında yazılan iddianamelere kaynak oldu, savcılar dipnot verdi. Ne garip, devletin savcıları devletin birikimini devletten değil nasırlı parmaklardan çıkan kitaplardan öğreniyordu.

Kurt kuzuyu yemeye karar verdi

Bütün bunların ardından 4 aydır bizi içerde tutan o habere bir daha bakıyorum. Avukatımın “3 satırlık bir haberle insan tutuklanır mı” dediği, tutuklayan hakimin “ama etkisi büyük” diye yanıt verdiği günlerdir konuşulan habere. Her akşam televizyonlarda emekli askerlerin, çok derin stratejistlerin, “açıklıyorum” diye konuşmaya başlayan gazetecilerin söylediklerini dinledikten sonra, “sır” dedikleri MİT şehidinin cenazesinin haberine.

Şehidin MİT’ten mensubu olduğu anlaşılmasın diye “Teşkilat Başkanı” pankartıyla gönderilen çelenge, koca fotoğraf makinesiyle yapılan “gizli çekim” dedikleri fotoğrafa, belediye başkanından milletvekiline koca ilçenin katıldığı “gözlerden uzak” diye tarif ettikleri törene, aynı zamanda kahvehane işleten muhtardan öğrenilen “devlet sırrı”na, 100 yaşındaki Millet Meclisi’nde kameralar önünde açıklandığı halde “kimsenin bilmediği bilgi”ye, MİT mensubu olduğu anlaşılmayınca savcılığa “bunlar MİT mensubu” diye yazı yazan “istihbarat kurumu”na…

Kurt kuzuyu yemeğe karar verdiyse en açık sözler giz olur, en edepli laflar küfür sayılır.

Şimdi kalanlar kurdun elinde.

Herkesin bildiği hikâye

Ben açılan demir kapıdan geçip duvarsız bir hapishaneye yürüyorum. Garip ama insanların koşarak yürüdüğü bu yolda ben adımlarımı küçültüyorum.

Her demir kapının üzerine iki gözün sığacağı pencereler var. Onlar gardiyanlar içeri baksın diye yapılmış. Tahliye günlerinde ise mahpuslar dışarı bakıyor. Her birinde bir başka hayatın dünyaya açılan kapılarını görüyorum.

Önceki akşam karar açıklanmadan önce beklediğimiz adliye hücresinde Barış Pehlivan bana “düşündüm, bunca yıl cefa çektik, hiç sefa sürmemişiz” dedi. Sanki kararı önceden biliyormuş gibi, dönüşte moral versin diye dört aydır yemediği çikolatayı, şekeri hazırlamıştı.

O akşam karar açıklanmadan önce Murat Ağırel bana “çıkarsan Ali Derya ile Adayı oynamaya götürürsün” dedi. Sanki birimizin çocuğunun babasını beklemeye devam edeceğini önceden biliyordu.

Hapishanenin nasıl bir yer olduğunu tutuklanmayı beklerken bizim anlattığımız Hülya Kılınç bile her şeyin farkındaydı.

Herkesin her şeyi bildiği bu hikâyede ben yalnız istikbaldeki ışığı görüyorum. Bir ülke yalnız sınır boylarında, duman çıkan bacalarda, çocuk seslerinin duyulduğu okullarda yaşamaz. Bir memleket dikene, ateşe ve demire çıplak elle dokunan aydınlarıyla da yaşar.

Yalnız bir ömrümüz var ama daha çok hayat yaşayacağız.

Yazarın Son Yazıları

Şam’ın Talibanlaşması görünüyor

Yanlış hesap geri dönmek için genelde Bağdat’ı beklemez.

Devamını Oku
05.03.2026
Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025