Celal Üster

Abidin Dino’nun attığı ‘Gol!’

21 Haziran 2016 Salı

Fransız ressam Nicolas de Staël, 26 Mart 1952 gecesi Paris’te, Parc des Princes stadyumunda oynanan Fransa-İsveç futbol maçına gider.
O gecenin izlenimlerini, dostu şair René Char’a yazdığı mektupta dile getirecektir: “
Sevgili René, Paris’e döndüğünde birlikte maça gideriz. Olağanüstü bir şey bu... Gökyüzü ile toprak arasında bir ton kas kendinden geçmiş bir durumda oradan oraya koşup duruyor. Ne keyif! René, ne keyif, anlatamam! Ben de tezgâhı kurup Fransız ve İsveç takımlarını ele aldım. Yavaş yavaş kımıldamaya başladılar...”
Staël’in “Futbolcular” adını vereceği bu dizi, Ferit Edgü’nün deyişiyle, “Tüm sanat yaşamı figüre sırt dönmüş bir sanatçının kendi resim dilinde figürle buluşması” olacaktı.
Bugünlerde Fransa’da IŞİD terörünün gözdağı, holigan şiddetinin gölgesi altında düzenlenen Avrupa Futbol Şampiyonası’nın bazı maçlarının Parc des Princes’te oynandığını Staël’e esin veren o gece düştü aklıma.
Yalnız Staël’in “Futbolcular”ı mı? Abidin Dino’nun İngiltere’de düzenlenen 1966 Dünya Kupası’nı belgeleyen “Gol!” filmi ve çekim öncesi çizdiği desen ve eskizler de elbette.
“Kuzeyli Nanook” ve “Louisiana Öyküsü” gibi yapıtlarıyla belgesel sinemaya öncülük eden Robert Flaherty’nin adını taşıyan ödüle değer görülen “Gol!” filmini, kupanın ertesi yılı Atlas Sineması’nda izleme olanağı bulmuştum.
Dino’nun “Gol!”ünde futbolun ötesinde bir şey vardı. Hem insanların âyine gelir gibi geldikleri çağdaş tapınaklar, stadyumlar; hem onların küçük tanrıları, çim sahada topla insanları büyüleyen futbolcular; hem de hiç yitirilmemesini dilediğimiz insani değerler...
Dino’nun, o kupadaki Brezilya- Bulgaristan maçına getirdiği bambaşka yaklaşımı unutamam. O günlerde futbolun tüm güzelliklerini cisimleştiren Pele, bir değil birkaç Bulgar futbolcunun acımasız kıskacındaydı. Pele’yi oynatmamayı seçmişti Bulgarlar. Top daha ona gelmeden kendini yerde buluyordu. İkide bir sakatlanıyor, saha kenarında tedavi görüyordu.
Dino, burada, işin sırrını yakalamıştı: Pele’nin kenara alındığı dakikalarda tüm ses efektleri kesiliyor; Pele, tedavisi tamamlanıp oyuna döndüğünde, ses efektleri de geri geliyordu. Futbol, Pele’ydi; Pele, futbol.
Yıllar sonra, Abidin’in, nasıl bir film düşlediğini açıklayabilmek için çizdiği taslaklardan kimilerinin altına “Gurur”, “Şövalyeler” gibi notlar düştüğünü gördüğümde resim tamamlanacaktı. Futbol sahasında düşlediği “şövalye”yi Pele’nin kişiliği, direnci ve ustalığında bulmuştu Abidin. Yaralandığında gururundan en küçük bir ödün vermeyen, kuraldışı dövüşenlere aldırmaksızın her seferinde olanca soyluluğuyla savaş alanına dönüp onların karşısına dikilen bir şövalye!
“Dokunduğun altın olsun!” derler ya, anlaşılan birileri de “Dokunduğun sanat olsun!” demiş Abidin Dino’ya...  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018

Günün Köşe Yazıları