Celal Üster

Ha asker, ha sivil...

27 Mayıs 2016 Cuma

Ahmed Naci, Mısır’ın tanınmış romancı ve gazetecilerinden biri. 20 Şubat 2016 günü iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. “İstihdam al- Haya” (Hayatın Kullanımı) adlı romanı yüzünden.
2014’te Beyrut’taki bir yayınevince yayımlanan romanın Mısır’da basılabilmesi için Yayın Sansür Kurulu’ndan geçmesi gerekiyordu. Geçti de. Ve “Ahbar al-Adab” adlı edebiyat dergisinde tefrika edildi.
Bir süre sorun çıkmadı. Ta ki, bir okurun, kitabın içeriğiyle ilgili olarak ağır ceza mahkemesine şikâyette bulunduğu 31 Ekim 2015 tarihine kadar.
Kitaptaki “müstehcen” anlatımları okurken kalpten gideyazdığını söyleyen Mısırlı okur, bizde de sık sık zuhur eden “sayın muhbir okuyucu”ların soyundan olsa gerek! Hani, cinsellikle ilgili birkaç söz okumayagörsünler, o saat “tahrik” oluverirler ya, o soydan işte...
Naci, bu yılın Ocak ayı başında yapılan bir duruşmada aklandığı halde, şubat ayında Kahire’deki bir mahkeme tarafından iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mısır Anayasası’nın 67. maddesi, sanatsal ve edebi yaratıcılık özgürlüğünü güvence altına almasına karşın.
Mısır’daki insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğünün, Abdülfettah el-Sisi’nin 2013’teki askeri darbesinden bu yana Mübarek ve Mursi dönemlerindekinden de geriye gittiği ortada.
İnsan hakları kuruluşları, Mısır yönetiminin şimdilerdeki baskı kampanyasının Mısırlıların temel haklarına karşı girişilmiş yabanıl bir saldırı olduğunu vurguluyor.
Hükümetin politik muhalefeti kırıp geçirdiği, sivil toplum kuruluşlarını ezdiği, bağımsız sesleri susturduğu rapor ediliyor.
Uluslararası Af Örgütü’nün 2015 raporunda, Mısır’da gözaltına alınanların işkence ve kötü muamele gördüğü, mahkemelerin yüzlerce idam ve ağır hapis cezası verdiği, insanların cinsel eğilimleri, cinsel kimlikleri yüzünden “ahlaksızlık”la suçlanarak tutuklanıp yargılandığı belirtiliyor.
Uluslararası PEN’in gözlemleri de, Mısır’da sırf ifade özgürlüğü haklarını kullandıkları için pek çok yazar ve gazetecinin tutuklandığını ortaya koyuyor.
Mısır’da askeri darbeci el-Sisi’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her fırsatta eleştirdiği el-Sisi’nin yönetimi yapıyor bütün bu işleri.
Peki, bir ülkede, üniversiteler iktidarın buyruğuyla muhalif öğretim üyelerinin görevine son vermek için birbiriyle yarışıyorsa...
Barışçı çözüm yolu önerisiyle bildiri yayımlanan öğretim üyeleri “hain” ilan edilerek tutuklanıp yargılanıyorsa...
İfade özgürlüğü hakkını kullanan gazeteciler tutuklanıyor, cezalandırılmaya kalkışılıyorsa...
Parlamenter demokrasinin en temel niteliklerinden biri olan kürsü dokunulmazlığı kaldırılıyorsa...
Muhalif medya durmadan yinelenen tehditler ve iftiralarla sindirilmeye çalışılıyorsa...
Gerek söylemi, gerek eylemiyle şiddet ve nefretin topluma var gücüyle yayılması özendiriliyorsa...
Yönetim hızla bir tek kişinin elinde toplanmaya doğru gidiyorsa...
Askeri ya da sivil, fark eder mi?..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018
Kâr ve kapital 14 Nisan 2018