IŞİD MIŞİD değil içimizdeki veba

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Biz Suriye meselesini bir dış mesele olarak görmüyoruz. Suriye meselesi bizim iç meselemizdir” buyurmuşlardı taa 6 Ağustos 2011’de… Komşuda ideolojik hırslarıyla körükleyip durdukları yangını Türkiye’ye çoktan taşıdılar! Suruç’ta yitirdiğimiz 32 can, bu zihniyetin sebep olduğu ikinci toplu katliamın kurbanlarıdır.

***

Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Mesele salt IŞİD MIŞİD değil. Mesele Türkiye’yi yöneten siyasal İslamcı ideolojinin Arap isyanlarında boşa çıkınca azgınlaşan zihniyeti. Bu zihniyet Arap isyanlarını, yayılmacı politikaları için fırsat belledi. Sınırı ardına kadar açıp Suriye’de rejim devirme meraklısı Batılıların yardımıyla “ılımlılar” diye pazarlananlara silah taşıyıp durdular. Taa Haziran 2011’de, 120 Suriye askerini kesip parçalarını Asi Nehri’ne atmışları allayıp pullayan bu zihniyet, olsa olsa radikallere insan malzemesi üretebilirdi. İş geri tepince Batılılar tereyağından kıl çeker misali aradan sıyrılırken, mezhepçi güdüleri tavan yapmış bizim siyasal İslamcılar kabak gibi ortada kaldılar. Kâh “antiemperyalist” retorikle Batılılara verip veriştirdiler, kâh yalvardılar. İktidar hırslarının da, süslü sözlerle pazarladıkları demokrasi filan değil, otoriter bir tek tip düzen arzusunun tezahürü olduğunu Gezi sürecinden beri Türkiye’de deneyimledik.

***

Asıl bunların pazarlamacılarına bakmalı. 2011’den itibaren Irak ve Suriye’yi cihatçı Selefi/Vahhabi çöplüğüne çevirenlere gıkı çıkmayanlar, kalkmış Afganistan- Pakistan anıştırmaları yapıyor. Güzel Türkçemizde “Geçti Bor’un pazarı..” diye başlayan bir deyim vardır. Ama bu anıştırmayı “derin” sosyolojik analizlerini “her daim mazlum ve mağdur Sünnilik” üzerinden kuran “utangaç mezhepçiler” yapınca pek komik oluyor. Dört yıldır Mezopotamya’nın her daim mağdur ve mazlum edilen Şiileri, Alevileri, Hıristiyanları, Ezidileri ve Kürtleri için de işletin “derin sosyolojik” analizlerinizi. Tel Afer’de “savaş ganimeti” diye evlerine el konulan Şii Türkmenler için yapıverin bir zahmet. Bir kez olsun Filistinlilerin yüzde 20’sinin Hıristiyan olduğunu anın da görelim “insanlığınızı”…

***

Ne mümkün! Siyasal İslamcısı, öldürdüğü Suriye askerinin ciğerini çıkarıp ısırınca “öfkelenmiş, ucundan acık ısırmış..” edebiyatıyla pazarladı bunları. Seküler/liberal olanları başlarını bağlayıverip hükümet kanalıyla seke seke çaydan geçer misali Suriye’ye sokulduklarında “Devrimciler…” nakaratları çığırdılar. Sonradan ayıp “Ay bunlar meğer radikalmiş…” buyurdular. Yürütülen algı operasyonlarının ucu bucağı yokken, silah zoruyla “sözde devrim” pazarlamacılığı yapmanın bedellerini anlatmaya çalışanları “Esedçi” ilan etmek kolaydı. Devletlüler IŞİD ve türevlerini “bir grup öfkeli genç” diye nitelediklerinde “ama’sız…” açacaktınız ağızlarınızı. Devletlülerin uçaklarından inmeyenler, medyalarında “IŞİD, El Kaide terörist değil” pompası yaptıklarında konuşacaktınız. Diplomatlarımız ve vatandaşlarımız rehin bırakıldığında “IŞİD’e misafirler” diyebilen zihniyete sesinizi yükseltecektiniz.

***

IŞİD, “pek kullanışlı” bir araç haline getirildi. “Çözüm sürecini” beceremeyip kirli oyunlarını “olağan hedef” Kürtler üzerinden kurgulayanlar için “DAEŞ PYD’den daha az tehlikeli” biçiminde de kullanılıyor… Böylelikle milliyetçiler “gıdıklanıyor”.
Cumhuriyet gazetesi Suriye’de radikal cihatçı örgütlere giden silah yüklü MİT TIR’larını ortaya serdiğinde “Ama IŞİD başka, Ahrar başka..” diye de kullanılabiliyor… Artık yemezler. Anadolu’ya zerk ettiğiniz Selefi/Vahhabi ideolojinin mikrobu kara veba olmuş etrafı sarıyor. Çok da sevinmeyin, o vebanın aşısı bizim içimizde. Son tezahürü Suruç’a oyuncak götüren o gençlerin onurlu yüzleri…  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

ABD’de darbe tehdidi 7 Eylül 2018
Zaharçenko darbesi 5 Eylül 2018
Donbass cephesinden 23 Ağustos 2018