Çiğdem Toker

Ülkeyi sevme biçimleri

14 Eylül 2016 Çarşamba

OHAL döneminde yazısız bir kural oluştu:
Canınızı sıkan birini, rahatlıkla “terörist” olmakla suçlayabilirsiniz. Yaptıklarıyla keyfinizi kaçıran, ülkeyi sevme biçimi, sizin sevme biçiminize pek benzemediği için rahatsız olduğunuz herkese, değişik mecralar aracılığıyla terörist demeniz, şu günlerde imkân dahilinde.
Dahası, hem kolay, hem avantajlı bu imtiyazlı hakkı kullanmanın koşulu tek:
OHAL’e karar veren, süresine, sertlik derecesine, yaygınlığına, kimin düşman kimin dost olduğuna dair bütün kriterleri tek başına elinde tutan iktidara yakın durmak. (Siz buna “milli irade” üyesi olmak da diyebilirsiniz.)
Bir “milli irade” azası olarak, rejim partisiyle aynı hatta hizalandığınız müddetçe, meşrebinize göre zaten çeşit çeşit “ekmeğini yediğiniz” bu duruşun güncel nimetlerinden yararlanmanız da kolaylaşır.

***

Bundan bir hafta önce, Türk özel sektörünün tamamen yerli çaba ve olanaklarla geliştirdiği ve partiler halinde teslim edilerek önce TSK, ardından Emniyet Genel Müdürlüğü hizmetine sunulan İHA (insansız hava aracı) Bayraktar TB2’nin bütçeye maliyetini sorduğum yazı, iktidar yanlısı kesimlerce “tuhaf” bulundu. Anladığım kadarıyla, bu “tuhaf bulma” halini besleyen faktörlerden biri İHA’yı üreten Baykar Makina firması sahipliğinin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile akrabalığıydı. Sosyal medyada daha ileri gidip yazının başında aktardığım çerçevede saldırgan ve bilgisizce (soyadımdan dolayı, merhum Metin Toker’in kızı, dolayısıyla merhum İsmet İnönü’nün de torunu olduğumdan son derece emin(!) küfürbaz kimseleri kastediyorum) üslup sergileyenlere gazetecilik çerçevesi, izanı ve nezaketi içinde kalarak yanıt vermenin beyhudeliği ortada...
Gelgelelim, vergilerimizden oluşan bütçe kaynaklarını sorgulayan o yazının tamamen gazetecilik saikleriyle ve “milli bütçe” çıkarlarını gözeten refleksle yazıldığını anlatmamız yeterli gelmemiş.
O yazıya, çok satan, çok okunan önemli bir gazetenin köşesinden, şirketin -objektif koşullarda herkesin teslim edeceği bir- “başarı öyküsü” anlatıldıktan sonra finalde araya “laf sokarak” yanıt verilmesi, o gazetenin Ankara bürosunda yıllarca ekonomi muhabiri olarak çalışmış; Parlamento muhabiri olarak da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bütçe kaynaklarını tartışan yüzlerce haberi aynı gazetede haberleştirmiş bende, karmaşık duygu ve düşünceler yarattı. İmzamı ve yazıyı doğrudan anmadığı için (anmıyor ama o konuda son dönem başka yazan olmadı) imzasını doğrudan anmayacağım köşe yazarının yazısındaki ilgili bölüm şöyle:
“Bugün Baykar İHA’larının fiyatı sorgulanıyor. Doğrudur, demokratik ülkelerde üzerinde gizlilik bile olsa, bu çeşit bütçe harcamaları kamuoyu tarafından bilinir ve bilinmelidir.
Ama bence Baykar İHA’larının fiyatı pahalı bile olsa, böylesine stratejik bir alanda geliştirilen yerli teknolojinin alınması ve kullanılması daha doğru bir karar.”

Yerli tercih tabii ki doğru ama...
Onca uzunluğuna karşın maliyetine dair tek bir rakamın, satırın yer almadığı bu övgü yazısından sonra, konunun stratejik ve bütçeye maliyeti bakımından önemi nedeniyle yeniden vurgulayacağım:
-Yazarın da belirttiği gibi “demokratik ülkelerde çeşitli bütçe harcamaları kamuoyu tarafından bilinir ve bilinmelidir.” Bizim soru ve eleştirimiz de tam bu fasıldan zaten. Konu üzerinde bir gizlilik perdesi olduğundan haberdar değildik. Yazarın satırları sayesinde bilgilendik.- Böylesine stratejik bir alanda yerli teknolojinin alınması ve kullanılmasının yanlış olduğunu kim söyledi? Tabii ki ABD ve İsrail firmalarına kamyon dolusu para ödeneceğine yerli firmalar desteklensin. Gelgelelim yerli firmaların, bu stratejik ve gurur veren üretimlerinin Türk milli bütçesine maliyeti, ihale yapılıp yapılmadığı, doğrudan alım yöntemine mi başvurulduğu, yasa gereği kamu otoritelerine tanınan bir hak olan doğrudan alıma başvurulmuşsa hiç değilse bu kadarı kamuoyuna açıklansın.

36 milyon dolar Resmi Gazete’de
Kaldı ki, köşe yazarının belirttiği gibi Bayraktar TB2 İHA alımlarının üzerinde velev ki gizlilik kararı bile olsa, mutlak bir gizlilik değil bu. Ekonomi Bakanlığı’nın 15 Kasım 2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan bir tebliği, güvenlik bürokrasinin ve firmanın sakladığı bilgileri kamuoyuyla paylaşıyor.
“1 Ekim-31 Ekim 2015 tarihleri arasında düzenlenen vergi, resim ve harç belgelerinin listesi” başlıklı listede, üretim faaliyetleri sebebiyle vergi teşviği kapsamında değerlendirilen 73 firma ilan edilmiş. Baykar Makina da 36 milyon 77 bin dolarlık üretim değeri ile bu listede yer alıyor. Şirketin vergi muafiyetine konu üretimiyle ilgili sektör hanesinde “diğer ulaşım araçlarını imalatı” yazıyor. Tarih ve konu dikkate alındığında, bu tutarın Emniyet için üretilen 6 adet İHA’ya ilişkin olması muhtemel. Bir yerli ve milli İHA’nın alım maliyeti ile üretilen tüm İHA’lara dair toplam maliyeti içeren bilgi paylaşılacaksa bu köşede yayımlamaya hazırım.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018
Bankalara ne oluyor? 2 Eylül 2018