Aç kapa, etki tepki!
Arif Kızılyalın
Son Köşe Yazıları

Aç kapa, etki tepki!

27.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

İstanbul Bilgi Üniversitesi, bir gece yarısı -cumhurbaşkanı kararnamesi ile- kapatıldı geçenlerde. Tam da vize ve final haftası. CHP’deki mutlak butlan kavgası nedeniyle satır arasında kaldı yaşananlar. Oysa binlerce kişi hak kaybına uğramıştı tek bir imza ile.

Gerekçe neydi bilen, merak eden yok! 2025’te üniversiteyi bünyesinde barındıran Can Holding’e yönelik adli operasyonu gerekçe gösterdi fısıltı gazeteleri! Üst şirketteki kara para aklama, kaçakçılık vb. suçlar güya Bilgi Üniversitesi’nin kapatılma sürecini hızlandırmış. Ortadaki tek gerçek öğrencilerin garantör okul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne devriydi! O da sıkıntılı çünkü birçok bölüm ve programın MSGSÜ’de karşılığı yoktu ve binlerce öğrencinin eğitim hayatı riske giriyordu.

Gelelim aç kapa arasındaki 72 saate; kapatma kararı sonrası üniversiteli gençler doğal hakları olan protesto eylemlerini başlattılar. Canı yanan veliler de siyasiler ve devlet büyüklerine uğradıkları zararı aktardılar. Ancak 3. gün kamuoyu olayın farkına vardı kalabalık ve destek arttı, polis girişlere engel olmak için biber gazına başvurdu, öğrenciler okul dışına çıkarılmaya çalışıldı. Hızla büyüyen bir sivil itaatsizlik yaşanmaya başladı. Sadece 20 bin öğrenci değil, binlerce akademisyen ve personel de işsiz kalacaktı. Ve artık iş toplumsal krize evrilme noktasına gelmişti ki bir şeyler oldu. Türkiye’de bir ilk gerçekleşti, direnen gençlik kazandı. 72 saat önce okulu kapayan kararnameyi imzalayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni bir kararname ile okulun yeniden açılmasını kararlaştırdı. Niçin kapandı, niçin açıldı, gerekçeler somut değil, rektör ortadan açıklama ile konuyu kapatmak istiyor, AKP kanadından gelen “kamu yararı” açıklamasıysa ikna edici değil! Görünen o ki iktidar toplumsal tepkiyi ölçüyor. Etki tepkinin kamuoyundaki yansımasına bakıyor. Ve birileri (!) Bilgi’deki isyanın büyüyeceğini anlamış olsa gerek geri adım attı.

Bu krizin bir de cumhurbaşkanlığı rejimi-parlamenter rejim kıyası noktası var. Mesela parlamenter rejimle yönetilse ülke kapatma imzası bu kadar kolay atılamaz, bakan, müsteşar derken alınan karar da 72 saat sonra geri çekilmezdi. CHP’deki kavga nedeniyle önemsenmedi bu skandal ama Bilgi Üniversitesi’ndeki aç kapa krizi aslında Türkiye’nin yaşadığı sıkıntılı sürecin kanıtı.

Dipnot: Üniversitedeki bazı programlar gözden geçirilmeli. 2. cumhuriyetçi kadroların akademik özgürlük adı altındaki garip derslerine senato göz ucuyla da olsa bakmalı! Fırsat bu fırsat Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine dönmeli Bilgi!

EGE ISINDI 

Ege’de sular aniden ısındı! Rodos civarında Türk ve Yunan F-16’ları it dalaşı yaptı. Yunan hücum botlar uluslararası sularda avlanan Türk balıkçı teknelerini taciz etti. Peki niye böyle bir tablo var? Öncelikle Yunanistan’ın gayri askeri statüye sahip bazı Ege adalarını silahlandırması fitili ateşledi. Türkiye de -haklı olarak- deniz yetki alanlarına ilişkin yeni bir yasa hazırlığında. Ki bu yasa çıkarsa Ege’deki birçok ıssız adanın hâkimiyeti Türkiye’ye geçecek, bu bir kriz habercisi. Elbette Atina yönetiminin Türkiye’nin AB kanadında güçlenmesini istememesi de bir gerekçe. Ve elbette İsrail’in ara bozuculuğu! O yüzden Ege’deki provokasyonlara dikkat etmek gerek.

POLİS SAHİPSİZ (Mİ)

Geçen hafta Dolmabahçe’de trafiği düzenlemek için görev yapan kadın polis memuru Ş.A’ya minibüs çarptı. Ağır yaralandı genç trafik polisi; kafatasında kırıklar oluştu, entübe edildi. Polislik böyle bir meslek; her an ölümle burun burunasın. Kimi zaman bir hainin açtığı ateşe kurban gidersin, kimi zaman bitkisel hayata girersin kaza derler. Açıkça söylemek gerekirse memur Ş.A., Türkiye’deki trafik keşmekeşi ile polisin kaybolan itibarının faturasını ödedi. Evet trafik yasası çıktı ama kaos sürüyor. Türkiye’de sürücüler yaya geçidinde durmaz, ışıklara uymaz, 20-30-50 yazılı sürat sınırlama tabelalarına bakmaz, 20 km ile seyretmesi gereken yerde üstelik elini kaldıran polis memuruna çarpar. İşin kötüsü tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalır fail. Kimse polisi önemsemiyor! Eskiden Pol-Der vardı, siyaseten sıcak bakmasam da Pol-Bir vardı, polisin hakkını savunurlardı! Ali Yerlikaya döneminde meslek büyük zarar gördü, yeni İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, konunun önemini anlamamış olsa gerek polisin toplumdaki yaptırım gücü yok gibi! Oysa o polis, 15 Temmuz hain darbe girişiminde, FETÖ’ye ilk kurşunları sıktı, bomba yağdıran F-16’lara PÖH karargâhından canları pahasına karşılık verdi ama mesleğin Batılı ülkelerdeki kriterleri hâlâ sağlanamadı. O yüzden polis ne yazık ki sahipsiz!

Okurlarımızın bayramını kutlarım. Bayram dargınların barıştığı süreçtir ama güncel zaman Türkiye’sinde pek öyle bir hava yok!