Elçin Poyrazlar

Aşı karşıtlarına sorular

07 Aralık 2020 Pazartesi

Önce koronavirüsün gerçek olmadığını savundunuz. Grip türü bir hastalığın şeytani şirketler tarafından abartıldığını öne sürdünüz. 

Sonra yüzbinler ölmeye başlayınca virüsün aslında biyolojik bir silah olarak karanlık ülkeler tarafından üretildiğini düşünmeye başladınız. 

Bunun Çin ile ABD arasındaki müthiş rekabetten, kötücül Batılı devletlerin gizli planlarından kaynaklandığını ve bizimki gibi parlak ülkeleri ‘kıskandıkları’ için uygulamaya soktuklarını ileri sürdünüz. 

Tüm dünyayı müthiş bir ekonomik krize sürükleyen salgınla ilgili komplo teorileri bilimsel yollarla tek tek çürütüldüğü halde, inanmamayı, inkar etmeyi, sabit fikirlere saplanmayı sürdürdünüz. 

Bugün, insan üstü bir çabayla virüse karşı başarı oranı yüksek aşıların keşfedildiği bir dönemde ise aşılarla ilgili hurafelere inanmayı seçiyorsunuz. 

O halde size sorularım şöyle:

Soru 1: Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in aşı yoluyla size neden çip takacağını düşünüyorsunuz? 

Dünyanın en zengin üçüncü insanı konumundaki Gates size çip takarak kendine ne tür bir fayda sağlamayı hedefliyor olabilir? 

Fahiş fiyatlara satın aldığınız akıllı telefonunuzu tuvalette bile kullandığınız, sosyal medyanın tüm özel bilgilerinizi depoladığı, bankalarınızın finans durumunuzu sizden önce bildiği, kendinizle ilgili tüm verileri teknoloji şirketlerine koşa koşa teslim ettiğiniz bir çağda Gates’in sizinle ilgili daha neyi merak ettiğini sanıyorsunuz?

Bu kadar kısa sürede aşı geliştirilebileceğine inanmıyor ama mikro çip yerleştirme teknolojisinin gerçek olduğuna inanabiliyorsunuz?

İnsanlara aşı yoluyla çip enjekte edilebilecek bir teknoloji henüz yok. Bunun nedeni için mantıklı bir açıklama olmadığı gibi. 

Soru 2 :  Aşıların insan genetiğini değiştireceğini neye dayanarak savunuyorsunuz?  

RNA bazlı aşıların insan DNA’sı değiştirerek devletlerin bizi kolayca manipüle edeceği bir çeşit robot-zombi-yaratık karışımına dönüştüreceğine mi inanıyorsunuz?

Devletlerin sizi kontrol etmek için RNA bazlı aşılara ihtiyacı olduğunu mu sanıyorsunuz? 

Devlet sizi sokakta kameralarla, kurumlarında kimlik bilgilerinizle, yolda kullandığınız araçla, gittiğiniz işyerinizde, vergi numaranız, sağlık karneniz ve çeşit çeşit dijital belge ve elindeki medyayla zaten kolayca yönetiyor, bilmiyor musunuz?

Aşılarda şablon olarak kullanılan mRNA kendisini genetik materyale tamamen entegre etmiyor, onun yerine viral proteinlerin bir kısmını vücudun kendisinin üretmesi için kandırıyor sonra da yok oluyor. 

Farklı bir genetik kodun vücudumuza enjekte edilmesi ve DNA’mızın bozulması söz konusu değil. 

Soru 3:  Aşıyla insanlara domuz ve maymun genleri enjekte edileceği kanısına nasıl vardınız?

Covid-19 aşısında maymun ve domuz DNA’sı bulunduğu iddiasına dört elle sarılıyorsunuz ancak aşıların geliştirilmesiyle ilgili ne kadar bilgilisiniz?

Hayvansal jelatinin aşılara aktif maddelerin bozulmasını engellemek amacıyla eklendiğini…

Böylelikle aşının güvenli ve etkili kalmasını sağladığını…

Bu jelatin domuz ya da sığır dokularından elde edildiğini ancak saflaştırılıp hayvan hücrelerinden arındırıldığını…

Ayrıca yapılan bilimsel analizlerde aşılarda domuz DNA’sına rastlanmadığını…

Biliyor musunuz?

Aşıların içinde insan dışı bir DNA olmadığı gibi genetik açıdan olumsuz etkisine yönelik bir kanıt da yok. 

Soru 4 : Aşılar hangi dini referansa dayanarak inançlarınızı zedeliyor?

Virüsün Tanrı’nın emriyle dünyayı sardığını ve ona karşı gelmenin bir anlamı olmadığına inanıyorsunuz. 

Sonuçta sizin yaşamanıza ya da ölmenize Tanrı’nın karar verdiğine inandığınız için maske takmanın, sosyal mesafeye dikkat etmenin, başka hastalarla görüşmemenin anlamsız olduğunu ileri sürüyorsunuz. 

Öte yandan virüsten koruyan duaları dinlemek için üfürükçü bir şarlatana gidip hasta oluyor ya da hastalığı onlarca kişiye bulaştırıyorsunuz. 

Eğer virüs Tanrı’nın eliyle dünyaya indiyse, aşıyı yapan bilim insanları da aynı yaratıcının eseri değil mi?

Tanrı’nın olumsuz hamlelerine tevekkül ederken, bilimin mucizelerine sarılmayı neden reddediyorsunuz?

En başta ve en önemlisi, sağlık konusunda uzmanları ve bilimin sesini dinlemek yerine o alanda hiçbir yetkinliği, tecrübesi, eğitimi olmayan provokatörlere kulak vermek kolayınıza mı geliyor? 

*Okura not: Bu yazıda  yabancı kaynakların yanısıra teyit.org kuruluşunun sitesinde paylaştığı bilimsel bilgi ve bulgulardan yararlandım. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Havuç, sopa ve AB 7 Nisan 2021
Pusu hukuku 22 Mart 2021
Tersine, Beyin Göçü 18 Mart 2021