19 Mayıs Bayramı, Atatürk’ün “Benim doğum tarihim olarak kabul edebilirsiniz” dediği, Samsun’a çıkarak İstiklal Savaşı’nı başlattığı günün kutlanmasıdır.
20 Haziran 1938’de “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak milli bayramlarımız arasına katılmıştır.
İlginç bir biçimde, bütün haksızlık, hukuksuzluk ve antidemokratik uygulamaları Atatürk adına yaptıklarını iddia eden, ama aslında “Kemalizmi Kenanizm olarak yozlaştıran” ve Anayasa’ya din dersini zorunlu ders olarak koyduran 12 Eylül darbecileri, bu bayramın adına 7 Mart 1981’de “Atatürk’ü anma” ibaresini de eklemişlerdir.
***
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı tarihte ilk ve son kez, 1960 yılında yasaklandı:
İktidarını Çok Partili Rejime borçlu olan Menderes’in rejimi geriletmiş olması büyük tepkilere yol açmış ve tepkiler, Çok Partili Rejim’in ilk darbesi olan, “Tahkikat Encümeni Darbesiyle” doruğa çıkmıştı.
Menderes, 15 milletvekilinden oluşan “Encümen”i hem sivil hem de askeri mahkemelerin, hem savcı hem de yargıçların yetkileriyle donatmıştı:
Yani bu “Encümen” hem generalleri hem de valileri bile suçlayabilecek ve mahkûm edebilecekti.
Üstelik kararları kesindi, temyiz hakkı da yoktu.
Görevi ise Menderes’in CHP’yi kapatma ve zaten otoriterleştirdiği rejimi totaliterleştirme niyetini açıkça ortaya koyuyordu: “Basının ve muhalefetin rejim aleyhtarı faaliyetlerini tahkik!”
“Encümenin” yetkisi 27 Nisan’da yasalamıştı.
Bu “Anayasal Sivil Darbe” üzerine, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrenciler 28 Nisan’da protestoya başlamış, polis bu gösterileri şiddet kullanarak bastırmış; öğrencileri korumak isteyen Rektör Prof. Sıddık Sami Onar yerlerde sürüklenmiş, Turan Emeksiz öldürülmüş ve sıkıyönetim ilan edilmişti.
29 Nisan’da Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi öğrencileri de fakülte bahçelerinde protestolara başlamış, bu gösteriler, Siyasal Bilgiler Fakültesi binasına Korgeneral Namık Argüç’ün emriyle açılan ateş ve fakülte binasının Ankara Emniyet Müdürü Niyazi Bicioğlu emrindeki polislerce ateş edilerek basılması ile dağıtılmıştı.
Üniversiteler tatil edilmiş, benim de içinde olduğum öğrenciler “memleketlerine” yollanmıştı.
Ankara’da Kızılay’da, “555 K” (Beşinci ayın beşinci günü saat beşte Kızılay’da) sloganıyla 5 Mayıs’ta halk ve gençler iktidarı protesto etmiş, 21 Mayıs’ta da Harp Okulu öğrencileri Ankara’da sessiz bir yürüyüş yapmışlardı.
İşte 19 Mayıs Bayramı kutlamaları, bu ortam içinde hükümet aleyhtarı gösterilere dönüşür korkusuyla Menderes tarafından yasaklanmıştı.
***
Ben, yasaklanan 1960 yılının 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nı, Şişli Terakki’den Türkçe öğretmenim İzgen Öksüzcü ve Nâzım Hikmet’in üvey oğlu eşi Memet Fuat ile, “Piraye Hanımın Köşkü”nde, 19 yaşımın heyecanıyla, “Ne olacak memleketin bu hali?” diye UMUTLA sohbet ederek 2000’li yıllarda kavuşacağımz, AYDINLIK, DEMOKRATİK, LAİK VE SOSYAL HUKUK DEVLETİ OLAN, ÜNİTER TÜRKİYE CUMHURİYETİ hayaliyle geçirmiştim...
AYNI HAYALİ VE UMUDU 66 YILDIR KORUYORUM!