Çağdaş Yaşam’ı, Türkan Saylan’ı unutma hakkımız lüksümüz yok
Şükran Soner
Son Köşe Yazıları

Çağdaş Yaşam’ı, Türkan Saylan’ı unutma hakkımız lüksümüz yok

19.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Öncelikle, yazımın başlığının kendi kendime kızgınlığımın yanısıması olduğunun altını çizmeliyim. Dün sabah ikinci sayfamızın altında, Cumhuriyet Kitap’ın yayını, Türkan Saylan’ı anlatan “At Kız” kitabının kapağındaki güler yüzlü fotağrafına özlemle takılmasam, ölüm tarihinin dün olduğunu atlamış olacaktım. Yaşam boyu üretimlerini, enerjisini, sadece Çağdaş Yaşam’ın kızlar öncelikli, eğitime katkıları ile sırlı kalmaksızın... Bilime, el sürülmesi korkulan cüzzam hastalarına katkılarını... Yaşamın her alanında, insan odaklı tüm değerlere, kültürümüze dönük, örnek insan olarak sınırsız enerji ile koşturmalarındaki coşkulu, neşe saçan, insanları peşinden koşturan gücünü...

İçgüdüsel, kitap ilanındaki doğum ile ölüm tarihleri üzerinden hesap yapınca da aramızdan ayrıldığında 74 yaşında olduğunun ayrımına vardım. Tıp alanından bir bilim kadını için çok erken bir yaş olduğu gerçeği canımı acıttı. Hastaneye kaldırıldığı ünlü fotoğraf karesini gördükten sonra, elbette ertesi sabah kaldırıldığı Çapa Hastanesi’ne koşturmuştum. Koridorlarda bilgi alabileceğim bir tanıdık yüz araştırıyordum. Uzaktan ismini bilmediğim bölümün sorumlusu kadın öğretim üyesinin seslenişini duydum. “İçeri girsenize, sizi görünce çok sevinecektir” seslenişi çok gür çıkmıştı. Yine de kapıyı tıklatmaya çalışırken Saylan Hoca’mızın neşeli sesi ile yüreklenivermiştim..

Türkan Saylan Hoca’mız akıl almaz enerjisi ile ayakta, yatağı üzerinde dopdolu, acil yapılacak işlerin notları. “Çabuk buraya gel, acele yapacak çok işlerin var” demez mi? İlk iş olarak Müjdat Gezen’i arayıp kendisine verecekmişim. Aynı coşkulu sesiyle çocukları için sözünü verdiği piyanoyu hemen Çağdaş Yaşam’ın Kocamustafapaşa Eğitim Merkezi’ne ulaştırmalıymış. Türkan Hoca yatağının üstündeki sayısız not üzerinden yanındaki arkadaşına acele telefon numaraları verip aratıyordu. Son nefesine kadar çocukları için eksik kalmış işlerinden olabildiği kadarı ile tamlama çabasıyla boşuna enerji tüketmiyordu.

***

Atlamalı yerimizin elvereceği üzerinden birkaç birbirinden coşkulu, anlamlı anıyı paylaşmak isterim. Bolu Abant taraflarında ortak bir etkinliğe katıldığımızda oda arkadaşlığı da yapmıştık. Ben kolay uyuyup uyanabilen olarak ağzım açık bitip tükenmeyen enerjisi ile çalışmayı sürdürmesini izliyordum. Etkinliklerde Çağdaş Yaşam’ın kızlarından, kalabalık bir katılım grubumuz da vardı. Onlara, etkinliğe dönük yapacak çok işi vardı. Etkinliğin öğlen arasında, karın ortasında açan güneşten etkilenip kızlarıyla masanın etrafında toplanmış neşe içinde konuşup duruyorduk ki... Kalkmaya kalkıştığımızda çığlıklarla bizleri de coşturan, karlar arasından fışkırıp yükselen kardelenlere basmamak üzere zıplaya zıplaya toplantıya yetişebilmenin derdine düşmüştük. Kızları için “Kardelenler” adının üretilmiş olmasının anlamını anlayabildik mi?

İdil’e gittiğimizde, çok etkilendiğim bir sahneyi paylaşmak isterim. İdil köyleri çok çocuklu kadınların çok zorlu yaşam koşullarının bileşkisi gibi. Gencecik bir kadının bir çocuğu karnında, birkaç boydan çocukları eteklerinin dibine yapışmış duruşlarda. Dillerini paylaşamıyoruz. Yine de geçmiş yıllardan deneyimleriyle konukların varlığı ile sevinçliler. Kucağındaki bebeğin gözleri çapakla kapalı. Her yıl Türkan Saylan Hoca ile birlikte İdil gidişlerine katılan, yakın arkadaşı Yıldız Tümerdem Hoca’mızın, yolda, gidebildiği her yıl orada bir süre daha kalıp gönüllü hasta baktığını da öğrenmiştim.

Dilsiz iletişim sahnesi izlemeye değerdi. Bardağındaki çaydan tabağına döküp çıkardığı bir kâğıt mendile çayı batıra batıra, çapaklı gözü anneye göseterek temizleyiverdi. Türkan Saylan Hoca’mıza sevgi ve saygıyla...