Rasim Ozan Kütahyalı dosyasından ayrıntılar
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Rasim Ozan Kütahyalı dosyasından ayrıntılar

19.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Rasim Ozan Kütahyalı’nın ifadesini okudum. Şunu en başta söyleyeyim:

Ortada sıradan bir ifade yok. Çok belli ki profesyonelce hazırlanmış, hukuki zemini önceden düşünülmüş bir savunma metni var.

İfadenin omurgası üç temel üzerine kurulmuş:

“Ben örgüt üyesi değilim.”

“Bu paralar bana ait.”

“Ben sistemin yasadışı kısmını bilmiyordum.”

Kütahyalı’ya MASAK raporlarında geçen milyonlarca liralık para trafiği soruluyor. Yasadışı bahis ve dolandırıcılık gelirlerinin aktarıldığı iddia edilen şahıslar, şirketler ve elektronik ödeme kuruluşlarından hesabına gelen para hareketleri tek tek önüne konuyor.

Savunması ne?

2017-2020 arasında işsiz kaldığını, kredi kartı borçlarını çevirebilmek için Perpa’da kredi kartına “takla attırdığını” söylüyor.

Yani klasik yöntem...

Karttan komisyonla nakit çektirme. “Kartımdan para çekiliyordu, komisyon düşülüp bana gönderiliyordu” diyor.

Gönderen kişi ve şirketleri tanımadığını özellikle vurguluyor.

Burada kritik nokta şu:

Türkiye’de yasadışı bahis ve dolandırıcılık gelirlerinin aklanmasında kullanılan en yaygın yöntemlerden biri zaten tam olarak bu yapı.

Şirketler üzerinden alınan POS cihazları, sahte ticaret görüntüsü, gerçekte olmayan satışlar, karttan geçirilen yüksek tutarlar, katmanlaştırılan para trafiği...

Yani savcılığın baktığı şey yalnızca “Para geldi mi?” değil.

O para neden geldi? Kim gönderdi? Hangi ticari ilişkinin karşılığıydı? Ortada gerçek bir mal veya hizmet var mıydı?

Soruların merkezi burada.

Üstelik Kütahyalı’nın mal varlığı da bir gazeteci için dikkat çekici ölçüde.

İfadede yer alan bilgilere göre Rasim Ozan Kütahyalı’nın altı otomobili bulunuyor. Bunların marka ve modelleri de şöyle:

2009 model Jaguar,

81 model klasik bir araç,

2013 model WV Caravelle,

2023 model Chery,

1998 model Range Rover marka araç,

2003 model Range Rover marka araç.

Kütahyalı’nın yanıtına göre üzerine kayıtlı toplamda da üç gayrimenkulü var:

Üsküdar Çengelköy’de bulunan bahçeli dubleks konut,

Sarıyer’de yer alan bir apartman dairesi,

İzmir Göztepe’de yine bir apartman dairesi.

Öte yandan ulaştığım iki işlem kaydına göre Rasim Ozan Kütahyalı, 17 Şubat 2025 sabaha karşı 03.25’te iki adet 25 bin dolarlık işlem olmak üzere toplamda 50 bin dolarlık kumar oynamış.

Kumar oynadığı yer Girne’de bir casino. Dolayısıyla bir suç oluşturmuyor.

Elbette avukatları bu işlemlerin ve mal varlığının kredi kartı finansmanı olduğuna dair belge, dekont, hesap hareketi ve ticari kayıt sunacaktır.

Çünkü dosyanın düğümü burada çözülecek.

İfadenin ikinci önemli bölümü Batuhan Özyetgin ilişkisi.

Kütahyalı burada farklı bir savunma kuruyor.

Diyor ki:

“Batuhan Özyetgin’i tanırım. Babası Aydın Özyetgin benim yakınımdır. 2022-2024 döneminde KKM ve teminatlı kredi sistemi çok kârlıydı. Altın teminat gösterip kredi kullanıyor, bu sistemden kazanç elde ediyorduk.”

Aslında bu bölüm Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik tablosunun da özeti gibi.

Çünkü kur korumalı mevduat sistemi çıktığında şunu söylemiştik: Bu model dar gelirliyi değil, parası olanı daha zengin edecek.

Öyle de oldu.

Parası, teminatı, krediye erişimi olan insanlar sistemin açıklarından büyük kazançlar sağladı.

Kütahyalı’nın anlatımı doğruysa burada gördüğümüz şey tam olarak “parayla para kazanma” düzenidir.

Tabii savcılık şimdi şuna bakacaktır:

Bu işlemler gerçekten ticari-finansal faaliyet miydi? Yoksa yasadışı para trafiğinin içinde kullanılan bir katman mıydı?

İşte soruşturmanın en kritik kısmı burada.

Çünkü MASAK raporları yalnızca kişileri değil; ödeme kuruluşlarını, şirketleri, POS hareketlerini ve para zincirlerini de inceliyor.

Dosyada geçen elektronik ödeme sistemleri tesadüf değil.

Türkiye’de son yıllarda karapara trafiğinin en yoğun aktığı alanlardan biri tam olarak burası oldu.

İfadenin sonunda ise Kütahyalı eşinin hamile olduğunu, çocuklarının zorbalığa uğradığını söyleyerek tahliyesini talep ediyor.

Kütahyalı’nın avukatlarının açıklamasında çocukları için nafaka ödemesi yapıldığı söylenmişti. Kayıtlardaki nafaka ödemeleri nafaka değilmiş. Rasim Ozan Kütahyalı kendi kart borcunu öderken nafaka ödemesi diye yazmış.

Ama burada bir şeyi net söylemek lazım.

Çocuklar anne ve babalarının yaptıklarından sorumlu değildir.

Hiçbir çocuk sosyal lincin hedefi olmamalıdır.

Bu toplumun vicdani sınırıdır.

Ama bir başka gerçek daha var.

Bugün kamuoyunda oluşan öfkenin nedeni yalnızca bu soruşturma değil.

Rasim Ozan Kütahyalı yıllarca televizyon ekranlarında çok insanı hedef gösterdi. Çok insanı aşağılayan, kutuplaştıran bir dil kullandı. İnsanların hayatına dokunan ağır sözler söyledi.

Her zaman soğukkanlı yazılar yazmaya çalışan ben bile gazetecilik ahlakının dışına çıkmamak için özel gayret gösteriyorum.

Bu nedenle bugün anlattığı mağduriyet hikâyesi toplumun önemli bir kesiminde karşılık bulmuyor.

Çünkü insanların hafızası var.

Ve bazı öfkeler kolay silinmiyor.

Zaten bu satırlar yazılırken Rasim Ozan Kütahyalı tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Önümüzdeki süreçte artık belirleyici olan şey yorumlar değil, belgeler olacak.

Savcılık para hareketlerinin gerçek mahiyetini ortaya koyabilecek mi?

Şirketler ne iş yapıyordu? POS hareketlerinin karşılığında gerçek ticaret var mıydı? Elektronik ödeme kuruluşlarının rolü neydi? Para neden bu kadar katmanlı dolaştırıldı?

Dosyanın kaderini bu sorular belirleyecek.

Gelişmeler oldukça ben de Cumhuriyet okurlarına detayları aktaracağım.