Son zamanlarda “İkinci Silivri Trajedisi” bağlamında, İktidar yanlısı olmayan medyaya, birtakım holdinglere, “Ana Muhalefet Partisi CHP”ye, CHP’li Belediyelere ve buralarda çalışanlara yönelik “İBB Davası”, “Casusluk Davası” gibi davalardaki uygulamaları eleştirmek için sık sık kullanılan “Düşman (Ceza) Hukuku” diye bir kavram var:
En belirgin örneği “Nazi Almanya’sı”nda görülen bu “Düşman Hukuku” nedir?
Bu “Düşman Hukuku”, “İBB Davası” ve “Casusluk Davası” gibi davalarda kullanılmakta mıdır?
***
“Düşman (Ceza) Hukuku” kavramı, Alman ceza hukukçusu Günther Jakobs’un bir teorisidir.
Bu teoriye göre ceza hukuku, “Vatandaş (Ceza) Hukuku” ve “Düşman (Ceza) Hukuku” olarak ikiye ayrılır. Bu iki ayrı hukuk sistemi arasındaki temel farklar şunlardır:
Vatandaş Ceza Hukuku: Normal vatandaş olan kişilere, onların işledikleri suçlara uygulanır.
Onlar için, ancak suç işlendiği kanıtlandıktan sonra cezalandırma, masumiyet karinesi, savunma hakkı, orantılı ceza, sanığa tanınan usul güvenceleri gibi genel hukuk ilkeleri geçerlidir.
Amaç, suçluyu ıslah etmek ve toplumu korumaktır.
Düşman Ceza Hukuku: Devlete ve topluma karşı ciddi bir tehdit oluşturduğu düşünülen ve bu nedenle “Düşman” diye nitelenen kişilere uygulanır. Burada kişi, “vatandaş” statüsünden çıkarılıp tehlike kaynağı olarak görülür. Amaç, tehlikeyi önlemektir.
***
“Düşman (Ceza) Hukuku”nun Özellikleri:
1) Ceza öne çekilmiştir (Yargısız infaz).
Suç henüz işlenmeden, hazırlık veya planlama aşamasındayken, hatta niyete bile ceza verilir.
2) Usul hakları sınırlanmış, kısıtlanmış ve hatta kaldırılmıştır:
Savunma hakkı sınırlanır, kısıtlanır, avukatla görüşme engellenebilir; uzun tutukluluk, gizli tanıklık, gizli soruşturma, gizli dinlemeler gibi tedbirler alınır.
3) Cezalar orantısız ve çok ağır olur:
İndirim olmaz, yüksek hapis cezaları uygulanır.
4) Kişi “unperson” (kişilik dışı) ilan edilir:
Kişinin ifade, haberleşme, adil yargılanma gibi Temel Hak ve Özgürlükleri askıya alınabilir.
***
Klasik örnekleri “Nazi Almanya’sı” gibi totaliter ve bazı otoriter rejimlerde de görülen bu “Düşman (Ceza) Hukuku” düzeni, hukukun evrenselliğini zedeler, keyfiliğe yol açar, Temel Hak ve Özgürlükleri yok eder ve bu nedenlerle de ağır biçimde eleştirilir.
“Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti” olan bir “Cumhuriyet Rejimi” içinde böyle bir “Düşman (Ceza) Hukuku” uygulaması düşünülemez.
İnsanlar, “Hukuk Devleti”nde, usulünce yargılanmadan ve somut deliller olmadan tutuklanamaz ve mallarına el konulamaz!