Erdal Sağlam

Makyajlı rakamlar bile işsizlikte felaketi gösteriyor

11 Temmuz 2020 Cumartesi

Türkiye İstatistik Kurumu nisan ayı işsizlik oranlarının geçen yıla kıyasla gerileyerek yüzde 12.8 olduğunu açıkladı. Ancak detaylara bakıldığında, makyajlı olduğunu herkesin kabul ettiği bu rakamlar bile, işsizlikte biriken yükleri ve gelecek için oluşan ağır tablonun işaretlerini gösteriyor.

Bu rakamlarda çift katlı bir makyaj bulunduğunu söyleyebiliriz. Makyajın son katı pandemi nedeniyle gelen işten çıkarma yasağı ve kısa çalışma ödeneği kullanımından oluşuyor. Bir başka deyişle pandemi nedeniyle aslında işten çıkarılması planlanan çalışanlar, yapılan devlet yardımları nedeniyle hâlâ çalışıyor, yani istihdam edilenler içinde gözüküyor. İşletme sahipleri kendilerine tanınan vergi, SGK ödemelerinin ertelenmesi, kredilerde vade ötelemesi gibi teşviklerden yararlanabilmek için istihdama dönük getirilen bu kurallara uymak zorunda bırakıldılar. O nedenle de bu süre içinde işletmeler kapalı olmasına rağmen işten çıkarmalar çok az oldu.

Devlet yardımları 15 Temmuz’da sona erecekti ama hükümet bu süreyi 1 ay uzattı. Ekonomide yaşanacak gelişmelere bağlı olarak, Cumhurbaşkanlığı’nın bu yardımları 2 ay daha uzatma yetkisi bulunuyor. Gerçek işsizlik oranlarının, bu yardımların bitmesinden sonra kendini göstermeye başlayacağı tahmin ediliyor.

Dolayısıyla işsizlik oranlarındaki bu makyajın yıl sonuna doğru silinmeye başlayacağını söyleyebiliriz. Bu teşviklerden yararlanan çalışanların hatırı sayılır bir bölümünün, sonunda resmi olarak işten çıkarılmak zorunda kalınacağı beklentisi içinde olduğu görülüyor. Tabii ki bu haklardan yararlanan milyonlarca çalışanın bir bölümü işlerine devam edecekler ama önemli bir bölümü de o zamanki ekonomik koşullara da bağlı olarak, işsizler arasına katılacak.

Dün açıklanan işsizlik rakamlarının nisan ayına ilişkin olduğu, yani mart-nisan-mayıs aylarındaki rakamları kapsadığını biliyoruz. Bu dönemin pandeminin en ağır etkilerinin yaşandığı dönem olduğu ortada. Gelecek ay ve daha sonrasındaki 3-4 ay boyunca da dünküne benzer rakamların açıklanması beklenebilir. Ancak konuyla ilgili analistlerin çoğu, başka ülkelerde de olduğu gibi bundan sonra kalıcı bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya kalacağımızı söylüyorlar. Analistlerin bir bölümü, teşviklerin etkisi gitmeye başlayınca, örneğin yıl sonunda Türkiye’deki işsizlik oranlarının yüzde 15’i göstereceğini belirtiyorlar. Kalıcı işsizlik probleminin önümüzdeki yıllarda da belki de etkisini artırarak süreceği tahmin ediliyor.

İş bulan azalsa da işsizlik düşüyor

İşsizlik rakamlarındaki asıl makyaj ise daha kalıcı; rakamların hesaplanma yönteminden kaynaklanıyor. Kabaca söyleyecek olursak iş bulanların sayısı ciddi biçimde azalırken, işsizlik oranları da düşmeye devam ediyor. Çünkü iş arama başvurusu yapıp belli sürede iş bulamayanlar, otomatik olarak iş arayanlar listesinden düşüyor. Dolayısıyla işe almalar artmıyor hatta azalıyor, ama işsizlik oranlarının hesaplamasına baz olan iş bekleyenlerin sayısı o kadar azalıyor ki işsizlik oranları böylece düşmüş gözüküyor.

Dün açıklanan rakamlara bakacak olursak, işsizlik oranları nisanda bir yıl önceye kıyasla düşüp yüzde 12.8’e geriledi. Bu dönemde istihdam edilenlerin sayısı, geçen yıla kıyasla 2 milyon 585 bin kişi azalarak 25 milyon 614 bin kişiye düştü. Buna karşılık Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı aynı dönemde 427 bin kişi azalarak 3 milyon 775 bin kişi oldu.

İşgücü 2020 yılı nisan döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 3 milyon 13 bin kişi azalarak 29 milyon 388 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 5.7 puanlık azalış ile yüzde 47.2 olarak gerçekleşti. Böylece işsizlik oranı 0.2 puanlık azalış ile yüzde 12.8 seviyesinde hesaplandı.

Mevsim etkisinden arındırılmış olarak bakılan işsizlik oranı ise 2020 Nisan ayında bir önceki döneme göre 0.7 puan artarak yüzde 13.8 oldu. İşsiz sayısı bir önceki döneme göre 76 bin kişi artarak 4 milyon 80 bin kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı bir önceki döneme göre 1.6 puan azalarak yüzde 41.0 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 968 bin kişi azalarak 25 milyon 541 bin kişi olarak tahmin edildi.

Tarım dışı işsizlik oranları düşerken, genç nüfustaki işsizlik oranları ise bu makyaja rağmen, geçen yıla kıyasla 1.2 puanlık artışla yüzde 24.4’e yükseldi.

Daha işe başlamamış, yeni iş başvurusu yapmış genç nüfusun büyük bölümünün son devlet yardımlarından yararlanma imkânı da az oldu. Bu nedenle genel işsizlik oranları düşerken genç işsizliğin artmasında bunun da etkisi olduğu söylenebilir. Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 24.4, istihdam oranı yüzde 26.1 oldu. 15- 24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.2 puanlık artışla yüzde 24.4, istihdam oranı ise 7 puan azalarak yüzde 26.1 olarak açıklandı. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 8.6 puanlık azalışla yüzde 34.5 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 5.7 puanlık artışla yüzde 29.1 seviyesinde gerçekleşti.

Genç işsizliğinin ve ne eğitimde ne de istihdamda bulunan gençlerin oranının toplumsal sıkıntılar ve ülke geleceğine güven açısından çok önemli bir gösterge olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Makyajlı da olsa açıklanan işsizlik rakamlarının detayı, ileriye dönük olarak çok büyük toplumsal sıkıntıların baş göstereceğinin işareti olarak algılanmak zorunda.


Yazarın Son Yazıları