‘Absürdistan Birleşik Devletleri’

09 Kasım 2020 Pazartesi

Perşembe gecesi Trump’ı dinlerken, aklım 70’lerin “Görevimiz Tehlike” dizisine gitti: CIA, “büyük medya, büyük para, büyük teknoloji” işbirliği ile düzenlenen bir komplo bir sosyalist, liderin kazandığı oyları çalıyor, lider de taraftarlarını isyana çağırıyordu. Ancak burası Amerika’ydı, konuşan “süreç olarak faşizmin andaki lideri” bir devlet başkanı, milyarder bir işadamıydı. Trump döneminde ABD adeta, Absürdistan Birleşik Devletleri oldu. Aslında artık o kadar birleşik de değil!

Biden kazandı

Resmi olmayan sonuçlar Biden’ın seçici delegelerin çoğunu alarak kazandığını gösteriyor. Ancak ocak sonuna kadar “devir-teslim sürecini” düzenlemesi gerekecek olan Trump, sonuçları kabullenmeye niyetli değil, oylarının çalındığını iddia etmeye devam ediyor. Trump birçok yerde, hatta yönetimi Cumhuriyetçilerin elinde olan, adeta KKK vatanı Georgia’da bile -durumum tüm absürdlüğüne karşın- yeniden sayım istemeye, sonuçlara karşı dava açmaya çalışıyor.

Bu sırada, ABD tarihinin en büyük katılım oranıyla gerçekleşen seçimlerin sonuçları, ülkenin tam ortasından ikiye bölünmüş olduğunu gösteriyor. Doğru, bölünmüşlük yeni değil. ABD’de, 35 yıldır, başkanlık hep yüzde 50 veya az altında alınan oylarla kazanılıyor. Ancak bu kez karşımızda “süreç olarak faşizmin”, “kültür savaşları” içinde radikalleşmiş bir kutuplaşma var. Esas olarak lümpen proletaryanın, işçi sınıfının önemli bir kesimini, küçük kentlerin çarşı ve yerel sermayesinin, dinci, ırkçı en gerici duyarlılıklarını temsil eden Trump taraftarları, Biden taraftarlarını komünist, komplocu, pedofil vb. olarak görüyor. Biden taraftarları ise Trump taraftarlarını ırkçı, beyaz üstünlüğünü savunan faşist bir dalga olarak.

Büyük sermayeden, güvenlik bürokrasisinden, önceki Cumhuriyetçi Başkan Bush’tan, muhafazakâr düşünce kuruluşlarından, çok sayıda Cumhuriyetçi senatörden, neo-con çevrelerden aldığı destek, hatta Kamala Harris’in, adaylık yarışı sırasında Biden’ı eleştirirken dillendirdiği gibi “ırkçıların, güneyli ayrımcıların, cenazelerine gidecek kadar dostu” olması Biden’ı, sosyal demokrat olarak tanımlamanın bile zor olduğunu gösteriyor. Biden, “kurulu düzenin”, sermayeden yana eğilen merkezinin sağını temsil ediyor. Fox News, New York Post, Wall Street Journal gibi “Murdoch medyası” da Trump’ı hızla terk ediyor. Sermaye, kaybedeni korumaz!

Yönetilemeyen ülke...

Karşımızda, radikal olarak bölünmüş, başkanlık seçimlerinin bir siyasi ahlaki kriz sergilemesini önleyememiş, siyasi istikrarı bıçak sırtında bir ülke var. Bu ülke, günlük vaka sayısı 120 bine, toplam ölüm sayısı 235 bine ulaşan bir pandemi krizini yönetemiyor; resmi işsizlik oranı yüzde 8’e dayanmışken, işsizlere yönelik mali destekler paketini meclisten bir türlü çıkaramıyor. Bu, bir “III. Dünya” ülkesi değil, dünyanın ekonomik ve askeri lideri, liberal demokrasinin ve kapitalizmin en gelişmiş örneği ABD.

Biden, bu zeminde, başkanlık seçimlerini, “birleştirici”, “iyileştirici”, ülkeyi yeniden yönetilebilir durma getirme vaatleriyle kazandı ama bu vaatlerini yerine getirme olasılığı zayıf. Birincisi, Trump geçiş sürecini kolaylaştırmaya niyetli değil; 28 Ekim’de yayımladığı bir kararnameyle bürokrasiyi kendi adamlarıyla doldurmaya başladı; Dr. Fauci gibi tarafsızları, CIA, FBI başkanlarını görevden alacağı söyleniyor. En gerici hâkimlerle doldurduğu Yüksek Mahkeme’yi, başkanlığı kendisine vermesi için zorlaması bekleniyor. Büyük olasılıkla, Senato’da çoğunluk Cumhuriyetçilerde kalıyor. Özetle, Trump hem kabullenmiyor hem de daha şimdiden, Biden yönetimini sabote etmeye çalışıyor. İkincisi, Demokrat Parti liderliği seçimlerdeki zayıf performanstan sol kanadını sorumlu tutuyor; gündemde bir parti içi hesaplaşma var. Nihayet “süreç olarak faşizmin” tabanı gerçek ekonomik sıkıntıların ürünü. Bu toplumsal tabanı Trump yaratmadı. Trump gittikten sonra da bu taban var olmaya, kendine yeni bir temsilci bulma olasılığıyla birlikte devam edecek. ABD ekonomisi, bu sıkıntıları istihdam yaratarak, gelir dağılımını düzelterek, uluslararası liderliğini restore ederek giderecek, bu tabanı eritecek kaynaklardan yoksun.

ABD’nin, Biden döneminde, “yönetilemeyen ülke” imajından kurtulması, küresel liderliği restore etmesi zor!


Yazarın Son Yazıları

ABD neyin örneğidir? 18 Ocak 2021
Genlerinde var 14 Ocak 2021
I. Perde kapandı 11 Ocak 2021
Kitlelerin on yılı 24 Aralık 2020
Yeni on yıl - Yeni dönem 21 Aralık 2020
‘Liberal’ emperyalizm 10 Aralık 2020
Weimar Amerika 3 Aralık 2020