Faşizm geriletilebilir. Sokak şart!

02 Aralık 2021 Perşembe

Hindu faşizminin Modi rejimi, köylülerin yaygın, kitlesel gösterileri karşısında, tarıma yönelik “yapısal reformları” geri çekmek zorunda kaldı. Demek ki “süreç olarak faşizm” geriletilebiliyor ancak sokak ve birlik şart!

HİNDİSTAN’DA “SÜREÇ OLARAK FAŞİZM”

“Yeni Faşizm” başlıklı çalışmamda, bir perşembe (20/08/2020) yazımda irdelediğim gibi hem III. Enternasyonal’in tanımına hem de Umberto Eco’nun “Ur Faşizm” yazısındaki listeye uyacak özellikleri Modi rejiminde bulabiliyoruz.

Özetle, dinci Hindutva hareketinin BJP partisinin lideri Modi’nin rejimi, dinci, milliyetçi ve ırkçı (Hindu üstünlüğünü savunuyor); muhalefeti susturmak için mahkemeleri, sokak serserilerini, yandaş basını kullanıyor; modern Hindistan’ın kurucuları Gandi ve Nehru’nun aksine bilimi, akılcı düşünceyi yerip, inancı yüceltiyor, o geleneği reddediyor. Modi döneminde kadınlara yönelik şiddet o kadar arttı ki kimi gözlemciler, “Hindistan dünyanın tecavüz başkenti oldu” diyebiliyor.  Hindutva hareketinin içinde yetişen Modi’nin etrafında, yoksul Hindu kitleler arasında adeta bir kişilik kültü oluşmuş durumda. Buna karşılık, Modi yönetimi Hindistan kapitalizminin finans kapital fraksiyonunun çıkarlarını savunuyor, kendisi de bu kesimin en zengin temsilcileri ile iç içe yaşıyor, onların taleplerini yerine getirmeye çalışıyor.

“YAPISAL REFORM” VE TARIM

Bu bağlamda geçen yıl, eylül ayına Modi yönetimi, tarım kesiminin temsilcilerine sormadan, meclisteki çoğunluğunu kullanıp, karizmasına güvenip çiftçileri ve tarım sektörünü finans-kapitalin kullanımına açacak, Mukesh Ambani, Guatam Adani gibi süper zenginlerin ele geçirmesine olanak verecek yasaları meclisten geçirdi.  

Hindistan’da emekçilerin yüzde 60’ı tarımda çalışıyor. Tarım işletmelerinin yüzde 80’inden fazlası küçük aile işletmelerinden oluşuyor. Bu ortamda yeni yasalar, zaten yapısal kriz ve Covid-19 etkisiyle iyice bunalan köylülerin gelirlerini, topraklarını ve canlarını (Modi rejimi döneminde 100 bin köylü intihar ederek öldü) kaybetme riskini artırıyor.  

Yeni yasaların, tarıma yatırımı, sermaye girişini, verimliliği artıracağı iddia ediliyordu. Gerçekteyse bu “yapısal reformlar”, çiftçileri destekleme alımlarıyla, taban fiyatlarıyla tarım fiyatlarındaki dalgalanmalardan korumayı amaçlayan devlet denetimindeki yerel toptancı piyasalarını dağıtıyor, serbest piyasaya açıyor, tarım ürünlerin ithalatını kolaylaştırıyordu. Özetle köylüler, ithalatçı karşısında yıkıma mahkûm ediliyor, topraklarını, yerel tüketim için değil, ihracata yönelik ticari tarım yapmak isteyen büyük sermayeye kaptırma tehlikesi karşısında korunaksız bırakılıyordu. 

GENEL GREVLE BAŞLADI VE DEVAM ETTİ

Köylülerin direnişi 26 Kasım 2020’de genel grevle başladı ve sonra başkente yürüme eylemiyle, rejimin polisinin şiddetle saldırılarına karşın devam etti. Faşist rejimin bakanlarından birinin oğlu arabasını göstericilerin içine sürdü sekiz kişiyi öldürdü. Direniş boyunca 700 köylü öldü. Ancak tüm bu saldırılar tarım emekçilerinin direncini kıramadı, aksine direniş kararlılığını güçlendirdi. Tarım işçileri sendikalarının bir temsilcisine göre “direniş boyunca eylemin sürekliliğini sağlayabilecek bir örgütlenme de şekillendi”.

Direniş başladıktan bir yıl sonra 19 Kasım günü Modi rejimi hata yaptığını kabul etti ve yasaları geri çekeceğini açıkladı, direnişçilerden evlerine dönmelerini istedi. Geçen hafta, direniş bir zafer havasında devam ediyordu. Direnişin temsilcileri, yasalar resmen geriye çekilmeden ve akaryakıt desteği, borç ertelenmesi, son çalışma yasalarının, 2020 yılının elektrik faturalarının geri çekilmesi gibi talepleri de karşılanmadan evlerine dönmek istemediklerini söylüyorlardı.

Modi’ninin, polis şiddeti, medya kampanyası, dinci-ırkçı söylemi, içinde önemli bir Sih nüfus bulunduran direnişi bölemedi. Hindistan’da “süreç olarak faşizminin” projesi açısından son derecede büyük öneme sahip üç eyalette 2022’de seçimler var. Direnişin momentumu bu seçimlerde, faşizmi daha da geriletebilir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları