AKP’nin ABD ile örtüşen çıkarları, göç ve ‘paşalar’...

24 Ağustos 2021 Salı

Örtüşen çıkarları sıralayalım:

1) Irak, Suriye ve Libya’nın iç savaşlarında “Ankara taraf olarak”, ABD’nin bu ülkeler üzerinde egemenliğini artırdı. Aynı zamanda BOP’un bir parçası olan Kürdistan hedefinde, “Irak ve Suriye’de, Kürdistan’ın ayaklarının kurulmasına olanak sağladı”.

2) AKP’nin Sarraf’la “yakınlığı” sonucu ortaya çıkan “açıklarla”, AKP’nin Washington’a “mecbur bırakılmasının” yolu açıldı.

3) AKP iktidarınca “Türkiye’nin ekonomik olarak, özelleştirmelerle içinin boşaltılması sonucu”, Ankara “dış açık ve dış borç tuzağına düşürülerek” ABD ve İngiltere para piyasalarına bağımlı hale getirildi.

4) AKP’nin “tek adam ve siyasal İslam” stratejisine bağlanması, ABD’nin ve AB’nin Türkiye üzerindeki işlerini kolaylaştırdı. Her türlü taleplerinin karşılanabileceği bir ortam yarattı.

5) Suriye ve Afgan göçleri, Türkiye Cumhuriyeti’ni çok kırılgan bir hale getirdi. AKP, “hudut namustur” sözünü dahi yasaklayacak bir çizgiye getirildi.

6) Tek adam rejimi ve siyasal İslam ideolojisi, Türkiye üzerinde, Cumhuriyete karşı eski sömürgeci güçleri harekete geçirdi. Yunanistan bu yüzden, “çok daha cüretkâr bir noktaya geldi”. Ege adalarındaki işgalden “Pontus” sevdasına kadar işleri tırmandırabildi. Biden, İstanbul yerine Kostantinopol diyebilecek noktaya geldi.

FETÖ’cülerin Türkiye içinde “icraatlarını” sürdürebilmeleri, Taliban’ın lideri ile Ankara’nın en üst düzeyde “görüşebilme ortamı”, Osmanlı’nın son dönemini anımsatmıyor mu?

AKP AÇISINDAN ‘SORUN NEREDE’?

- Halkın yüzde 70 dolayında bir bölümü, AKP iktidarının yürüttüğü iç ve dış politikaya karşı.

- Yarın, “normal koşullar altında” bir seçim yapıldığında, AKP iktidarının düşmesi kesin hale geldi. İşte bu nedenle AKP, inanılması imkânsız iç ve dış politika uygulamalarına başladı. Suriyeli göçmenlere, TC kimliği de verilerek kalıcı hale getirilmeye başlanması: Afgan göçünün teşvik edilmesi, hudutların korunamaz hale sokulması ulusal çıkarlarımız ile taban tabana zıt uygulamalar. Beş milyon Suriyeli, yarın bir milyonu geçecek olan Afgan kaçaklar, Türkiye’nin içine yerleştirilmiş dev saatli bombalar haline dönüşecekler, hem de kesinlikle. Göz göre göre yürütülen bu yanlış uygulamalar, “her ne pahasına olursa olsun, iktidarda kalmak için” yürüyorsa, bunun faturası yarın 84 milyonluk halkın tamamının, çok ağır bir biçimde ödeyeceği bir bedel olacaktır. Bütün AKP’liler de dahil olmak üzere.

28 ŞUBAT OLAYINDA AKP’NİN ÇELİŞKİSİ

Erbakan, vefatından önceki son TV konuşmalarında 28 Şubat paşalarını değil, AKP’nin üst yönetimini suçluyordu. “Amerika karşıtı” Erbakan gidince, ABD’ye yakın siyasal İslamcılar iktidara gelmişlerdi. Aralarındaki farkı, bir turnusol kâğıdı gibi gösteren ise FETÖ’cülerdi. Onlar, ABD’nin himayesi altındaydılar.

Buradan Biden’ın son görüşme ile “Ankara’yla yakınlaşmasına” gelince, bu çelişki daha rahat ortaya çıkıyor. 40 yıldır yazdıklarımda, siyasal İslamcıların, ABD desteği olmadan ayakta duramayacaklarını hep vurguladım.

FETÖ’cülerin tek farkı, “yerleşik Amerikancılar olarak” konumlarını belirlemeleri ve “açıkça” göstermeleriydi. Diğer siyasal İslamcılar ise “yüzer-gezer Amerikancılar olarak” sürdürdüler.

Afganistan olaylarında, “Taliban’a bakış açıları ile” bu kimliklerini tekrar afişe ettiler.

Bu konuyu yıllar önce bu köşede, 13 Mart 2009’da yazmıştım. Aynen, Bahri Zengin’in 7 Şubat 2009’da, Ceviz Kabuğu programında açıkladığı gibi. (*)


(*) Erol Manisalı, “Onlar İçin Yazdıklarım”, syf. 148, Tarihçi Kitabevi.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları