Ortadoğu bataklığında debelenmek

17 Ağustos 2021 Salı

AKP iktidarı en baştan beri Türkiye Cumhuriyeti’nin “Ortadoğululaştırılması” çabası içindedir. Bunun nedenleri şunlardır:

Atatürk Türkiyesi’nin yerine, siyasal İslamcı bir toplum (ve ülke) getirebilmek için ülkenin çağdaş uygarlık değerlerinden ve demokrasiden “uzaklaştırılması” gerekir. Türkiye’nin İslamcı ülkelerin bulunduğu bölgeye, Ortadoğu’ya “çekilmesi”: insanlarımızın yaşam  tarzından ideolojilerine kadar “kimliğinin değiştirilmesi” ancak Ortadoğululaşma ile sağlanabilir düşüncesi hâkimdir.

AKP’nin ve ideolojik kimliğinin, “iktidarını sürdürmesi için” ülkenin Ortadoğululaştırılması kaçınılmazdır. Ancak bu yolla “demokratik toplumsal örgütlenmelerinin” yolu kesilebilir. Aksi halde “halkın egemenliğinin temsilcisi TBMM olduğu sürece” bu gerçekleşemez: demokrasi ile siyasal İslam, siyahla beyaz kadar zıt, karşıt yapılanmalardır. Demokrasi varsa siyasal İslam gerçekleşemez.

Ülkenin siyasal rejiminden demografik yapısına: iç dinamiklerdeki kaynak kullanımına, her şeyin sil baştan değiştirilmesi gerekir. 2011’den başlayarak yürütülen Suriyeli ve Arap istilası: 2021’de başlatılan Afgan paralı asker göçü Irak-Suriye-Libya hattında “kolaylık sağlanan” radikal dinci geçişler, ülkeyi “Ortadoğulaştırmanın” somut kanıtlarıdır.

İşin ilginç ve ironik yanı, AKP “Avrupacı değil Avrupalı” zihniyeti reddederken ABD ve AB’den de destek almaktadır. Hem siyasi hem de parasal destek. Çünkü onların da işine geliyor: Avrupa, “Ortadoğu bataklığı” ile sınırdaş olmaktansa, AKP iktidarının cebine biraz Avro koyarak Türkiye’nin oraya yuvarlanmasını tercih ediyor.

ABD de aynı şekilde, bizi maşa (ve yem) olarak Afganistan bataklığında kullanıyor. 12 Mart, 12 Eylül darbeleri ve 2003 Irak işgalinde yarım kalan işlerini tamamlıyorlar.

AKP üst yönetiminin ABD (ve Biden) karşısındaki zaaflarını ellerinde bir şantaj aracı olarak saklıyor. Biden, çıtayı yükselterek ilerliyor.

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında AB ve ABD’nin tutumunu anımsayalım: FETÖ ve yandaşlarını ABD ve Avrupa’nın nasıl himayeleri altına aldığını biliyoruz, görüyoruz, yaşıyoruz.

Bütün bu koşullar altında AKP iktidarı Türkiye’yi, “Afganistan’dan Libya’ya, Ortadoğu bataklıkları içine sokarak Ortadoğululaştırırken onlar, ellerini ovuşturuyorlar”. Son Biden-Erdoğan görüşmesi ve TSK’nin yeni Afganistan macerasına sokulması, “AKP ve Batı” açısından ortak çıkarların örtüştüğü bir zemine yerleşmiş bulunuyor.

DÜN PROFESÖRLER GELİYORDU, BUGÜN TERÖRİSTLER 

Atatürk Türkiyesi’ne 1930’lu yıllarda, Avrupa’daki şiddetten kaçarak ülkemize Almanya, Fransa, İsviçre ve İtalya’dan bilim insanları gelirlerdi. Bir kısmı da Türk vatandaşı oldular.

1933’te gelen biri, Prof. Fritz Neumark ile 1976, 1983 ve 1987 yıllarında Türkiye’de ve Almanya’da beraber olma, uzun uzun konuşma fırsatım olmuştu. (1989’da vefat etti).

Atatürk Türkiyesi’ne bilim insanları, sanatçılar kaçıp gelirken bugün ya teröristler, ya da ne idüğü belirsiz Afgan paralı askerleri “davet ediliyorlar”.

Avrupalı, çağdaş uygarlık değerlerini benimsemiş ve o yolda ilerleyen bir Türkiye vardı. Bugün ise Avrupalılıktan kaçarak Avrupacı (ve Batıcı) olmaya çalışan: Ortadoğu kimliğini alma çabası içine girmiş bir yönetim var.

Atatürk Türkiyesi’nde Avrupa’dan Türkiye’ye beyin göçü vardı: bugün ise yetişmiş, pırlanta gibi gençlerimizin “yüzde 70”i Türkiye’den kaçıp Avrupa’ya, Batı’ya gitme yarışına girmişler. Bilim insanlarımız kapağı dışarı atma çabası içindeler.

Bu karşılaştırma bile Cumhuriyet Türkiyesi ile AKP Türkiyesi arasındaki farkı göstermeye yeter. AKP zenginlerinin evlatlarını Batı’da okutmaları ile ise ayrı bir ironik durum!

Tam anlamıyla, siyasal İslam-vahşi kapitalizm-emperyalizm sarmalının vazgeçilmez bir çelişkisi. “Örtülü işbirliği” demek belki daha doğru olur…

***

17 Ağustos saat 21.00’de, Bodrum Dibeklihan’daki sohbette buluşmak üzere…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları