‘Ulusal yarar’ yerine, neden ‘ulusal zarar’ politikası?

20 Nisan 2021 Salı

İnsanoğlu kağnı arabasından çağdaş otomobile gelmeyi binlerce yıldır başarabilmiş: işin özünün siyasette, ekonomide, kültürde, güvenlikte “ortak çıkarları” üretme başarısına bağlı olduğunu görmüş ve en azından, “demokratik toplumlarda” uygulamaya başlamış.

- Ulusal boyutta ulusal ekonomik refah, çağdaş hukukun üstünlüğüne dayalı bir yaşam tarzı; uluslararası boyutta bölgesel ve kültürel işbirliği gerçeğini anlamışlar.

Birleşmiş Milletler’den AB’ye ve NAFTA’ya, Şanghay İşbirliği Örgütü’nden LAFTA’ya bölgesel ve küresel örgütlenmelere girişmişler. Ancak ulusal boyutta “demokrasi ve çağdaş uygarlık ölçütleri” yoksa bunu yapamazsınız, hele “tek adam rejimlerinde” kesinlikle başaramazsınız.

Bizdeki ulusal boyuttaki sorunlarda, “modern otomobil” yerine, 400 yıl öncesinin “kağnı zihniyetine” dönme çabaları garip bir biçimde yaşanmaktadır. Ülkenin siyasal, ekonomik, kültürel, güvenlik boyutlarında “ortak ulusal çıkarları” yerine tersi uygulanmaktadır: kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistemden “zorlamalarla” uzaklaşılmış ve çağdışı, tek kişi rejimine dönülmüştür: ulusal ekonomik kaynakların yönetimi, “ortak ulusal çıkarlar zemininden uzaklaşmıştır”. Denetim ve şeffaflık kalmamıştır. Ulusal planı ve stratejisi bulunmayan siyasal İslamcı bir yönetim biçimi, iç ve dış ilişkilerde egemen olmuştur.

Dış politikada siyasal İslamcı dayatmaların ülkenin ulusal çıkarları aleyhine ne sonuçlar verdiğini Irak, Suriye, Mısır ve Libya’da gördük ve hâlâ da yaşıyoruz. Son olarak aynı politikanın KKTC’de de dayatılması “inanılmaz bir biçimde” görüldü: hem de Doğu Akdeniz ve Ege’de üzerimizde bu kadar baskı ve sorun varken Atina ve Rumları çok sevindiren uygulamalar yapıyoruz: “ulusal yarar” değil, “ulusal zarar” üzerine yoğunlaşan bu yanlışlar dizisinin arkasında ne var? İktidarın iç ve dış politikada siyasal İslamcı çizgiyi esas alması ve “iktidarda kalmayı bu zemin üzerine oturtması” esas sorundur. Ulusal yarar yerine “ulusal zararlar işlemektedir”: ekonomide, güvenlikte, kültürde, eğitimde ülke insanı sürekli kaybetmektedir: Türkiye ve bölge üzerinde hesapları olan dış güçler kazanmaktadır: Irak ve Suriye’de PKK ve PYD (YPG) üzerinden ABD (ve Avrupa’nın) kurdurmakta olduğu Kürdistan, bu yanlış politikalarımızın sonucudur. Yunan Dışişleri Bakanı Ankara’da haddini bilmezlik “cüretini” gösterirken biz, KKTC’yi siyasal İslamcılık üzerinden “karşımıza” alıyoruz. Ortak çıkarlar değil “ortak zararları” elimizde işletiyoruz.

- Montrö’nün sulandırılma çabalarından amirallerimizin yıpratılmasına, kimi müteahhitlere halkımız aleyhine rant sağlayan köprü, havaalanı ve yollara: kırsal alanı ve doğamızı mahveden taşocaklarından HES’lere: özelleştirildikten sonra zarar etmeye başlayan KİT’lere ve son olarak da İstanbul halkının çoğunluğunun karşı olmasına rağmen dayatılmak istenen İstanbul kanalına kadar bütün uygulamalar, “ortak zararlar” üreten gelişmelerdir.

Ve işin ilginç yanı  iktidar, “ulusal  yararlar” sağlamak için iktidara gelir. Otomobilden kağnıya dönüş için iktidar olunmaz!

İktidar yerel yönetimlerle örneğin İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Eskişehir yönetimleri ile işbirliğini “kabullense” halk kazanacak: ortak yararlar öne çıkacak: iktidar engelleme yaparak sadece kendine kazandırmaya çabaladıkça halk zarar ediyor, ülke zarara uğruyor, “rejim” bu yanlışlar zinciri üzerinden yürütülmeye çalışılıyor.

Bu arada, 17 Nisan Köy Enstitülerinin 81. yılını kutlarken Atatürk Türkiyesi’nin çağdaşlaşma simgesi dünyaya örnek olmuş bu olağanüstü kurumlardan, imam hatip liselerinin egemen olmaya başladıkları bugünlere nasıl geldiğimizi iyi değerlendirmemiz gerekiyor… Aynen otomobilden kağnıya dönüş gibi…

***

60 yıldır kendisini, halkımıza büyük başarıyla “ifade eden” büyük sanat temsilcimiz Genco Erkal yine de “ifade vermeye” çağrılmışsa durum çok vahim demektir… Demek ki 60 yıldır yaptıklarını ve dediklerini hiç mi hiç anlamamışlar…


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları