Reza Zarrab flyboard yapabilsin diye...
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Reza Zarrab flyboard yapabilsin diye...

26.07.2015 12:46
Güncellenme:
Takip Et:

Adıyaman tütünüyle ünlüdür. Ne yazık ki, “Derviş kanunları” nedeniyle ektiği tütüne kota uygulanır. Çünkü dünyayı yöneten dev sigara şirketleri, Adıyaman tütününe geçit vermezler. Ve bu kanunların ülkemizde hayata geçirilmesi için canı gönülden çalışan “IMF görevlisi” Kemal Derviş nedeniyle bu kanunlara ben “Derviş kanunları” derim. Hal böyle olunca, korkunç bir çaresizliğe düşen ahali, kendine tek bir çıkış yolu bulmuştur. Geçici işçi olarak meyve sebze toplamak. Bu nedenle Adıyaman, iki küçük caddesinde ve ara sokaklarında en çok kahve olan kentlerden biridir. Gençleri için hiçbir iş yoktur. Kısaca burası her ülkeden adam devşiren, IŞİD için verimli topraklardır.

“Gel İslam için savaş, bunun için de IŞİD’e katıl!” Ve genç insan, örgütün içine adım attığı andan itibaren ustaca yapılan psikolojik uygulamalarla kendini bir gruba ait hissetmeye başlar ve artık neden bir canlı bomba olmasın? Bu durum Niğde’de, Afganistan’da bomba patlatıp cennete gitmek için yola çıkan genç kız için de böyledir. Niğde bir küçük kasaba gibidir ve bir genç kadın için boğucudur. O kızcağız da neden cenneti özlemesin?

Gözlerinizi kapatıp hayal edin, yaşları 13-14 arasında değişen yirmiye yakın çocuk, ellerinetopluiğne batırıp kendi kanlarını akıtıyorlar ve bu tam iki ay boyunca devam ediyor, bir ayin gibi ve bu kanlardan bir Türk bayrağı yapıyorlar. Sonra bu bayrak rütbeli büyükler tarafından adeta kutsanıyor ve bir gazete promosyon olarak bayrağı okurlarına dağıtıyor.

Bu ülkedeki hiçbir şeye artık şaşırmayan ben, bu olay karşısında dehşete düşmüştüm. Vatanseverliğin kanla ne bağlantısı olduğunu düşündüm. Hangi hoca, hangi ruh hali bu çocukları bu hale getirdi?

Bu çocukların ruhları ne zaman sakatlandı?

Ve sorularımı sormaya başladım. İmam hatiplisi, düzü, liselerde neler oluyor? Vatanseverlik sadece ve sadece kan dökmek ya da bu topraklar için ölmek mi? Acaba lisede okuyan kaç çocuk bu ülkenin en değerli yazarlarından herhangi birinin herhangi bir kitabını okudu?

Kaç çocuk 10 yıl önce insanların tatlı suyuna girip oyunlar oynadığı Akşehir Gölü’nün bugün bir çöle dönüştüğünü biliyor?

Kaç çocuk yaşadığı kentin müzesine gitti?

Kaç çocuk bu coğrafyada yaşamış 42 uygarlıktan haberdar?

Kaç çocuğun aklına pul koleksiyonu yapmak geliyor?

Kaç çocuk yaşadığı kentin dışına çıkabildi?

Kaç çocuk denizi biliyor?

Kaç çocuk yaşadığı coğrafyadaki kuş türlerini merak ediyor?

Kaç çocuk televizyonun düğmesini çevirip bir belgesel izledi?

Kaç çocuk resim dersinde hocanın öğrettiklerinin tersine kendisi için, kendi gibi bir resim yapabildi?

Kaç çocuk herhangi bir büyüğünden, hayatta başarının para kazanmak değil, “sevdiği işi yapmak ve sevdiği bir insanla birlikte olmak” olduğu sözünü duydu.

Kaç çocuk her gün devamlı gazete okuyor?

Kaç çocuk marka hayranlığı dışında kendine özel bir giyim tarzı bulmaya uğraşıyor?

Kaç çocuk sanal dünyanın dışında arkadaşlarıyla iletişim kurmaya çabalıyor?

Kaç çocuk dedesinin ya da anneannesinin hayat hikâyelerini merak ediyor?

Kaç çocuk korkudan sesi kısılan bir yavru kediyi kucaklayıp eve getirebiliyor?

Kaç çocuk IMF’nin ne olduğunu merak ediyor?

Kaç çocuk aşk şiiri yazıyor?

Kaç çocuğun kimselere benzemeyen hayalleri var?

Daha onlarca soru sorabilirim ama şimdiden yüreğim acımaya başladı. Biz çocuklarımıza hiçbir şey öğretemedik, onlar “saldım çayıra mevlam kayıra” durumundalar. Belki de bu nedenden, adeta yüzümüze çarpar gibi kanlarıyla bayrak yapıp, bir şeyler söylemek istiyorlar. İflas etmiş bir eğitim sisteminin en belirgin örneğini veriyorlar. Bu olgu onları onaylayanların, hatta kutsayanların hiç aklına gelmiyor. Birer ruh zedeleyicisi olduklarının bile farkında değiller.

Ve kan hiç durmadan akıyor.

Ben bu yazıyı yazarken bütün haberlerde ölüm ve savaş vardı! Ama bu öyle bir savaş ki, etiği yok! Bu arada Reza Zarrab yedi milyon Avro’luk teknesiyle Bodrum’a demir atmış. İbrahim Tatlıses de konuğuymuş ve Reza Zarrab konukları taze balık yesin diye, bir dalgıç ekibi tutmuş. Bu arada flyboard şovu yapıyormuş. Ey Mehmetçik, Reza Zarrab için bekçilik yapmak ve ölmek de sana düşüyor. Üzgünüm.

 

Yazarın Son Yazıları

Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025
Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Yurdumuz yeniden bizim olmalı!

Devamını Oku
11.05.2025
24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festivali’nde toplu anılar

24. yılını kutlayan Afyonkarahisar Klasik Müzik Festival

Devamını Oku
04.05.2025
Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Unutma deprem geliyorum der ve gelir!

Devamını Oku
27.04.2025
Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Analar babalar, çocuklarımıza kıyıyorlar!

Devamını Oku
20.04.2025
Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Bak şu işe ben şu küçücük Yunanistan’ı kıskanıyorum!

Devamını Oku
13.04.2025