‘Yurtta sulh, cihanda sulh’
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

15.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü. İktidar medyası inatla bunların İran tarafından atıldığını söylüyor. İran yalanlıyor. Ben kişisel olarak bu füzelerin bizi savaşa sokmak için özellikle İsrail ya da Körfez’deki Amerikan üslerinden atıldığını düşünüyorum. Çünkü Amerika bocalıyor, bir kara ordusuna ihtiyaç var ama ülkelerindeki büyük çoğunluk “İsrail için savaşmayacağız!” diye haykırıyor. Çünkü Amerikalılar, Vietnam Savaşı’nda ölenleri, sağ dönenlerin delirip akıl hastanelerine kapatıldığını unutmuyor. Gazilerin de sokaklarda dilendiklerini her gün görüyor. Ayrıca ABD savaş bölgesinde ele geçirdiği, “Artık bunlar bizimdir, emirlerimize uymalılar” dediği ülkelerin savaşa isteksizliğinin farkında. Geriye kim kaldı, NATO’nun en güçlü ordusuna sahip olmak dışında övünecek fazla bir şeyi kalmayan Türkiye ve Türk ordusu.

Vallahi her füze düşüşünde benim aklıma çocukluk yaşlarıma denk düşen Soğuk Savaş’ın ilk çatışması Kore Savaşı geliyor. 1950-1953 arasında yaşanan Kore Savaşı kanlı çatışmalarla dolu. O zamanlarda 27 ülke ABD önderliğinde Birleşmiş Milletler’in verdiği yetkiyle sözüm ona komünist yayılmacılığa karşı dur demek için harekete geçmişti. Ülkemizde de Demokrat Parti seçimleri kazanmış ve Menderes hükümeti kurulmuştu. Türkiye de Birleşmiş Milletler’in yanında yar alıp Kore’ye asker göndermeye karar verdi. Ülkemiz en çok asker gönderen ABD ve İngiltere’den sonra üçüncü ülkeydi. Asıl amaç da komünizme karşı verilen bir savaşa katkı sağlayarak NATO’ya girmekti. Evet, 15 bin askerimiz Kuzey Kore’ye karşı Güney Kore saflarında savaşmak için dünyanın bir ucuna gönderilmişti. Savaş bittiğinde 1300 kayıp, defterlere yazılmıştı. Hatırlayanlarınız vardır, bir zamanlar Kore gazileri milli bayramlarda ön sıralarda yürürlerdi. Bu arada 27 ülkenin katıldığı savaşta ABD’den sonra en çok kayıp veren ülke biz olmuştuk.

Artık bir NATO ülkesiyiz ve güneydoğumuzda ABD’nin ileri üsleri var. Neyse ki kuzeyimizde Rusya var. Gerçi Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya, ABD ile pek çok anlaşma yaptı ama Amerikan halkı için Rusya hâlâ düşmandır. Avrupa ülkeleri de Rusları pek sevmezler. Pek çoğu NATO ülkesi oldukları ve ABD’nin sözünü dinledikleri için Rusya’dan özellikle doğalgaz almayı kestiler. Bu nedenle pek çok Avrupa ülkesinde, insanların hiç alışık olmadıkları biçimde doğalgaz ve akaryakıt pahalılaştı. Biz zaten sürekli her şeyin haftada bir zam almasına alışkınız, zavallı Avrupalılar.

Şimdi bir an gözlerimizi kapatıp ülkemizin savaşa girdiğini düşünelim. ABD ve İsrail bir cephe daha açmayı düşünüyor olabilirler. BOP projesinde Türkiye olmazsa olmaz! Yani kardeşlerim şimdi Atatürk’ün dünya ülkelerinin stadyumlarında haykırılan sözünü hep birlikte her gün, her yerde haykırmamız gerekiyor: “YURTTA SULH, CİHANDA SULH!”

***

Şimdi biraz da güzel ülkemizin güzel insanlarından söz edelim. Ne güzel ülkemizde insanlara dokunan işler yapan pek çok derneğimiz var, iyi ki varlar, şimdi size biraz en eski derneklerimizden ve kuruluşu 1959 yılına kadar giden İFSAK’ın (İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği) bu yıl 32’ncisi yapılan İFSAK Kısa Film Festivali’nden söz edeceğim. Festivalde cebinde şiirlerle dolaşan ve geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan yönetmen Ali Özgentürk için bir anma günü vardı. Ben, Halil Ergün, Necati Doğru ve Nebil Özgentürk konuşmacıydık ve Ali Özgentürk’ün izinden yürüyen Adanalı yönetmen Zafer Özgentürk’ün Ali Özgentürk için yaptığı belgesel gösterildi. Dostları Ali Özgentürk’ü öyle bir anlattılar ki, belgesel o kadar duyguluydu ki ben gözyaşlarımı zor tuttum. Çünkü Ali Özgentürk Adana’nın bereketli topraklarında başlayan, Devrim İçin Hareket Tiyatrosu’na, ardından filmlere uzanan yaşamında hep inandıklarının peşinden koştu. O her şeyden önce bir devrimciydi. 15-16 Haziran 1970 öncesi TÜSİAD’ın tüm gazetelerde yayımlanan ve işçilere gözdağı veren muhtırasına karşı çalıştığı Maden İş sendikasının gazetesinde “İşçilerin de Muhtırası Vardır!” başlığını attı ve gazete o günlerde direnen işçilerin elinde bayrak gibi dolaştı. At, Bekçi, Hazal, Su da Yanar Çıplak, Sır, Balalayka gibi filmler yaptı.

Şimdi İFSAK’a teşekkür edip festivalden söz edelim. Festivalde dünyanın ve ülkemizin her yerinden gelen kurmaca, animasyon ve deneysel filmlerden yaklaşık 50 kısa film gösteriliyor. Ben kendi kendime ve çevremdeki dostlara seslendim: “Yaşasın kısalar!” Çünkü kısa film bir gerilla hareketidir. Çünkü genellikle dayanışmayla kurulur. Para ve şöhret peşinde değildir. Ve her yerde, bir kahvede, bir sendika salonunda, ülkemizde pek çok olan antik bir tiyatroda, kısaca aklınıza gelen her yerde gösterilebilir. O güzel filmleri yapan tüm dünya kısa filmcileri artık dijital dünyadan çıkın ve sokaklarda dolaşmaya başlayın. Gün tıpkı sokak tiyatroları gibi sizin gününüzdür. Ve en çok da çocuklar sizin hemen ön sırayı kapan dostlarınızdır. 

Yazarın Son Yazıları

‘Yurtta sulh, cihanda sulh’

Sevgili okurlarım geçtiğimiz hafta ülkemize üç füze düştü.

Devamını Oku
15.03.2026
Savaşlar da değişir

Sevgili okurlarım her şey değişir, bu bir doğa yasası.

Devamını Oku
08.03.2026
Milli eğitim bakanımızı alkışlıyorum (!)

Dostlarım eğitim bakanımız yemin etmiş, bu ülkeyi şeriat kanunlarıyla yönetilen bir ülke yapacak.

Devamını Oku
01.03.2026
Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025