Artık ateş hattındayız!
Işıl Özgentürk
Son Köşe Yazıları

Artık ateş hattındayız!

15.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz. Açıkça emperyalizm, işine gelen ülkeleri türlü yollarla işgal ediyor. Kimi zaman bombalar yağdırıyor kimi zaman Afganistan’da yaptığı gibi kadınları köleleştiriyor kimi zaman ülke başkanlarını kuş gibi avlıyor kimi zaman da ülkemizde olduğu gibi gizli operasyonlarla ateş hattına sürüyor. Artık yaptıklarını saklamak, bir kılıf bulmak gibi yorucu işlerden de vazgeçtiler. Bütün dünya artık ateş hattında, biz de.

Bunları neden söylüyorum, tam yetkili cumhurbaşkanımızın yeni atadığı adalet ve içişleri bakanların daha önceleri yaptığı işlere bakmamız yeter. Adalet bakanı adaletin yanından bile geçmeyen biri, içişleri bakanı da gerçek bir Cumhuriyet ve Atatürk karşıtı. Öte yandan Beşiktaş kaymakamı “Halkımızın örf ve adetlerine aykırı” diyerek konser yasaklıyor. Boğaziçi Üniversitesi rektörü ali kıran baş kesen kesiliyor, belediye başkanları can havliyle ana muhalefet partisinden istifa ediyorlar. Menzil cemaati İzmir’de gövde gösterisi yapıyor, polis seyrediyor. MESEM cehenneminde çocuk çıraklar ölmeye devam ediyor, çeteler yol kesiyor, kadınlar öldürülüyor ve uyuşturucu çoktan gençleri ele geçirdi. Adalet, vicdan, merhamet çoktan ülkemizi terk etti. Ve ülkemizde emperyalist ülkelerin casusları cirit atıyor.

Bunları hepimiz biliyoruz ve ne yazık ki, artık açıkça söylemeliyiz ki ülkemizin bir şeriat ülkesi olmasına az kaldı. Olmaz demeyin, şöyle geçmişe dönüp bakarsanız “Asla olmaz!” dediğimiz ne kadar çok şeyin olduğunu göreceksiniz. Tıpkı İran’da ansızın olduğu gibi. Belki göstermelik bir seçim olacak.

Sevgili okurlarım uzun zamandır ülkemizin demografik yapısı değişti. Savaştan kaçtığı söylenen ve bir türlü ülkelerine dönmeyen Suriyeli sığınmacılar, rahat rahat yaşayan IŞİD’ciler, kadınları köleleştirenlere yardım edip sonra bir yolunu bulup ülkemize açık sınırlarımızdan giren Afganlılar, Nijeryalılar, var oğlu var. Avrupa ülkeleri de kendi dertlerine düşüp bunları Türkiye’de tutmamız için verdikleri parayı da kestiler. Bunların bir kısmı herhangi bir iç savaş çıkarsa hiç kuşkunuz olmasın ellerinde palalar tıpkı Endonezya’da olduğu gibi ülkesi için savaşanları bir gecede öldürürler.

Bunları yazdığım için bana karamsar, belki de korkak diyeceksiniz. Canınız sağolsun, her ses çıkaranın içeri alındığı bir dönemde karamsar olmak hepimizin hakkı olduğu gibi, içinde bulunduğumuz durumun hiç de iç açıcı olmadığını da bilmek hakkımız.

Muhalefet partisinin yaptığı mitinglere canı gönülden koşan, işyerlerinde direnen, ellerinde pankartlarla yürüyen benim yaşımdaki emeklilere haksızlık yapmak haddime değil, kendime de. Ama AVM’lerde yanında burka benzeri çarşaflı kadınlarla, IŞİD sakallı adamları gördükçe öfkem tavan yapıyor. Bu adamlar neden, niçin bu kadar özgüvenli? Belki pek çoğunuz onlara rastlamıyorsunuz. Ama ben artık ülkemin sanayi bölgesi Kocaeli’de bağlı Değirmendere’de yaşıyorum, buradaki hastanelere gidiyorum ve 13 yaşında evlendirilen, kırk yıl kocasından dayak yiyen kadınlarla konuşuyorum. Ülkemiz nasıl bir beyin yıkamadan geçtiyse asla ve asla ana muhalefet partisine oy vermeyeceklerini söylüyorlar. Tayyip Erdoğan’ı adeta bir peygamber gibi görüyorlar. Üstelik buraları bir zamanlar işçilerindi. Gençliğimde Devrim İçin Hareket Tiyatrosu’nda oyunculuk yaparken buralardaki pek çok fabrikanın önünde Grev oyununu oynamış, Nâzım’dan şiirler okumuş ve işçilerin gözlerindeki parıltıyı görmüş biriyim. Migros boykotu ne kadar tutmuş diye bölgedeki her Migros’a girip bakıyorum, vallahi billahi kuyruk var Açıkça şunu söylemek istiyorum: Ülke sadece Ege, Trakya, bir miktar Güneydoğu Anadolu ve bir miktar Karadeniz değil, kocaman bir İç Anadolu ve Doğu Anadolu var. Yapılan anketler nüfusun yüzde 17’sinin asla muhalefete oy vermeyeceğini ortaya koyuyor.

Çaresizlik içinde kendi kendime düşünüyorum, ne yapmalıyım? Beni çağıran yerlerde gençlerle konuşmalar yapıyorum ama çağıranlar fazla politik olmasın diyorlar. Ve dehşetle görüyorum ki gençler, geleceği karartılanlar en fazla yarım saat sizi dinliyor, anında dikkatleri dağılıyor. Bu nedenle cep telefonlarını toplatıyorum. Çünkü nasıl bir kopukluk yaratılmışsa gençler Türkiye direniş tarihinden habersizler. Almanya’da sol partilerin oylarını nasıl yükselttiklerine dair önemli bilgiler okumuştum. Gençleri eğitip mahallede girilmedik ev bırakmamışlar, merkezler kurmuşlar, yoksulluğun en çok olduğu yerlerde birebir çalışmışlar. Diyorum ki gençleri parti okullarında eğitip onları yoksul semtlerde, hastanede sıra bekleyenlerle, pazarlarda ezik meyve sebze toplayanlarla dost, arkadaş olmalarını sağlamalıyız. Anlaşıldı ki bu iş öyle seçim öncesi parti başkanlarının, belediye başkanlarının takım taklavat pazarlara gidip bağırıp çağırmasıyla olmuyor. 

Yazarın Son Yazıları

Artık ateş hattındayız!

Sevgili okurlarım, her dakika yeni bir şey öğreniyoruz.

Devamını Oku
15.02.2026
Emperyalizm meydan okuyor

Sevgili okurlarım ne oldu da bir zaman önce açığa çıkan ama üstü hemen örtülen Epstein dosyalarının kapağı yeniden açıldı ve 1 milyona yakın belge, bir kısmı sansürlenerek tüm dünyaya yayıldı.

Devamını Oku
08.02.2026
Kendi kendine yetmek!

Sevgili okurlarım yollarda yürürken dikkat ediyorum, herkesin yüzü asık, düşünceli; marketlerde torunlarına çikolata almak isteyen anneanneler, dedeler en ucuz çikolatayı almak için reyondaki çikolataları tek tek inceliyorlar.

Devamını Oku
01.02.2026
Gel de kıskanma!

Sevgili okurlarım sizi bilmiyorum ama ben fena sıkıldım.

Devamını Oku
25.01.2026
Şiirin ve acının ülkesi İran

Sevgili okurlarım İran’da aralık ayından bu yana iktidara karşı yapılan protestolar şiddetini artırarak sürüyor.

Devamını Oku
18.01.2026
Emperyalizm haykırıyor: ‘Dünya artık bizim!’

Sevgili okurlarım izin verirseniz, bugün öncelikle fakir emeklilere günde sadece üç simit parası eden yeni zammı nasıl kullanabileceklerini söylemekle başlamak istiyorum.

Devamını Oku
11.01.2026
Yeni bir yıl ve bir düş

Sevgili okurlarım, önümüzde yeni bir yıl uzayıp gidecek ve başka yeni yıllarla buluşacağız.

Devamını Oku
04.01.2026
Cennete gidip gelenler

Sevgili okurlarım, hiç böyle zamanlar yaşamamıştık, “at izinin it izine karıştığı”; her an, her dakika bir lağım pisliğinin üstümüze sıçradığı, bazılarının bu lağım pisliğini dünyanın en güzel kokusu gibi akciğerlerine çekip “Şükür Allah’ıma” dedikleri bir zaman.

Devamını Oku
28.12.2025
Yetti bu uyuşturucu magazini!

Sevgili okurlarım vallahi billahi bana iki şeyden daral geldi.

Devamını Oku
21.12.2025
Hereke yolunda

Sevgili okurlarım sevdiğim tahta heykeller diyarı Değirmendere’ye taşındığımdan beri dostlarım, okurlarım beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

Devamını Oku
14.12.2025
Boji’yle dünyayı gezdik!

Sevgili okurlarım, son yazdıklarıma bir göz gezdirdim.

Devamını Oku
07.12.2025
Canım şaka yapmışlardır

Sevgili okurlarım, yıllar önce İspanya’nın Endülüs bölgesinde dolanırken nereden aklıma düştüyse yolda gördüğüm Çağlar Boyu İşkence Aletleri Müzesi’ne girivermiştim.

Devamını Oku
30.11.2025
Denize düşen yılana sarılır

Sevgili okurlarım gerçekten bıktım, neden mi?

Devamını Oku
23.11.2025
Müjde! Ölüm kokan parfümlerim var!

Sevgili okurlarım bir an kendimi bir reklam şirketinde çalışırken buldum.

Devamını Oku
16.11.2025
Dünya unuttuğu bir sözcüğü yeniden anımsadı: Sosyalizm!

Geçtiğimiz hafta, uzun zamandır siyasal ve ekonomik belirsizlik, biri biterken öteki başlayan savaşlar ve giderek şiddetini artıran emek sömürüsü karşısında umutsuzluğa kapılan dünya halkları, uzun zamandır egemen güçler tarafından özellikle unutturulan bir sözcüğü yeniden anımsadı: “Sosyalizm!”

Devamını Oku
09.11.2025
Kraldan çok kralcılar

Sevgili okurlarım tarih bize, ülkelerin çökmesine en çok yardım edenlerin kraldan çok kralcılar olduğunu gösterir.

Devamını Oku
02.11.2025
İmecenin muhteşem gücü

Sevgili okurlarım ülkemin içinde bulunduğu belirsizlik durumu, giderek çoğalan çocuk çetelerinden söz etmek, öldürülen yoldaşların ardından ağıt yakmak, her gün bir kadın cinayetiyle yüz yüze gelmek beni hiç olmadığım kadar umutsuzluğa sürükledi.

Devamını Oku
26.10.2025
Hakan Tosun sen gittin gideli

Sevgili okurlarım bu hafta bir vatanseveri, bir doğa koruyucusunu, işi sadece gerçekleri belgelemek olan bir güzel insanı Hakan Tosun’u toprağa verdik.

Devamını Oku
19.10.2025
Düzenin yeni kurbanları: Katil çocuklar!

Bir avukat İstanbul’da kalabalık bir caddede, ofisi önünde maskeli kişiler tarafından Kalaşnikoflarla taranarak öldürülüyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Ah bu ne sevgi bu ne ıstırap!

Sevgili okurlarım insanın tüylerini ürperten. “Bu kadar da olmaz” dedirten bir fotoğrafa bakıp duruyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Adana’nın yolları taştan sen çıkardın beni baştan!

Sevgili okurlarım hepiniz benim Adana sevgimi bilirsiniz.

Devamını Oku
28.09.2025
Kırmızı elbiseli küçük kız

Onun hiçbir şeyden haberi yoktu.

Devamını Oku
21.09.2025
Vahşetin korkunç sularında

Sevgili okurlarım şimdi gelin İtalya’nın Roma kentinde vahşet resimlerinin sergilendiği bir müzeye girelim.

Devamını Oku
14.09.2025
Bir kitap: ‘Sırlarım İpte Asılı Kaldı Balım’

Sevgili okurlarım bugüne kadar hiçbir kitap beni böylesine acıtmamıştı.

Devamını Oku
07.09.2025
Devlet bir sivil itaatsizlik örgütü müdür?

Sevgili okurlarım, sivil itaatsizlik özellikle yasalardan, yönetimden hoşnut olmayanların başvurduğu bir eylemdir.

Devamını Oku
31.08.2025
Bize kim düşe?

Sevgili okurlarım bugün yazıma Leonard Cohen’in “Herkes biliyor geminin su aldığını./ Herkes biliyor kaptanın yalan söylediğini./ Ve herkes biliyor zarların hileli olduğunu” şiiriyle başlayayım dedim, herkes biliyor da ben neden böyle doktorun az önce biyopsi yaptığı bir hasta gibi endişeyle bekliyorum.

Devamını Oku
24.08.2025
Ah ah beni belediye başkanı yapmadılar!

Sevgili okurlarım iyice kafa sersemi olduk.

Devamını Oku
17.08.2025
Parayı veren düdüğü çalar!

Sevgili okurlarım bu yaz kendimi büyük bir açık hava tiyatrosunda oyun izliyor gibi hissediyorum.

Devamını Oku
10.08.2025
Şu nitelikli ol ne demek? Biri bana anlatsın!

Sevgili okurlarım bir hafta önce ülkemizde her yer yanıyordu.

Devamını Oku
03.08.2025
‘Kolay ölümler ülkesi’

Sevgili okurlarım başlık benim değil, sosyal medyada gördüm, sahibini aradım, bulamadım ama bu başlığa vuruldum.

Devamını Oku
27.07.2025
Asılacak kadınlar ülkesi

Sevgili okurlarım bu hafta yazar Pınar Kür’ü sonsuza uğurladık.

Devamını Oku
20.07.2025
Kavşaktayız yeni sorular sorma zamanı!

Sevgili okurlarım ne yazık ki kavşağa geldik arabayı ya uçurumdan aşağı süreceğiz ya da hepimiz yepyeni sorular sormaya, çözümler bulmaya çalışacağız.

Devamını Oku
13.07.2025
Topyekûn savaştayız!

Başlığım kimseyi şaşırtmadı değil mi? Evet, bu canım ülkede yepyeni bir savaş deneniyor.

Devamını Oku
06.07.2025
Zeytine ağıt

Sevgili okurlarım şimdilik füzelerle, insansız uçaklarla yapılan savaş bitmiş görünüyor, doğrusu ben bittiğine hiç inanmıyorum. Bir yerlerde gene füzeler uçacak, çocuklar ölecek, ölüyor da. Şimdi gelelim bizdeki asıl savaşa. Evet dostlarım ülkemizin zeytinliklerimizi bitirme savaşı bu.

Devamını Oku
29.06.2025
Dünyanın hali gibi halimiz

Sevgili okurlarım meğer bizim bu kadim ülkemizde ne kadar çok savaş uzmanı varmış.

Devamını Oku
22.06.2025
Yeniden Türkiş Dekameron

Sevgili okurlarım, epey bir zamandır yaklaşık 20 yıldır bu köşede neredeyse aynı sorunları yazmaktan bıktım.

Devamını Oku
15.06.2025
‘Bana denizi göster’

Sevgili okurlarım gene bir bayram günü, üstelik pazar. Açık konuşmayı severim bilirsiniz öyleyse açık konuşayım ben bu bayramı hiç sevmem.

Devamını Oku
08.06.2025
Unutma biz Anadolu’yuz!

Sevgili okurlarım bir kentten başka bir kente taşınmak ne kadar zormuş.

Devamını Oku
01.06.2025
Biraz mevzu değiştirelim

Sevgili okurlarım 50 yıldır yaşadığım İstanbul’u bırakıp Kocaeli’nin Değirmendere Mahallesi’ne taşınıyorum.

Devamını Oku
25.05.2025
Cebinde şiirlerle dolaşan bir film yönetmenini uğurlarken

Sevgili okurlarım 25 yıllık hayat ve iş arkadaşım, kızım Dünya’nın babası cebinde şiirlerle dolaşan tüm hayatı boyunca devrime inanan film yönetmeni Ali Özgentürk’ü sonsuzluğa uğurladık.

Devamını Oku
18.05.2025