ABD’nin ‘altın çağı’ mı?
Mehmet Ali Güller
Son Köşe Yazıları

ABD’nin ‘altın çağı’ mı?

26.02.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’deki rekor süreli konuşmasını kendi propagandasına dönüştürdü. Trump, ikinci başkanlık dönemini “ABD’nin altın çağı” olarak niteledi.

Türkiye’de de kimi kesimler Trump’ın saldırgan politikalarına bakarak ABD’nin yükselişte olduğunu savunuyorlar.

Peki gerçekten de ABD yükselişte mi? ABD altın çağını mı yaşıyor?

STRATEJİK GERİLEMEDE TAKTİK ATAKLAR 

Etkisine bakılırsa ABD’nin “propaganda düzeyinde” bir altın çağ yaşadığı söylenebilir ama gerçekte

Trump’ın Grönland’ı istemesi, Kanada’ya 51. eyalet muamelesi yapması, Panama Kanalı için baskı kurması, Venezuela devlet başkanını kaçırması, Küba’ya abluka uygulaması, İran’ı vurmakla tehdit etmesi ve birçok ülkeye ambargo uygulaması kuşkusuz bir güç gösterisidir ama bu ABD’nin yükselişte olduğu ve altın çağını yaşadığı anlamına gelmemektedir.

Bu saldırılar, stratejik gerilemede taktik ataklardan ibarettir.

ABD ÜRETİM VE TİCARETTE GERİLEDİ 

Gerçeği olgularda ve verilerde aramalıyız. O verilerin en temel olanlarında ise tablo şöyledir:

ABD’nin dünya sanayi üretimindeki payı yüzde 17’ye gerilerken Çin’in payı yüzde 29’a yükseldi.

ABD’nin tarım üretimindeki payı yüzde 18’e gerilerken Çin’in payı yüzde 25 civarında.

Hizmet üretiminde ise ABD’nin payı yüzde 20 civarındayken Çin’in payı yüzde 13’tür.

Çin yüzde 14’le dünya ticaretinde de liderdir ve ABD’nin payı yüzde 12’ye düşmüş durumda. Çin, 120’den fazla ülkenin birincil ticaret ortağı durumunda.

Kısacası üretim ve ticaret ABD’nin Çin’e geçildiği alanlar.

ABD’NİN HÂLÂ AVANTAJLI OLDUĞU ALANLAR

Enerjide ise durum farklı. ABD’nin dünya petrol üretimindeki payı yüzde 20 civarında, Çin’in payı ise yaklaşık yüzde 5. ABD’nin doğalgaz üretimindeki payı yüzde 24, Çin’in payı ise yüzde 6.

Görüldüğü üzere petrol ve doğalgaz, ABD’nin açık ara avantajlı olduğu alan ama Çin yenilenebilir enerji ile hızla yükseliyor. Çin’in yenilenebilir enerjide payı yüzde 32, ABD’nin ise yüzde 14.

ABD’nin avantajını hâlâ koruduğu alanlardan biri de yükseköğretim. Dünyanın en iyi 100 üniversitesinden 28’i ABD’nin, 6’sı ise Çin’in.

Ve ABD askeri alanda hâlâ açık ara üstün durumda. ABD’nin savunma harcaması yaklaşık 1 trilyon dolar, Çin ise savunmaya 250 milyar dolar ayırıyor. Yani ABD’nin savunma harcaması Çin’in tam dört katı.

BAŞKANDAN BAŞKANA DEĞİŞİM SORUNU

Bu verilerin dışında başka ölçütler de tabloyu netleştirmemizi sağlar. Bunlardan siyasal bakımından en kritiği savaş-barış diyalektiğidir.

Büyük üstünlük belirtilerinden biri, savaşı çıkaranın avantajlıyken barış masasını da kurabilmesidir. ABD’nin bu alanda gerileme içinde olduğu ortada. Hatta ABD’li birçok analist, sonuçları ve kazanımları bakımından ABD’nin aslında Irak ve Afganistan’da savaşı kaybettiğini belirtmektedir.

Önemli ölçütlerden biri de stratejide devamlılıktır. Eskiden çoğu siyasi analist şöyle düşünürdü: ABD’de Cumhuriyetçi ya da Demokrat fark etmez, devletin stratejisi ve temel politikaları devam eder, başkanların rengi değil tonu değiştirir.

Bu ölçüt artık değişmiş durumda. Politikaların başkandan başkana değişiminde keskinlikler var, tondan renge geçmeler var. En tipik örnek Ukrayna’dır. Demokrat Biden Ukrayna’da Rusya’ya karşı “uzun savaş” stratejisi belirlemişken Cumhuriyetçi Trump bundan tamamen vazgeçti ve Ukrayna’nın taviz vererek Rusya’yla uzlaşmasını savunuyor.

ÇOK KUTUPLULUĞUN İLK YARARLARI

Amerikancılar nasıl propaganda ederse etsin, hatta kimi liberal solcular “ABD’nin gerilediği iddiası çok abartılı, çok kutupluluğun ne faydası oldu” diye yorumlasalar da gerçek şudur: ABD hegemonyası zayıflamakta, ABD’nin küresel gücü gerilemekte, çok kutuplu dünya inşa olmaktadır. Elbette süper devletlerin gerilemesi bugünden yarına sonuçlanmaz, o nedenle ABD’nin gerilemesi “uzun çöküş” içindedir.

Ve bu değişimin bu aşamadaki yararları şunlardır: Örneğin ABD’nin IMF ve Dünya Bankası gibi küresel yapılardaki etkisi zayıflamakta, bu da sömürü ilişkilerini yavaş yavaş değiştirmektedir. Örneğin ABD’nin uluslararası hukuk yapılarındaki etkisi zayıflamakta, bu da ABD’nin müttefiklerinin ceza almasına dönüşmektedir. Örneğin ABD’nin BM’deki karar tasarılarındaki sayısal üstünlüğü artık yoktur. Ve en önemlisi, ABD karşısında bir güç merkezi oluşması, ülkelere “çok taraflılık” şansı vermekte, bu da manevra alanlarının genişlemesini sağlamaktadır.

Bu yararlar çok kutupluluk inşa oldukça artacaktır.

Yazarın Son Yazıları

Dezenformasyon ağı

Bir süredir iddiam şu...

Devamını Oku
09.05.2026
Trump Hürmüz’e battı

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nı açmak üzere başlattığı “Özgürlük Operasyonu”nu 24 saat sürmeden durdurduğunu açıkladı.

Devamını Oku
07.05.2026
Korsan Trump

İran Pakistan aracılığıyla ABD’ye 14 maddelik bir plan önerdi.

Devamını Oku
04.05.2026
ABD-İsrail-BAE ekseni

Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) OPEC ve OPEC+ grubundan ayrılması ne anlama geliyor?

Devamını Oku
02.05.2026
ABD sahte zafere mi hazırlanıyor?

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medyadan paylaştığı şu mesaj, ABD’nin hegemonyasıyla birlikte, diplomasisinin de zayıfladığının somut işareti...

Devamını Oku
30.04.2026
Hürmüz savaşının 7 etkisi

ABD Başkanı Donald Trump sıkışmış durumda: Ne savaşı yeniden başlatabiliyor ne de İran’ı müzakereye oturtabiliyor.

Devamını Oku
27.04.2026
Sharett’in günlüğü

Lübnan’ın güneyini işgal eden İsrail askerleri Mossad’ın uzun süredir tehdit ettiği El Ahbar muhabiri Emel Halil’i takip edip sığındığı evde öldürdü.

Devamını Oku
25.04.2026
Egemenlik, haklar ve Tele1

Ulusal egemenlik soyut bir kavram değildir.

Devamını Oku
23.04.2026
ABD’nin ‘Osmanlı 2.0’ mesajının anlamı

ABD Büyükelçisi Tom Barrack dışında kim “Türkiye ve İsrail liderlerinin karşılıklı sert söylemleri sadece siyasi retoriktir” dese savcılıklar anında harekete geçerdi!

Devamını Oku
20.04.2026
Milliyetçilerin TRÇ kavgası

İki milliyetçi parti, MHP ve İYİ Parti, TRÇ nedeniyle karşı karşıya.

Devamını Oku
18.04.2026
İspanya Çin’i Ortadoğu’ya çağırdı

Fransa, Kanada, İngiltere ve Almanya liderlerinin ardından İspanya Başkanı Pedro Sanchez de Çin’i ziyaret etti, 19 anlaşma imzaladı.

Devamını Oku
16.04.2026
NATO’da alan kaydırma dönüşümü

Trump’ın “NATO’dan çıkarım” şantajı, Avrupa’nın kendi güvenliği için sorumluluk alması ve böylece NATO’nun “yeni ABD stratejisine” uyumlu konumlanması içindir.

Devamını Oku
13.04.2026
Türkiye’nin güvenlik mimarisi sorunu

Muhafazakârların ya da milliyetçilerin “Türkiye NATO’dan çıkmalı” tezine karşı ileri sürdüğü yanıt şu: “Türkiye Rusya’nın ya da Çin’in aparatı mı olsun?”

Devamını Oku
11.04.2026
İran o tek dişi çekti

Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavardı, İran işte o tek dişi çekti. Günlerdir taş üstünde taş bırakmayacağını ileri sürerek İran’ı tehdit eden Trump, 15 günlük ateşkesi kabul etti.

Devamını Oku
09.04.2026
Günümüzün mandacılığı NATO’culuktur

Türkiye’de devletin tersine, toplumda ABD ve NATO karşıtlığı yüksektir.

Devamını Oku
06.04.2026
Washington’a İran füzesi düştü

Savaşın ortasındaki ABD’de büyük tasfiye başladı.

Devamını Oku
04.04.2026
Hürmüz koalisyonu için NATO şantajı

NATO için “kâğıttan kaplan” benzetmesi yapan ABD Başkanı Donald Trump, şimdi de “ABD’yi NATO’dan çekmeyi düşünüyorum” mesajı verdi.

Devamını Oku
02.04.2026
İki yeni NATO komutanlığının anlamı

NATO için geçenlerde “ABD’siz kâğıttan kaplan” diyen ABD Başkanı Donald Trump, örgütü hedef almayı sürdürüyor.

Devamını Oku
30.03.2026
‘ABD iyi, İsrail kötü’ koalisyonu

Uygulamalarından ve açıklamalarından hareketle AKP-MHP koalisyonunu “ABD iyi ama İsrail kötü” koalisyonu diye de niteleyebiliriz.

Devamını Oku
28.03.2026
Kaplan-Kuneralp cephesi

İlginç zamanlardan geçiyoruz; “siyasal İslamcı” Yusuf Kaplan ile “liberal seküler” Büyükelçi Selim Kuneralp’ı aynı cephede birleştiren zamanlardan...

Devamını Oku
26.03.2026
Kâğıttan kaplan

Kâğıttan kaplan

Devamını Oku
23.03.2026
Washington bildirisi

Washington bildirisi

Devamını Oku
21.03.2026
Üç füze, iki patriot

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre mevcudun dışında, İncirlik Üssü’ne bir patriot sistemi daha yerleştiriliyor.

Devamını Oku
19.03.2026
Bahçeli’nin mesajı

Atatürk’ün ardından laikliğin bu tanımını adım adım sulandırdılar, bozdular. Bir taraf laikliği “din ve devlet işlerinin ayrılmasına” indirgedi, diğer taraf da “türban karşıtlığı”na daralttı.

Devamını Oku
16.03.2026
Trump çıkış bulabilecek mi?

Emekli Amiral Mustafa Özbey’in saptaması önemli: “ABD ve İsrail, İran’a karşı yeniliyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Kürecik asıl şimdi riskli

İkinci füze olayının hemen ardından Milli Savunma Bakanlığı’nın duyurduğu “Kürecik’e Patriot” haberi, ülkemiz için asıl riski başlatmış oldu.

Devamını Oku
12.03.2026
ABD’nin taktikleri çuvallıyor

Savaşı ilk birkaç gün çok konuşmadan izleyen Trump’ın artık sürekli konuşuyor olması, büyük olasılıkla bu çuvallamadan kaynaklanıyor. Nâzım’ın Taranta-Babu’ya Sekizinci Mektup’ta dediği gibi: “Mussolini çok konuşuyor Taranta-Babu/ çok korktuğu için çok konuşuyor!”

Devamını Oku
09.03.2026
İki milliyetçilik

Çağımızda milliyetçilik, eğer antiemperyalist karakterde değilse milletine genelde sorun çıkarır.

Devamını Oku
07.03.2026
Üs tuzağı

Milli Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre “İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Kısa savaş, uzun etki

ABD, müzakere etmekte olduğu İran’a neden saldırdı? Temel nedeni şu: ABD İsrail hegemonyasında bir yeni Ortadoğu düzeni kurmak istiyor.

Devamını Oku
02.03.2026
Şantaj mı, denge arayışı mı?

Önce şu listeye bir bakalım: Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung, Kanada Başbakanı Mark Carney, İrlanda Başbakanı Micheál Martin, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve Almanya Başbakanı Frederic Mertz...

Devamını Oku
28.02.2026
ABD’nin ‘altın çağı’ mı?

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’deki rekor süreli konuşmasını kendi propagandasına dönüştürdü.

Devamını Oku
26.02.2026
Rubio’nun ‘Hıristiyan birliği’ mesajının anlamı

ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee “Nil’den Fırat’a uzanan bölgenin İsrail’in hakkı olduğunu” savundu. Neden? Çünkü Tevrat’a göre Tanrı o toprakları Yahudilere vaat etmiş!

Devamını Oku
23.02.2026
NATO 3.0

Münih Güvenlik Konferansı’nın önemli başlıklarından biri de NATO’ydu.

Devamını Oku
21.02.2026
BM düzenine üç tehdit

Önce Davos’ta, ardından Münih’te “uluslararası düzenin yıkıma uğradığı” saptandı.

Devamını Oku
19.02.2026
Münih sirki

Başlıktaki benzetme İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’ye ait: “Genellikle ciddi bir etkinlik olan Münih Güvenlik Konferansı’nın, İran söz konusu olduğunda Münih sirkine dönüşmesini görmek üzücü.”

Devamını Oku
16.02.2026
Avrupa ‘yıkım altında’

Münih Güvenlik Konferansı başladı. Öncesinde yayımlanan hacimli Münih Güvenlik Raporu, Avrupa açısından bir çaresizliğe işaret ediyor.

Devamını Oku
14.02.2026
Bilal Erdoğan ve kapitalizm

Bilal Erdoğan’ın kapitalizm “karşıtı” şu sözleri tartışma yarattı...

Devamını Oku
12.02.2026
Trump’ın vakti

ABD Başkanı Donald Trump’ın Umman’daki ABD-İran müzakeresi sonrası söylediği “Bolca vaktimiz var, acelemiz yok” sözleri önemli.

Devamını Oku
09.02.2026
Epstein meselesi

Dünyanın da Türkiye’nin de gündeminin en üst sıralarında Epstein meselesi var.

Devamını Oku
07.02.2026