Beyaz Saray’ın Aralık 2025’te yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi ile Pentagon’un Ocak 2026’da yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önümüzdeki dönem boyunca izleyeceği stratejiyi ana hatlarıyla resmediyor.
Bir program olarak Ulusal Güvenlik Stratejisi ve onun harekât planı olarak Ulusal Savunma Stratejisi, “Önce Amerika” doktrininin işaret ettiği hedeflere, hangi araçlarla, hangi yoldan ulaşılacağının planlamasıdır.
Bu iki belgeyi de birkaç yazıda inceledik. Bugün Ortadoğu bölümüne odaklanarak devam edeceğiz.
ORTAKLARIN SORUMLULUĞU ÜSTLENMESİ
Beyaz Saray’ın Ulusal Güvenlik Stratejisi, ABD’nin müttefiklerinden “bölgelerinde birincil sorumluluğu almasını” istiyordu. Çünkü ABD’nin zayıfladığı kabul ediliyor ve buradan hareketle “ABD’nin dünya düzenini ayakta tutma görevinin sona erdiği” belirtiliyor belgede.
Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi ise müttefiklerden bekleneni daha da somutlaştırmış. Belgede doğrudan “ABD’nin müttefikleri ve ortaklarıyla yük paylaşımını artırması” başlıklı bir bölüm bile var.
O başlık altındaki en dikkat çeken cümle şu: “Savaş Bakanlığı (Pentagon), müttefiklerin ve ortakların Avrupa, Ortadoğu ve Kore Yarımadası’nda kendi savunmalarının birincil sorumluluğunu üstlenmeleri için teşviklerin güçlendirilmesine öncelik verecektir.”
ABD’nin “yük paylaşımı” politikası, Avrupa’da NATO düzleminde tartışma yarattı zaten. Bu durum ABD’nin Çin’e karşı konumlandırdığı Uzakdoğu müttefiklerini ve ortaklarını da tedirgin etmeye başlayacaktır.
ABD’NİN İLİŞKİLERDE ÖNCELİK KISTASI
Peki ABD’nin Ortadoğu’daki yüklerini kim ya da kimler paylaşacak?
Pentagon belgesinde açık açık “genel yanıtı” verilmiş bu sorunun: “Bölgelerindeki tehditlere karşı gözle görülür şekilde daha fazla çaba gösteren örnek müttefiklerle işbirliği ve ilişkilere öncelik vereceğiz. Bu işbirliği ve ilişkiler, silah satışı, savunma sanayisi işbirliği, istihbarat paylaşımı ve ülkelerimizi daha iyi bir konuma getirecek diğer faaliyetler dahil olmak üzere, kritik ancak sınırlı ABD desteği ile sağlanacaktır.”
ABD yararına “en fazla çaba gösterenlerle ilişkilere öncelik verme” politikası, daha şimdiden Suriye’de etkisini gösterdi!
Bu yaklaşım, asıl ABD’nin Ortadoğu’daki esas işlerinde etkisini gösterecektir. O nedenle gelin önce Pentagon’un belgede o işleri nasıl tarif ettiğine bakalım.
ABD’NİN ORTADOĞU PLANLAMASI
Pentagon’un Ulusal Savunma Stratejisi belgesinde, ABD’nin Ortadoğu’daki işleri ama birincil sorumluluk müttefiklerinde olmak üzere, şu şekilde sıralanmış:
“Savaş Bakanlığı, bölgesel müttefiklerimizi ve ortaklarımızı, İran ve onun vekillerini caydırma ve savunma konusunda birincil sorumluluk almaya teşvik edecek; İsrail’in kendini savunma çabalarını güçlü bir şekilde destekleyecek; Arap Körfezi ortaklarımızla işbirliğini derinleştirecek; ve Başkan Trump’ın tarihi girişimi olan Abraham Anlaşmaları’nı temel alarak, İsrail ile Arap Körfezi ortaklarımız arasında entegrasyonu sağlayacaktır.”
Buradan da görüleceği üzere ABD, Ortadoğu’daki hedeflerinin başına İran’ı koymuş durumda. Ancak dikkat ederseniz Pentagon, İran’ı tek başına ya da İsrail’le birlikte hedef alacağına işaret eden bir formülasyon kullanmıyor; İran’a karşı müttefiklerini ve ortaklarını birincil sorumluluk almaya teşvik edeceğini söylüyor.
İRAN’A SAVAŞ NASIL ENGELLENİR?
İşte bu uzun zamandır işaret ettiğimiz cephe anlamına geliyor: ABD, İsrail hegemonyasında yeni Ortadoğu düzeni inşa etmeye ve İran’a karşı bir cephe oluşturmaya çalışıyor.
Dolayısıyla Türkiye, Suudi Arabistan, BAE gibi müttefik ve ortaklarının o cepheye girmemesi, ABD’nin İran’a doğrudan savaş açma olasılığını büyük oranda zayıflatacaktır. Başlıktaki soruya yanıtla söylersek ABD’nin yükünü kimse paylaşmazsa İran’a savaş açamaz. En fazla belli noktalara hava ve füze saldırısı yaparak durumu idare etmeye çalışır.