Mehmet Ali Güller

ABD’nin PKK mesajının üç hedefi

17 Nisan 2021 Cumartesi

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, 14 Nisan günü sosyal medyadan dikkat çeken bir yayın yaptı: “Hatırlatma: PKK’nin kilit isimleri Murat Karayılan’ın yerini ihbar edenlere 5 milyon dolara, Cemil Bayık için 4 milyon dolara, Duran Kalkan içinse 3 milyon dolara kadar ödül verilecektir. Bilgi sağlayan kişilerin kimliği tamamen gizli tutulacaktır.”

Peki, nereden çıktı bu 2.5 yıl önceki duyuruyu “hatırlatma” mesajı?

ABD’NİN AKP’YE YPG TEKLİFİ 

Cumhuriyet’teki 19 Kasım 2018 tarihli “ABD’nin PKK stratejisi” başlıklı makalemizde, 1-7 Kasım 2018 arasındaki şu üç gelişmeye dikkat çekmiştik:

- ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, 1 Kasım 2018’de, “Kürtler ile Türkiye arasında bir çözüm için çabalarımızı yeniden başlattık” dedi.

- ABD Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Matheew Palmer, 6 Kasım 2018’de, ülkesinin PKK üst düzey yöneticileri Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan için 12 milyon dolar ödül koyduğunu duyurdu.

- James Jeffrey, 7 Kasım 2018’de, “YPG’yi PKK gibi terör örgütü olarak değerlendirmiyoruz” dedi.

Bu üç gelişme, aslında ABD Savunma Bakanı James Mattis’in 15 Şubat 2018’deki NATO toplantısı sırasında, dönemin Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’ye yaptığı “YPG’yi PKK’ye karşı savaştırabiliriz” teklifiyle birlikte anlam kazanıyordu!

Gelelim 14 Nisan 2021’e...

1. ÇIPALI TUTMA JESTİ

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nin üç PKK liderinin başına ödül koyulmasını anımsatması, tipik bir Amerikan jestidir! Muhatabını, iç politikada elini güçlendirecek bir konuda fazlasıyla memnun ederek esas hedefine ulaşmanın yollarını oluşturma çabasıdır. 

Yeni ABD yönetiminin Türkiye stratejisi şu: “Ankara’yı daha fazla Moskova’nın yanına itmemek ve Atlantik’e çıpalı tutmak.”

Washington bu amaçla Biden-Erdoğan görüşmesine kadar masadaki konuları elden geçiriyor, dışişleri ve savunma bakanları arasında yapılan görüşmelerde tartıyor. Bir yandan da AB’nin Türkiye’ye yaptırımlarını ertelettiriyor, NATO üzerinden Türkiye’ye yeni sorumluluklar üstlendiriyor. Sahada da Türkiye’nin Irak’ta PKK’ye karşı hava operasyonu yapabilmesi için kontrolündeki hava sahasını açıyor.

Kısacası ABD, askeri ve ekonomik jestler yaparak hem S-400’ün etkinleştirilmesini önlemeye/geciktirmeye hem Ukrayna/Karadeniz ve İdlib üzerinden Türkiye-Rusya işbirliğini sabote etmeye hem de yeni NATO sorumlulukları ile Türkiye’yi Atlantik’e çıpalı tutmaya çalışıyor. 

Bunlar, ABD’nin PKK mesajının ilk hedefiydi... 

2. ABD’NİN “PKK AYRI PYD AYRI” TAKTİĞİ

ABD’nin bu mesajla varmak istediği ikinci hedef ise Türkiye’yi PKK ile PYD ayrımına zorlamak. 

ABD, Suriye’de bir PYD devleti inşa edebilmek ve Türkiye’ye bunu kabul ettirebilmek için sürekli PKK ile PYD’nin ayrı örgütler olduğu propagandasını yapıyor. Kuşkusuz bu, kendisinin teröre desteğini örtebilmenin de argümanı aynı zamanda.

ABD, bu amaçla geçen yıllarda ana omurgasını PYD’nin askeri örgütü olan YPG’nin oluşturduğu, farklı etnik grupların da yer aldığı “Demokratik Suriye Güçleri” gibi bir organizasyon bile kurdu!

3. PKK’Yİ SURİYELİLEŞTİRMEK

ABD’nin üçüncü hedefi ise PKK’yi Suriyelileştirmek! ABD, Türkiye kökenli isimlerin etkisizleşmesini, PKK’nin Suriye kolu olan PYD’ye ve onun askeri örgütü olan YPG’ye tamamen Suriye kökenli isimlerin egemen olmasını istiyor. 

Bunun çok katmanlı nedenleri var kuşkusuz: Türkiye kökenli isimlerin geçmişte bıraktıkları Marksist formasyonlarının etkisiyle zaman zaman emperyalizmle ilişkileri sorgulamasından tutun da ABD’nin Kandil-İmralı ilişkilerini istediği oranda koordine edememesine kadar uzanır... 

Ancak en önemli neden, ABD’nin bu konudaki stratejisinin ihtiyacı nedeniyledir: ABD öncelikle Suriye’nin kuzeydoğusunda, mümkün olduğunda da kuzeyinde bir devlet kurmak istemektedir. Örgüt bu nedenle Suriyelileşmelidir!

ABD EMPERYALİZMİNE DİKKAT

Görüleceği gibi mesaj sıradan bir mesaj değildir; ulusal güvenliği, dış politikayı, komşularla ilişkileri, hatta Rusya’yla ilişkileri bile sonuçları itibarıyla etkileyecek türden bir mesajdır. 

Türkiye, HDP’yi kapatma kampanyası nedeniyle iç enerji harcayacağına ve siyaseti boğma tuzağına düşeceğine, asıl ABD emperyalizminin yukarıda özetlediğimiz incelikte götürdüğü bu faaliyetlerine odaklanmalıdır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları