Mehmet Ali Güller

Bayraktar’ın İHA’sı, kamunun İHA’sı değildir

31 Ekim 2020 Cumartesi

Selçuk Bayraktar, bir haberdeki “Damadın İHA’sı” ifadesine tepki göstermiş. Tepkisinde bir ölçüde haklı. Zira Selçuk Bayraktar ve babası, Saray’a damat ve dünür olmadan çok önce bu konularda önemli işler yapıyorlardı…

İşlerini daha o zamanlarda da çok iyi yaptıklarına dair pek çok tanıdığım askerin değerlendirmesi var ki o değerlendirmeleri oldukça önemsiyorum.

Burada “Damadın İHA’sı” ifadesini haklı çıkaracak tek ölçü, Bayraktar’ın işlerinde damat olma avantajını yaşayıp yaşamadığıdır. Çünkü bu konuda kamuoyunda şu meşru soru var: Neden kamu kurumu olan TUSAŞ’ın ANKA İHA’ları değil de Bayraktar’ın İHA’ları hep ön planda?

Menderes’in oğluna uyarısı

Damat olma avantajı konusunun, kamuoyunun hassas olduğu bir konu olmasını da Selçuk Bayraktar’ın anlayışla karşılaması lazım. Bu konuda hele de AKP’nin devamı olduğunu savunduğu Adnan Menderes’in çok önemli bir uyarısı vardır oğluna:

Adnan Menderes, 1956’da Türkiye’ye dönen büyük oğlu Yüksel Menderes’in ticarete girmesini istemedi. “Baba, izin verirsen serbest meslek, ticaret gibi konulara girmek istiyorum” diyen oğluna, yüzünü asarak şu yanıtı verdi: “İyi güzel ama Yüksel, sen serbest meslek veya ticaret konusuna girsen ne yapacaksın? Ne alıp satmış olacaksın? Bir yerde alıp sattığın ben olacağım. Ben başvekil olduğum müddetçe sen ne yaparsan yap, yaptıkların bana bağlanacak. Bu beni rahatsız edeceği gibi seni de rahatsız edecek. Kusura bakma ama bu düşünceni uygun görmüyorum.

Menderes biliyordu ki oğlu Yüksel’in satacağı A ürününü, piyasada daha kalitelisi ve daha ucuzu olsa bile, Adnan Menderes ailesiyle ve hükümetle alışveriş yapıyor gözükmek için gelip ondan alacaklardı…

Bayraktar-Albayrak farkı

Burada elbette Selçuk Bayraktar’a “Madem Saray’a damat oldun, işini bırak” denemez. Selçuk Bayraktar damat olmadan önce de başarıyla yaptığı işini sürdürmelidir.

Dahası damatlık ölçeğinde Selçuk Bayraktar’la Berat Albayrak’ı eşitlemek, Selçuk Bayraktar’a yapılacak büyük haksızlıktır.

Çünkü Menderes’in uyarısıyla asıl çelişen konu, Erdoğan’ın damadı Albayrak’ı önce enerji, sonra da hazine ve maliye bakanı yapmasıdır!

TUSAŞ’ın malı, milletin malı

Selçuk Bayraktar’ın tüm bunlar nedeniyle ürettiği İHA’ların “Damadın İHA’sı” olarak nitelenmesinden rahatız olması gayet anlaşılır bir durumdur. Ama tepki gösterirken kullandığı ifade ise ekonomi-politik çerçevede oldukça sorunlu bir ifadedir!

Bayraktar “Damadın İHA’sı” haberlerine “Damadın İHA’sı değil, milletin İHA’sı” yanıtını verdi!

Bu, bana göre burjuvazinin klasik aldatmaca söylemidir. Çünkü Selçuk Bayraktar’ın malı, Selçuk Bayraktar’ın malıdır, Türk milletinin malı değildir. Türk milletinin malı, Selçuk Bayraktar’ın İHA’sı değil, TUSAŞ’ın ANKA İHA’sıdır.

Çünkü Selçuk Bayraktar’ın fabrikası özel işletmedir, TUSAŞ’ın fabrikası kamu işletmesidir. İlkinin ürünü şahsın mal varlığına dahildir, ikincisinin ürünü kamunun, yani bizim, hepimizin milletçe mal varlığımıza dahildir.

Türk malı başka, Türk milletinin malı başka

Bunları bu kadar basit ve ayrıntılı yazıyorum, çünkü Selçuk Bayraktar’a burjuva dediğim için beni sosyal medyada ayıplayan bile oldu! Burjuva, yani kentsoylu, kapitalist sistemde üretim araçlarını elinde bulunduran ve kendi adına üretim ve kazanç sağlayan kişidir.

Dolayısıyla bir burjuvanın malı, burjuvanındır; kamunun, milletin değildir.

Yani Selçuk Bayraktar’ın İHA’sı, Selçuk Bayraktar Türk vatandaşı olduğu için Türk malıdır ama Türk milletinin malı değildir; TUSAŞ’ın İHA’sı olan ANKA ise Türk milletinin malıdır.

Bayraktar İHA’sını sattığında kendisi para kazanır, TUSAŞ İHA sattığında milletçe kazanırız.

Bir malın Türk malı olması, Türk markası olması önemlidir ve değerlidir ama “Türk malı” başka şeydir, “milletin malı, kamunun malı” bambaşka bir şeydir.

Selçuk Bayraktar’ın ya da örneğin Rahmi Koç’un satacağı malını çıkıp “milletin malı” diye propaganda etmesi, sahte milliyetçilik olur!

Sorun şu ki bu propaganda bir ölçüde yutuluyor maalesef. Kendi malı olan kamu iktisadi teşekküllerinin (KİT) özelleştirilmesine itiraz etmeyen kamunun bir bölümü, bu propagandadan “benim malım” diyerek gururlanabiliyor!

İşte asıl meselemiz de budur!


Yazarın Son Yazıları

Stratejik özerklik 21 Kasım 2020
‘Tek adam’ devleti 19 Kasım 2020
Trump mı, Biden mı? 2 Kasım 2020