Mehmet Ali Güller

Karadeniz’in enerji-politiği

03 Nisan 2021 Cumartesi

ABD’nin hedef aldığı iki proje var: Türkiye’nin Rusya’yla Türk Akımı projesi ve Almanya’nın Rusya’yla Kuzey Akım-2 projesi. ABD, müttefiklik ilişkisi baskısı ve yaptırım kartı kullanmasına rağmen, her iki projeyi de engelleyemedi. 

Konu hem enerji-politik yönüyle hem küresel güç mücadelesi boyutuyla ama hem de ABD’nin müttefiklerini kontrol edebilme kapasitesinin zayıflaması bakımından büyük önemde...

ABD’NİN RUSYA’YI ŞEYTANLAŞTIRMA PLANI 

Bu köşede ısrarla inceliyoruz: Yeni ABD yönetimi, AB ve Türkiye’nin Rusya’yla işbirliğini kesebilmek için bir strateji belirlemiş durumda. Bu stratejinin gereği olarak Rusya, NATO için “modern tehdit” ilan edildi.

Washington’un hesabı şu: Rusya, NATO’nun resmi düşmanı olunca, başta Türkiye ve Almanya olmak üzere NATO üyeleri, aidiyetleri nedeniyle Rusya’ya karşı pozisyon almak zorunda kalacaklar. 

İşte ABD’nin Baltık bölgesinden başlayıp Ukrayna üzerinden Doğu Avrupa’yı kapsayan ve Romanya-Bulgaristan üzerinden Karadeniz’in batısını kesen, oradan Yunanistan ve Ege yığınaklaması ile Girit’teki üsse, yani Doğu Akdeniz’e uzanan geniş hat, Washington’un NATO-Rusya mücadele cephesi olarak belirlediği hattır. 

ABD bu hattın arkasına, Türk Boğazlarını kullanarak Karadeniz içinden Gürcistan’a kadar sarkmaya çalışacak. 

Bu, konunun daha çok “egemenlik” mücadelesi yönü tabii ama konunun bir de “enerji-politik” yönü var:

KARADENİZ’DEKİ REZERVLER

Karadeniz, en az Doğu Akdeniz kadar, yeni enerji savaşları alanı olma potansiyeli taşıyor. Bölgede uzun süredir hidrokarbon rezervleri arayışı çalışmaları var. Şu ana kadar bulunan rezervler ve büyüklükleri şunlar:

- Ukrayna sahasında yaklaşık 2.3 tril-yon metreküp hacminde doğalgaz rezervi bulunduğu tahminleri yapılıyor (Bunun bir kısmı Kırım bölgesinde olması nedeniyle Rusya’nın rezervi durumunda).

- Türkiye, 2020 yılında, Tuna-1 sahasında 405 milyar metreküp hacminde doğalgaz rezervi keşfetti.

- Romanya’nın şimdilik keşfettiği doğalgaz rezervi ise 150-200 milyar metreküp hacminde.

- Bulgaristan’ın toplam rezervi bilinmemekle birlikte, Han Asparuh sahasında 100 milyar metreküp hacminde bir rezerv keşfettiği daha önce açıklanmıştı.

- Gürcistan, 266 milyar metreküplük gaz kaynağı bulmuş durumda...

Ve bölgede, elbette doğalgaz rezervleri dışında petrol rezervleri de var.

ABD ŞİRKETİNİN KARADENİZ FAALİYETLERİ

Bu doğalgaz rezervlerin önümüzdeki dönemde artacağı öngörülüyor. Zira bölgede çalışma yapan şirketlerin raporlarına göre, Karadeniz’de bugüne dek “varlığı tahmin edilen” rezerv miktarı, 7.6 trilyon metreküp.

Nitekim bu öngörüdeki ABD’nin büyük enerji şirketlerinden Exxon Mobil, NATO ortakları Bulgaristan ve Romanya ile Batı Karadeniz’de enerji çalışmasına yoğunlaşmış durumda.

Rezervlerin olası potansiyeli, kuşkusuz başta Türk Akımı olmak üzere mevcut boru hatlarının önemini artırıyor ve yeni boru hatları konusunda da çatışma potansiyeli doğuruyor. 

Dolayısıyla ABD’nin NATO üyesi yaptığı Bulgaristan ve Romanya ile Yunanistan’a son dönemde artan askeri yığınaklamasını, sadece ABD-Rusya mücadelesi boyutuyla değil, Karadeniz’in enerji-politiği boyutuyla da değerlendirmek gerekir.

NATO’NUN DOĞU SINIRI

Pentagon, ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın görüşmesine dair yayımladığı açıklamada, her iki bakanın “Rusya’nın yarattığı zorluklar dahil, NATO’nun doğu ve güney cepheleri boyunca yaşanan istikrarsızlıkları” ele aldığını belirtti. 

ABD’nin “NATO’nun doğu sınırındaki istikrarsızlık” dediği, yukarıda incelediğimiz Karadeniz konusunu da kapsamaktadır. Ancak buradaki istikrarsızlığın kaynağı Rusya değil ABD’dir; ABD’nin Gürcistan ve Ukrayna’yı Rusya’ya karşı koçbaşı yapma girişimidir. 

“İstikrarsızlık”, aynı zamanda emperyalist ABD’nin hedef gördüğü bölgeye girmesi için ürettiği “gerekçe”dir. ABD, işte bu istikrarsızlık gerekçesiyle Karadeniz’deki varlığını NATO üzerinden artırmaya çalışıyor.

Türkiye bu nedenle, mevcut hükümetin sorunlu yaklaşımına rağmen, Karadeniz, Boğazlar ve bunların hukuki teminatı olan Montrö konusunda, Soğuk Savaş’taki süreçten bile daha dikkatli olmalıdır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları