Seçmen bireyler ve LGBTİ bireyler

30 Haziran 2015 Salı

AKP iktidara 13 yıl önce tek başına geldi.
İdam cezası o yıl kalktı.
Anadilde eğitim ve yayın hakkı o yıl kabul edildi.
Bahçeli, Öcalan’ın idam edilmemesi sayesinde PKK dağdan inip politikleşecek diye endişelenmeye o yıl başladı.
Ecevit, “Seçimlerde AKP birinci olur ve HADEP de barajı aşarsa rejim sorunu yaşanabilir” lafını o yıl etti.
Siyasiler barajı kaldırmaktan o yıl hep birlikte vazgeçti.
Savcılık AKP hakkında “Laik devlet düzenini bozmaya yönelik eylemlerin odağı haline geldiği” iddiasıyla incelemeyi o yıl başlattı.
Tayyip Erdoğan kendisi hakkında açılan soruşturmalar için, “O günkü konuşmalarımızda belki kelime itibarıyla dozu yüksek ifadeler olabilir. Bugün biz çok farklı bir yelpaze açmış durumdayız” yalanını o yıl söyledi.
AKP 13 yıl tek başına iktidarda kalacağı
13. hükümeti o yıl kurdu.
Erdoğan’ın siyasi yasağına yol açan 312’nci madde mahkûmiyeti, anayasanın öngördüğü siyasi yasak kapsamından o yıl çıkarıldı.
Şimdiki Cumhurbaşkanı’nın cebren yarattığı politik hadsizliğin önü yasalarla o yıl açıldı.
Aradan 13 yıl geçti...
Hiçbir şey değişmedi.
Biz bugün de 13 yıl önce olduğu gibi
olan biteni uzaktan seyrediyoruz.
2002’de katılım oranı en düşük seçimle yaptığımız tercihin sonucuyla; 13 yıl sonra katılım oranı çok yüksek bir seçimle yaptığımız tercihin sonucunun bizi aynı çıkmaza mahkûm etmesine katlanıyoruz.
İktidarın el değiştirmesi işe yaramıyor.
İktidar dilinin ve zeminin de değişmesi gerekiyor.
Ondan da önce bizim değişmemiz gerekiyor.
Biz perdelerimizi sıkı sıkı kapamayı değil, kapılarımızı sonuna kadar açmayı beceremezsek...
Mahremiyetin elimize, kendimizi vurmamız için tutuşturulan bir silah olduğunu anlamazsak..
Özgürlüğün ne olduğunu gerçekten sorgulamazsak...
Tüketirken aslında tükendiğimize artık uyanmazsak...
Kimliklerimizin değil sadece var oluşumuzun değer taşıdığını bilmezsek...
Gürültüden değil sessizlikten ürkmezsek...
Cinsellikten değil savaştan tiksinmeyi akıl etmezsek...
Oylarımızla iktidara talip olanlar, yakın geçmişi umursamadan, dün olanlarla ya da yarın olabileceklerle ilgilenmeden yaptıkları tüm pazarlıkların ayaklarına bağladıkları ağır birer taş olduğunu hiç fark etmeyecekler.
Hatalarının üzerine basa basa hızla aşağıya inecekler.
Bu yıl hem AKP’nin iktidara yürüyüşünün; hem de LGBTİ Onur yürüyüşünün 13’üncü yılıydı.
Bu 13 yılda “LGBTİ bireyler” tüm engellemelere ve baskılara rağmen itirazlarını dile getirme ve haklarını savunma konusunda ortak bir dil oluşturup ciddi bir yol kat ettiler.
Biz “seçmen bireyler” ise aynı 13 yıl içinde ahlakını sorguladığımız, cinselliğini aşırı bulduğumuz, görünüşünü yadırgadığımız o bir avuç insanın onu– runa sarıldığı gibi kendi onurumuza sarılmayı, hakkımızı aramayı beceremedik.
Nerede hata yaptığımızı görmek için pazar günkü yürüyüşün görüntülerini seyretmemiz yeterli.
Onların duygularını ve isteklerini ifade ederken karşılarındakine çevirdikleri tek bir silahları var: Samimiyet.
Bizim elimizdekiyse, namlusu kendimize çevrili devasa bir samimiyetsizlik.
 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Hadi’ ama kime hadi? 11 Haziran 2021