Sosyalizm ve laiklik
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Sosyalizm ve laiklik

20.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Laiklik, dinin devlet, siyaset, hukuk, eğitim işlerine karışmaması ve müdahale etmemesi, devletin de dindar vatandaşın dini inanç ve ibadet özgürlüğünü ve dindar olmayan vatandaşın felsefi görüşünü ve yaşam tarzını güvence altına almasıdır.

Laiklik demokrasinin ve cumhuriyetin, başka bir deyişle halk egemenliğine dayalı yönetim biçiminin önkoşullarından birisidir. Laikliğin geçerli olmadığı bir ülkede halk değil, ruhban sınıfı egemen olur. Laikliğin geçerli olmadığı bir ülkede, papa, patrik, kardinal, halife, şeyhülislam, tarikat ve cemaat liderleri egemen olur. Laikliğin geçerli olmadığı bir ülkede demokrasi değil teokrasi geçerli olur.

Halk egemenliğine dayalı yönetim biçiminin diğer önkoşulları da, çok partili serbest seçimli parlamenter düzen; yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığı; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğü; ekonomik ve sosyal adalet; temel nitelikli eğitim seviyesidir.

Demokrasinin ve cumhuriyetin kurulması için laiklikle birlikte bu önkoşulların tamamının yerine getirilmesi gerekir. Bu altı önkoşulun birisi veya birden fazlası değil, hepsi birden yerine getirilirse, cumhuriyet ve demokratik bir düzen gerçekten kurulmuş olur.

***

Emperyalizm ve kapitalizm, laiklik karşıtı hareketleri, kendi varlığını sürdürmek için bir araç olarak kullanmaktadır. Teokratik siyaset, hem ülkeleri din ve mezhep üzerinden bölmek için, hem de halkları eğitimsiz bırakmak için bir araç olarak kullanılmaktadır.

Halklar hem bölündüğü hem de eğitimsiz kaldığı zaman, emperyalizmin ve kapitalizmin o halkları sömürmesi kolaylaşmaktadır. Bu nedenle laiklik karşıtı hareketlere karşı mücadele vermek aynı zamanda, ekonomik sınıf mücadelesinin de vazgeçilmez bir parçasıdır.

Laiklik mücadelesi elbette tek başına ekonomik ve sosyal adaletin sağlanması için yeterli değildir, ancak laiklik mücadelesi aynı zamanda ekonomik sınıf mücadelesinin ve sosyalizmin vazgeçilmez unsurlarından birisidir.

Türkiye’deki sosyalist partiler, özellikle son yıllarda, AKP iktidarıyla ilgili deneyimlerin de ışığında, bunun bilinciyle örgütlenmektedirler. Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi ve ana muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin temel ve kurumsal ilkeleri arasında yer aldığı halde, CHP’nin bu örgütlenmenin ve mücadelenin dışında kalması büyük bir talihsizliktir. CHP’nin de yürütmesi gereken bir örgütlenmeyi, bugün sosyalist partiler yürütmektedir.

Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Türkiye İşçi Partisi ve SOL Parti laikliğin korunması doğrultusunda büyük bir mücadele vermektedirler.

Laiklik konusunda söz konusu siyasi partilerin, siyasi parti kimliğiyle verdikleri mücadelenin dışında, parti üyeleriyle birlikte parti üyesi olmayanları da kapsayan Laiklik Meclisi ve Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi gibi platformların kurulmasına öncülük etmeleri de oldukça önemli ve değerlidir. Söz konusu platformlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı olan 2023 yılından beri etkinliklerini sürdürmektedirler.

***

Laiklik Meclisi, düzenlediği sempozyumlarla ve toplantılarla birlikte, anayasadaki laiklik ilkesinin ihlal edilmesiyle ilgili olayları, adeta bir yargı organı gibi takip etmektedir ve yıllardır düzenli olarak raporlamaktadır. Söz konusu raporlardaki laiklik ihlalleri böylece tarihe bir not olarak düşülmektedir, tutanak altına alınmaktadır ve gelecekte yargı organları tarafından değerlendirmeyi beklemektedir.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, bugüne kadar yedi defa genel kurul toplantısı düzenledi, bu toplantılarda Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirdi. THTM bünyesinde birçok komisyonla birlikte, “Laiklik ve Aydınlanma” adlı bir komisyon kuruldu ve “Aydınlanma Seferberliği” adlı bir kampanya çalışması başlatıldı; ayrıca “Cumhuriyetçiler Kurultayı” adlı bir oluşum da kuruldu.

Türkiye’de sosyalist siyasetin, Aydınlanma devrimleriyle kavga etmek yerine, Aydınlanma devrimleriyle buluşması, Aydınlanma devrimlerinin daha ileri bir noktaya taşınması yolunda çok değerli bir gelişme olduğu gibi, CHP’ye de örnek olmalıdır. 

Yazarın Son Yazıları

CHP’nin bölünmesi

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun hukuka aykırı biçimde üniversite diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanmasından sonra, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de hukuka aykırı biçimde görevden alınmasıyla gerçekleşen darbe, CHP’nin bölünüp bölünmemesi sorununu da beraberinde getirdi.

Devamını Oku
01.06.2026
Ahlak nedir?

Türkiye’deki sorunların temelinde ahlakın ne olduğunun bilinmemesi yatmaktadır

Devamını Oku
30.05.2026
Mutlak emperyalizm

Hukuk ters yüz edilerek, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “mutlak butlan kararıyla” görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir.

Devamını Oku
25.05.2026
Mutlak ahlaksızlık

AKP “hükümetinin” kurduğu diktatörlük rejimi, geçtiğimiz yıl, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasını iptal ederek ve kendisini tutuklayarak, vatandaşların seçme ve seçilme hakkını gasp etti.

Devamını Oku
23.05.2026
ABD ve Çin

ABD yönetimlerinin sergilediği emperyalizme karşı mücadele, Türkiye’deki bazı çevrelerde, bir antiemperyalizm mücadelesi olmaktan çıkıp, ABD karşıtlığına, anti Amerikancılığa, ABD’ye ait olan her şeye toptan karşı çıkmaya evrilmiş durumdadır.

Devamını Oku
18.05.2026
Nazilerin iktidarı

Almanya’da Adolf Hitler’in öncülüğündeki Nazilerin serbest ve özgür seçimlerle nasıl iktidara geldiği, hem Almanya’nın hem de dünyanın yakın tarihinin anlaşılması ve her ülkede geleceğe yönelik önlem alınması açısından son derece önemlidir.

Devamını Oku
16.05.2026