Akkuyu Nükleer Santralı üzerine - Prof. Dr. Haluk UTKU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Akkuyu Nükleer Santralı üzerine - Prof. Dr. Haluk UTKU

18.12.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sivil toplum örgütlerinin takdir edilen işlevlerinden biri toplum sağlığı, emniyeti ve güvenliği için gönüllü denetçilik üstlenmeleridir. Bu bağlamda 2024 yılında 1200 MW güçte elektrik üretecek ilk ünitesinin faaliyete geçmesi planlanan dört üniteli Akkuyu Nükleer Santralı (Akkuyu NS) yapımının durdurulması için Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri Federasyonu’nca davalar açılmış, konuyu Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) de götürmüştür. Federasyon, yapımın durdurulması taleplerini, Akkuyu NS’nin deprem fayı hatlarından biri üzerine kurulması ve deniz suyu sıcaklığının bölgedeki bir nükleer santralın soğutma işlevini engelleyecek düzeyde olması ile gerekçelendirmektedir.

Sorumuzu en baştan yazalım. Hangi nükleer santral şirketi bugünkü ederi üzerinden 600 milyar TL’lik yatırımını fay hattı üzerinde riske atmayı, heba etmeyi göze alır veya su kaynağındaki sıcaklık artışı nedeni ile nükleer santralı durdurarak günde 60-80 milyon TL ve büyük olasılıkla çok daha üzeri ciroyu kaybetmek ister? Yazıyı kısa tutmak amacı ile Türkiye’nin UCM üyesi olmadığı hususundaki irdelemeleri hukukçulara ve dünyada kurulu nükleer santralların yüzde 20 kadarının fay hattı üzerinde olduğu konusunu jeologlara ve inşaat mühendislerine bırakarak, deniz, göl ya da nehir, soğutma amaçlı kullanılan bir su kaynağı sıcaklığının nükleer santralın güvenli çalışmasına etkisi konusuna girelim.

SU KAYNAĞININ ÖNEMİ

Herhangi bir nükleer santralın türbini çıkışındaki sıcak su-buhar karışımını soğutmak için su kaynağından çektiği suyun sıcaklığı ile tekrar aynı su kaynağına boşalttığı suyun sıcaklığı arasında olabilecek en büyük fark önceden belirlidir ve bu fark aşılamaz. Nükleer santralın kurulacağı planlanan bölgede ve kullanacağı su kaynağında tarihsel olarak bölgede erişilmiş en yüksek sıcaklıklar ve çevresel diğer tüm etkenler önceden tespit edilir, ölçümler yapılır. Eldeki verilerden yola çıkılarak bölgenin iklim şartlarını karşılayan soğutma çevriminin su debisi, boru çapları, pompalama güçlerinden acil dizel jeneratörlerinin kapasitesine kadar mühendislik hesapları ve bu hesaba dayalı planlamaları yapılır. 

Nükleer santral işletmeye alındığında, yakınındaki su kaynağının ortalama sıcaklığı önceden planlama aşamasında belirlenmiş en yüksek sıcaklık seviyelerine ulaşmış ise santral durdurulmak zorundadır. Örneğin dünyanın en sıcak bölgelerinden biri olan Arap/İran körfezinde biri 1000 MW, diğeri 4x1400 MW elektrik üretimli iki nükleer santralın tasarım ve planlamaları, tarihsel kayıtlara göre tespit edilmiş en yüksek deniz suyu sıcaklığı olan 36oC’nin biraz üzerinde gerçekleştiği göz önüne alınarak yapılmıştır. 

FRANSA ÖRNEĞİ

Çevreci derneklerin ilk paragrafta bahsi geçen mahkemeye sundukları Fransa örneğinde olduğu gibi, su sıcaklığının 28oC’yi bulmasından dolayı nükleer santralı durdurmaları, o bölgede sadece nükleer santralın tasarımında hesaba katılan en yüksek su sıcaklığına ulaşılmasından dolayı değil, aynı zamanda mevsimin kurak geçmesinden de dolayı su ihtiyacındandır. Kısaca, her bir nükleer santral kendi iklim ve jeolojik şartları altında çalışabilecek biçimde tasarımlanır. Bu nedenle Fransa’daki nükleer santral örneğinden yola çıkılarak Akkuyu Nükleer Santralı’nın yapımının mahkemece durdurulması talebi, mühendislik tasarımı yönünden kolaylıkla yanıtlanabilecek bir husustur.

Dolayısı ile bu aşamada çevreci derneklerin sonuç alabileceği stratejilerden biri Akkuyu Nükleer Santralı şirketine, uzmanların katılımı ile çevre halkına periyodik olarak santral sahasında gözlem ve bilgi verme mecburiyeti getirecek kararların alınmasını sağlamaya çalışmak; diğeri de olası bir kaza sonrası Paris ve Viyana sözleşmelerinde belirtilen sorumluluk yeterli bir teminat mıdır sorusunu gündeme getirmek olabilir.

PROF. DR. HALUK UTKU

HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ, NÜKLEER BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

Yazarın Son Yazıları

İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
İki biraderden Trump’a ‘Amerikan rüyası’ - Tunç Soyer

Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış.

Devamını Oku
09.04.2026
Halk yönetiminin yanılgı ve sorunları - Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

Siyasal yönetim hakkı ile ilgili kabuller ve varsayımlar uzun yıllardır kullanılmalarına karşın, onlarla ilgili yanlış anlamlar ortadan kalkmamaktadır.

Devamını Oku
09.04.2026