Beyler, ‘cihat’ söylemini terk edin lütfen!
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Beyler, ‘cihat’ söylemini terk edin lütfen!

15.06.2019 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

“Unutmayı yaşama stratejisi haline getirmiş bir ülkede, güçlü bellek ödül değil, ıstıraptır.”

İktidarı hoşnut etmek için yinelene­cek olan İstanbul seçiminin arife­sinde ve bu şehrin Osmanlı tarafın­dan fethedilmesinin yıldönümünü iz­leyen günlerde, ortalıkta “cihat” söy­leminden geçilmiyor. Cihat kavra­mını tartışmayı din bilginlerine bıra­karak sadece şu basit sorularla ye­tinelim:
Bizi yöneten beyler acaba nere­ye cihat etmeyi düşünüyorlar? Bal­kanlara mı? Yoksa Irak ve/veya Suriye’ye mi, eski SSCB’ye mi? Yok­sa İran’a mı? Son soru bizi hemen yeni bir soruya götürüyor: Halkının dolayısıyla ordusunu oluşturan bi­reylerin çoğu Müslüman olan iki ül­kenin çarpışmasında, kim cihatçı, kim münafık? Örneğin 1980’lerde sekiz yıl süren ve on binlerce gen­cin ölümüne yol açan İran/Irak sa­vaşının cihatçısı hangisi ve kazana­nı kim? Yoksa uzaya mı cihat ede­ceğiz? Ama bu iş için inanç ve gözü karalık yetmez, yüksek matematik, yüksek fizik, astrofizik gibi dallarda uzmanlaşmış bireylerin de ötesinde kurumlar gerekir.
İstanbul’un alınmasını sadece “cihat” ve/veya “fetih” ruhuyla açıklayabilir mi­yiz diye tarihçilere sormak isterim. Bir iki sorum daha var; bir kent devletine indirgenmiş olan Bizans, Osmanlı’nın etine diken gibi batmıyor muydu, bu işe bir çözüm gerekmiyor muydu? Fa­tih dönem hükümdarlarının en aydın­lanmacı olanlarından değil miydi; bi­lime, sanata kucak açmamış mıydı? Öyle olmayaydı, Bizans’ın sonunu ge­tirebilir miydi?
Sayın Cumhurbaşkanı “İstanbul” sözcüğünün “İslambol”dan geldiğini söyleyerek, bu şehrin bir İslam ken­ti olarak kalmasını sindiremeyen­ler var, diyor. “Dış mihraklar”dan söz ediyor olmalı. Kimlerdir bunlar ve biz ülke olarak ne gibi karşı önlemler alıyoruz, niçin açıklamıyor?
Bilinen şey, Türkçe Anadolu’ya göçmen gelip yerleşti ve kimi yer isimlerini kendi söyleyişiyle telaf­fuz etti: Anatolia Anadolu oldu; An­gora Ankara. Dilimizin böyle sevimli bir yaratıcılığı vardır. Bir dönem res­mi belgelere de geçmiş ama yaygın­laşmamış, süreklilik kazanamamış “İslambol” sözcüğü de böyle şirin bir yakıştırma. Bu şehrin ilk adının, kurucusu Roma İmparatoruna atıfla “Constantinopolis” olduğunu herkes biliyor. İmparator Konstantin’den çok sonra şehrin Yunanca “Stin po­li” (surlara atıfla ‘iç şehir’) diye anıl­dığı da pek çok yerde kayıtlı. “Stin poli” olmuş bizim “İstanbul”umuz.
 
İstanbul mucizesi
İstanbul, örneğin Konyamız gibi İslami çizgilerle tanınan bir şehir ol­maktan çok öte bir mucizedir. Ora­nın en çekici yanı, Roma, Bizans, Osmanlı ve nihayet Cumhuriyet et­kilerini bir arkeoloji alanı katmanla­rı gibi barındıran, üç semai dinin ve laik aydınlanmanın özelliklerini mi­marisinde özümsemiş bir tümlük ol­masıdır.
Her şeyin dinselleştirilmesi sade­ce tuhaf bir belediye seçiminin tuhaf propagandası mı?
Trump’ın başarısızlığını örtmek için sağa sola o tuhaf püskürme­leri geliyor aklıma, İran’a çok kızı­yor hazret; neredeyse dünyayı ate­şe atacak. 2003 Irak savaşından ağzı yanan Avrupa dövüşmeye he­vesli görünmediği için, dünya ahali­si olarak, şimdilik bir Üçüncü Dün­ya Savaşı’nı teğet geçebilmekteyiz galiba. Ama bölgesel savaşlara ki­min itirazı olur ki? Silah satıcı ülke­lerin mi?..
Unutmayı yaşama stratejisi ha­line getirmiş bir ülkede, güçlü bel­lek ödül değil, ıstıraptır. 1991 birin­ci Irak savaşında merhum Turgut Özal’ın, Sam Amca’yı memnun et­mek için ülkemizi savaşa sokma iş­tahını, devrin Genelkurmay Başkanı General Torumtay’ın görevinden is­tifa ederek engelleyebildiğini, bugün -milletvekilleri arasında bile- kaç ki­şi anımsıyor? O günlerde devlet te­levizyonunda izlediğim bir haberi hiç unutmadım: Genç bir asker konuşu­yor: Dedelerimiz Çanakkale’de vu­ruştu şehit oldu; sıra bize geldi, va­tan uğruna şehit olurum, diyor. Ül­kemizin canına kastetmiş bir emper­yalist savaşta, yurt savunması uğru­na Çanakkale’de toprağa düşmekle, Sam Amca’nın petrol hesapları ve ül­kemizdeki iktisadi ortaklarının çıkar­ları için ölmeyi birbirine karıştıran bu delikanlıyı hiç unutmadım! Gençleri cahil bırak ve sonra iktidar çıkarları uğruna savaşa yolla!
Bu Cumhuriyet, “Yurt savunma­sı dışında savaş cinayettir” diyebilen bir büyük insanın önderliğinde ku­ruldu. Cumhuriyetin bugün sorum­lu mevkilerinde bulunanlara, din iç­re, ya da din dışı savaş imaları yakı­şıyor mu?!

ERENDİZ ATASÜ

Yazarın Son Yazıları

Andımız erdemli nesiller yetiştirdi - Fikret Şahin

Son zamanlarda meydana gelen okul saldırıları hepimizi derinden üzdü.

Devamını Oku
16.05.2026
Demokratik Türkiye özlemi - Hüseyin Özkahraman

Tarihiyle, kültürüyle ve milyonları aşan nüfusuyla yalnızca ülkemizin değil, dünyanın en önemli şehirlerinden İstanbul’u yönetme sorumluluğunu taşıyan; tüm baskılara rağmen üç kez seçim kazanmış bir belediye başkanı aylardır Silivri’de, 15 metrekarelik bir odada özgürlüğünden mahrum bırakılmış durumdadır.

Devamını Oku
16.05.2026
MHRS çözüm mü, sorun mu? - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

TC Anayasası 56. maddesine göre, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.”

Devamını Oku
15.05.2026
Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir.

Devamını Oku
14.05.2026
Karanlığa doğan yıldızlar - Gani Işık

Dinler tarihi ve kutsal kitaplar halkların zor dönemlerinde onları sahiplenen ve kendilerine yol gösteren peygamber gönderildiğini anlatır, örnek de verir.

Devamını Oku
13.05.2026
Milletvekili ara seçimleri - Erol Tuncer

Milletvekili ara seçimler; istifa, ölüm ya da başka nedenlerle milletvekilliklerin boşalması durumunda boşalan sandalyelere yeni üyelerin seçilebilmesi için yapılmaktadır.

Devamını Oku
13.05.2026