Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Türk Eczacılık Günü - Avni Kurtuldu

14.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

14 Mayıs 1839 tarihinde “Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane” bünyesinde açılan eczacılık sınıfı, bilimsel eczacılık eğitiminin başlangıcı olarak kabul görmüş ve 14 Mayıs Türk Eczacılık Günü ilan edilmiştir. İlk kutlama da 14 Mayıs 1968’de İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde yapılmıştır. Yani 14 Mayıs hem tarihsel belleğin hem de mesleki kimliğin simgesi olmuştur.

14 Mayıs bilimsel eczacılık eğitiminin başladığı gündür ancak bugün mesele yalnızca geçmişi anmak değil, mesleğin geleceğini kurtarma durumunda olduğumuz gündür. Maalesef bugün eczacılıkta tarihi gurur günü olmanın yanı sıra alarm zillerinin çaldığı uyarı günüdür.

14 Mayıs mesleğin iki asra yakın belleğine sahip çıkıp saygı duyarken önümüzdeki 2030 yılı da planlayabilmektir. Bu planlama; fakülte sayıları, kontenjanlar, nitelikli eczacılık eğitimi, yardımcı eczacılık, kamuda istihdam, klinik eczacılık, ilaç sanayiinde etkin rol ve serbest eczanelerin akılcı şekilde sürdürülebilirliği temelli olmalıdır.

Eğitim kapasitesiyle istihdam kapasitesi arasında denge kurulamaması; mesleğin değersizleşmesi, eczacılık diplomasının değerinin düşmesi ve halk sağlığının en yaygın temas noktası olan eczanelerimizin zayıflaması, önemini kaybetmesi ve sağlık zincirinin birinci halkasının kopması sonucunu doğurur. Aynen bugün geldiğimiz durum gibi. Nedir bugün geldiğimiz durum?

TARİHSEL BAKIŞ 

Türkiye’de toplam 31 bin serbest eczane, 63 eczacılık fakültesi, Türk Eczacılar Birliği’ne kayıtlı 52 bin 567 eczacı, eczacılık fakültelerinin tüm sınıflarında okuyan toplam 25 bin 500 öğrenci. Bugün geldiğimiz nokta ülkede çok artan eczane sayısı ve plansızlık yüzünden mesleksiz kalma tehlikesi içindeki genç eczacı yığını.

Peki dün durum farklı mıydı?

Osmanlı’da serbest eczaneler büyük ölçüde yabancı ve gayrimüslim eczacıların tekelindeydi. İlk Türk mezun eczacılar yalnızca orduda ve hastanelerde görev alırken zamanla sivil alanda da görülmeye başladılar. 1900’lü yılların başında ülkedeki 217 özel eczanenin yalnızca 10’u Türk eczacılara aitti. İlk Türk eczanesi ancak 1888’de İstanbul’da açılmıştı.

 İSTANBUL VE ANADOLU ARASINDAKİ UÇURUM

Cumhuriyetin ilk yıllarında 1927 yılı verilerine göre, Türkiye nüfusu yaklaşık 13.65 milyon, toplam eczane sayısı 650 civarında ve ülke genelinde 21 bin kişiye bir eczane; buna karşılık İstanbul’da 691 bin nüfus ve toplam 300 eczane sayısıyla 2 bin 300 kişiye bir eczane düşmekteydi. Görüldüğü gibi Türkiye’nin toplam eczane sayısının yarısı İstanbul’da faaliyet gösteriyordu. Anadolu’daki bu hizmet açığı genç Cumhuriyet yönetimini önlem almaya mecbur kılmış ve 1927 tarih 964 sayılı kanunla her 10 bin kişiye bir eczane düşecek şekilde kısıtlama (tahdit) getirmiştir.

Ancak 1953 verilerine baktığımızda bu politikanın istenen sonucu vermediğini görüyoruz. Türkiye nüfusu 22.17 milyon olurken eczane sayısının 712’ye çıktığını ve ülke genelinde 21 bin 137 kişiye bir eczane düştüğünü görüyoruz. İstanbul’da ise durum biraz farklı. Nüfus 1 milyon 351 bine ulaşmış olmasına karşın eczane sayısı 162’ye düşmüş ve 8340 kişiye bir eczane durumu hasıl olmuş.

Görüldüğü gibi İstanbul’daki sıkışıklık çözülmüş ama ülke genelinde eczacılık hizmetinin yaygınlaşması istenen düzeyde gerçekleşmemiştir. Neticesinde 1953’te Tahdit Yasası yürürlükten kaldırılmış ve eczane açımı serbest bırakılmıştır.

MESLEĞİN GELECEĞİ 

1953 ile 2012 yılları arasındaki dönem eczane sayısının artmasıyla birlikte fakülte ve mezun sayılarının çoğaldığı dönemdir. Bu dönem sonunda oluşan eczane yoğunluğu yeniden nüfusa dayalı sınırlama tartışmalarını getirmiş ve 2012’de kabul edilen 6308 sayılı kanunla ilçe bazında 3 bin 500 kişiye bir eczane kriteri yürürlüğe girmiştir.

Türkiye genelinde bugün yaklaşık 2 bin 800 kişiye bir eczane düşmektedir. Sistem 1927’de Anadolu’nun eczanesizliğini çözmeye çalışırken 2026’ya gelindiğinde nüfusa göre son derece yoğun bir eczane ağına ulaşılmıştır. 1927’de sorun eczanelerin İstanbul’da yığılması iken bugün eczacı arzının sistemin kaldırabileceğinden daha hızlı büyümesi ikinci bir sorunu doğurmuştur.

Eczacı insan kaynağının plansız artışı mesleğin niteliğini düşürürken aynı paralelde toplum sağlığı da olumsuz etkilenecektir. Eczacılığın tarihi ile gurur duymak güzel ama asıl mesele o tarihe yakışır bir gelecek kurmaktır.

14 Mayıs’ı gerçekten anlamlı kılmak istiyorsak onu yalnızca bir kutlama günü olarak değil, bir karar günü olarak da görmeliyiz. 1839’da başlayan bilimsel eczacılık yolculuğu bugün yeni bir eşiktedir. Türkiye artık eczane sayısını değil, eczacı fazlasını konuşmak zorundadır. Bir ülke fakülte açarak değil, mezununa gelecek kurarak güçlü olur.

AVNİ KURTULDU

ECZACI

Yazarın Son Yazıları