Bir memleket gençlerini kaç kez yitirir? - Cengiz Kuday
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Bir memleket gençlerini kaç kez yitirir? - Cengiz Kuday

21.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye’de 19 Mayıs dendiğinde çoğu insanın aklına doğal olarak Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve Milli Mücadele gelir. Ancak bundan dört yıl önce, yine bir 19 Mayıs günü, Çanakkale’de başka bir destan ve başka bir büyük kırılma yaşanmıştı. Üstelik o gün toprağa düşenler arasında, bir ülkenin geleceğini taşıyacak yüzlerce genç vardı.

Çanakkale Savaşları dendiğinde çoğu insan yalnızca 18 Mart’ı hatırlar. Oysa 18 Mart, İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı yalnız deniz gücüyle geçemeyeceklerini anladıkları gündür. Ardından başlayan kara savaşları ise tarihin akışını değiştirecek kadar ağır ve kanlı olacaktır.

25 Nisan 1915 sabahı İtilaf kuvvetleri Arıburnu ve Seddülbahir kıyılarına çıkarma yaptı. Türk savunması büyük baskı altındaydı. İşte tam o sırada 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal inisiyatif aldı ve emri beklemeden birliklerini muharebeye sürdü.

Önce 57. Alay’ı Arıburnu’na sevk etti. Bu karar yalnızca askeri bir hamle değildi; Çanakkale Savaşları’nın kader anlarından biriydi. Çünkü bazen tarihin yönünü değiştiren şey, makam değil karakter olur.

Mustafa Kemal burada yalnızca başarılı bir subay değil, savaşın kaderini değiştiren bir komutandı. Bunu bilmeyenler artık bilsin.

BİR NESLİN CEPHEYE YÜRÜYÜŞÜ 

Çanakkale Kara Savaşları aylar boyunca sürdü. Ancak bunların içinde biri vardır ki yalnız askeri sonuçlarıyla değil, taşıdığı sembolik anlamla da ayrı bir yerde durur:

18-19 Mayıs 1915 Kanlısırt Taarruzu.

11 Mayıs’ta Başkomutanvekili Enver Paşa cepheye gelir. Yapılan değerlendirmelerde Anzak kuvvetlerini Arıburnu bölgesinden söküp atmak için büyük bir gece taarruzu planlar. Bu saldırı için İstanbul’dan yeni bir birlik gönderilir: Tümen.

Fakat bu tümenin önemli bir özelliği vardır. İçinde yüzlerce Darülfünun öğrencisi bulunmaktadır. Yani bugünkü İstanbul Üniversitesi’nin gençleri...

Bir süre önce İstanbul’da yapılan toplantıda Enver Paşa’nın konuşmasını dinleyen yüzlerce öğrenci gönüllü olmuş; İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri de ağabeyleriyle birlikte cepheye gitmek istemiştir.

İKİ SAATTE ERİYEN TÜMEN 

Bir milletin en eğitimli, en idealist gençleri savaşa yürüyordu. Bugün dönüp baktığımızda insanın içini asıl acıtan da belki budur. Çünkü Çanakkale’de yalnız asker kaybetmedik. Bir gelecek kaybettik.

18 Mayıs gecesi planlanan baskın için birlikler sessizce siperlere yerleşir. Ama karşılarında artık hazırlıklı bir düşman vardır. Anzak birlikleri bölgeyi makineli tüfek yuvalarıyla örmüş, araziyi adeta ölüm hattına çevirmiştir.

Saat 03.30’da hücum başlar.

İlk anda sessizlik hâkimdir.

Sonra gece bir anda parçalanır.

Projektörler yanar. Makineli tüfekler ateşe başlar.

Bombalar patlar.

Baskın etkisi kaybolmuştur ama gençler durmaz.

Kimisi hücum borusu çalar, kimisi “Allah Allah” sesleriyle koşuyor... 2. Tümen bandosu ise Vatan Marşı’nı çalmaya başlamıştır:

“Annem beni yetiştirdi bu ellere yolladı...”

Taarruz yalnız iki saat sürer fakat o iki saat içinde bir tümen neredeyse yok olmuştur.

Yaklaşık 10 bin kayıp...

Binlerce genç...

Binlerce hayat...

Ve belki de Cumhuriyeti kuracak insan kaynağının önemli bir bölümü o gece toprağa düştü. Bugün hâlâ şehitlikleri gezenler mezar taşlarında aynı yaşları görür: Tam hayatın başlayacağı yaşlar.

BUGÜNE İLİŞKİN BİR SORU 

Bugün Türkiye yine gençlerini konuşuyor.

Yurtdışına gitmek isteyen gençler...

Umudunu kaybedenleri...

Diplomasına karşın gelecek endişesi yaşayanlar...

Kendini değersiz hissedenleri...

Belki de 19 Mayıs’ın bize yeniden hatırlatması gereken şey tam olarak budur:

Bu ülke gençlerini yitirmenin bedelini tarihte çok ağır ödedi.

Çanakkale’de o bedel kanla ödendi. Bugün ise başka bir tehlike var: İyi yetişmiş gençlerin ülkeye olan aidiyetini yitirmesi.

Çünkü bir memleket yalnız sınırlarını yitirerek zayıflamaz.

Bazen belleğini yitirerek de zayıflar.

Bazen yetişmiş insanını küstürerek de...

19 Mayıs yalnızca marşların, törenlerin ve sosyal medya mesajlarının günü değildir.

19 Mayıs biraz da şu soruyu sorma günüdür: Bu ülkenin gençleri bugün kendilerini gerçekten değerli hissediyor mu?

Çanakkale’de toprağa düşen o gençlerin en büyük hayali güçlü, adil ve saygın bir memleketti.

Belki bugün onları anmanın en doğru yolu da budur:

Yalnızca geçmişe bakıp duygulanmak değil, geleceğe karşı da sorumluluk hissetmek.

Çünkü bazı milletler savaş meydanlarında yıkılır. Bazıları ise gençlerini yavaş yavaş kaybettiklerinde.

PROF. DR. CENGİZ KUDAY