Çin Devlet Başkanı Şi, ABD Başkanı Trump’tan sonra Rusya Devlet Başkanı Putin’i ağırladı. 20. yüzyılın ikinci yarısı boyunca sosyalizmi uygulama yöntemleri açısından farklılıklar yaşayan iki ülke şimdi “kapitalist” dünya ile rekabette ortaklık arayışında.
1990’lar her iki ülke için de ciddi değişiklerle geçti.
Sovyetler Birliği çöktü. Rusya, Sovyet coğrafyasındaki nüfusunu ve nüfuzunu sürdürmeye çalışarak “büyüklüğünü” koruma mücadelesine girdi.
Çin, Sovyetler gibi “aceleci” davranmadı. Devlet Başkanı Deng’in mülkiyet ve üretimde yaptığı reformlarla sistem “Deng’eye” oturdu...
***
Her iki ülkeye de 1990’lı yıllarda hem resmi ziyaretlerle hem de sırt çantasıyla gittik. İlginç değişimlere tanıklık ettik.
1990’ların ortası... Rusya’da hızlı zenginleşen oligarkların çok konuşulduğu dönemdi. Moskova’da şöyle bir fıkra anlatılıyordu:
Yeni açılmış lüks araç galerisinin müşterileri arasında yeni zenginler vardır. Biri her hafta gelir, bir hafta önce aldığı aracı bırakıp yenisini satın alır. Birkaç hafta sonra galeri sahibi merak eder, sorar:
- Beyefendi bir haftada neyini beğenmediniz de aynı aracın yenisini satın alıyorsunuz?
Zengin oligark gülümseyerek yanıt verir:
- Çok beğendim. Başka araba da kullanmam zaten. Bir haftada küllüğü dolduğu için yenisiyle değiştiriyorum!
Aynı zaman diliminde Çin’de de yeni zenginlerin çıkmasının önü açılıyordu ama olağanüstü bir denetimle! Çin, kurduğu dört büyük özel bölgede Batı’ya kapılarını sonuna kadar açmış, “Yeter ki gel, üretim yap, benim işçimi kullan” diyordu. O bölgelerden biri olan Pudong’u gezerek uçsuz bucaksız bir fabrika tarlasında gibiydik.
Bugüne gelirsek...
Kimsenin mutlak üstün olmadığı bir ABD-Çin-Rusya diyaloğuna tanık olduk.
ABD, 21. yüzyılı “yeni Amerikan yüzyılı” yapma hevesindeydi ama bunun olmayacağını kabullenmek istemiyor! Çin, ürettiklerini satmak için ABD’ye “mecbur”... ABD, dijital çağ gereksinimleri için Çin’e “mecbur”!
11 saat dilimli Rusya’nın da her şeyden önce coğrafyasına her iki ülke “mecbur”! Örneğin, Trump’ın satın mı alsam işgal mi etsem diye ikilemde kaldığı Grönland, Kuzey Buz Denizi hâkimiyeti için önemli ama bölgenin “sahibi” Rusya! Bütün Kuzey’in yüzde 65’i bu ülkenin kontrolünde. ABD’nin hâkimiyet oranı yüzde 3! Bütün Grönland’ı alsa bile oran yüzde 15’i bulmayacak.
Buzulların erime hızı dikkate alındığında 2040’larda bölge sürekli deniz trafiğine açılacak! Bugünkü deniz ticaret gücü dikkate alınırsa Çin’in Rusya ile işbirliği mevcut dengeleri altüst edecek!
***
ABD-Rusya-Çin diyaloğu dünya barışı açısından önemli. Bu diyalog zincirinin uzlaşma gibi görünse de buzlanmayı da beraberinde getirdiği görülüyor!
Ukrayna, İran ve Tayvan üç ülkenin ayrı ayrı sinir uçlarını oluşturuyor.
Birbirlerinin nasırları!
Küresel gelecek üç ülkenin etrafında şekillenecek.
Dünyayı bekleyen tehlike evrensel bağlamda ortak paydaların azalması! Bunu sağlayabilecek kurumların erozyona uğraması!
Çin-Rusya ortak bildirisi buna işaret ediyordu!
İlginç bir b-uzlaşma dönemine girdik!