“Gönüllü Kölelik Üzerine Söylev veya Tek Kişiye Karşı” (Discours de la servitude volontaire ou le Contr’Un) adlı kitap, Fransız düşünür Étienne de La Boétie’nin 1548’de, insanlık daha “Feodal Tarım-Din Toplumu” aşamasındayken, 18 yaşında yazdığı etkili bir siyaset sosyolojisi ve felsefesi eseridir.
Eseri bugünlere taşıyan en önemli soru şudur:
İnsanlar doğaları gereği özgür yaratılmışken ve özgürlük en temel haklarıyken, milyarlarca insan nasıl tek bir Tiranın altında kendi rızalarıyla köleleşir?
Üstelik bu soruyu kralların, imparatorların, papaların, şahların, padişahların, halifelerin egemen oldukları Orta Çağ’da, daha “Endüstri Devrimi” olmadan sormakta ve Demokrasinin felsefi ve sosyolojik temellerini atmaktadır!
***
La Boétie, köleliğin temel kaynağının Tiranların gücünden çok ezilenlerin itaat etmelerinden kaynaklandığını söyler:
Çünkü halk “istemese” Tiran hiçbir şey yapamaz.
Oysa, özgürlük doğaldır, kölelik öğrenilir!
Çözüm basittir:
Hizmet etmeyi, itaati bırakmak yeter!
Savaşmaya, isyan çıkarmaya gerek yoktur; sadece “artık hizmet etmiyorum” demekle Tiran çöker.
***
La Boétie, Homer’den alıntı yaparak başlar:
“Bir tek efendi olsun, bir tek kral olsun.”
Ama tek bir kişinin “efendi” unvanını alır almaz zalimleştiğini söyler. Lord Acton’un dediği gibi İktidar yozlaşır, mutlak iktidar mutlak olarak yozlaşır!
Oysa Tiran tek başına hiçbir şey yapamaz.
Halk ona, ellerini, gözlerini, ayaklarını ödünç verir. Tiranı halkın kendisi besler.
Neden?
Çünkü insanlar köleliği “normal” görür.
Bu nedenle kölelik, zorla değil, gönüllü kabul edilir.
Gönüllü Köleliğin nedenleri şunlardır:
- Alışkanlık ve Eğitim: Kölelikte doğanlar özgürlüğü bilmez, zincirlerini benimser.
- Korku ve Çıkar: İnsanlar Tirandan korkar, ona yaranmak için yarışır.
- Tiranın Ağı, Gözdeler Zinciri, Oligarşi: Tiran, etrafına bir avuç sadık “gözde” toplar. Bu birkaç kişi, yüzlerce kişiye ayrıcalıklar sağlar. O yüzlerce kişi, binlerce kişiyi ve sonunda tüm halkı baskı altında tutar.
- Bilinçsizlik, ilgisizlik: İnsanlar genellikle, özgürlükten çok, güvenliği ve alışkanlığı tercih ederler.
Üstelik Tiran halkı eğlendirerek ve oyalayarak gerçek acıları da unutturur. Portekiz’in üç F’si, Fado (Fiesta), Futbol, Fatima (Din) gibi.
***
La Boétie iyimserdir: “Karar verin, artık hizmet etmeyin ve özgür olun!” der. Çünkü Tiran halkın rızasıyla ayakta durur; rıza çekilince Tiran düşer.
Eser, sanki Demokratik Rejimi kullanarak diktatörleşen çağımızdaki demagojik liderlerin “Tek Kişi Yönetimlerine” karşı, pasif direnişin, sivil itaatsizliğin bir manifestosudur:
Özgürlük için bilinçlenmek (eğitim ve örgütlenmek) yeter, gerisi kendiliğinden gelir!
Ve benden de bir katkı: Hiçbir köle, hiçbir efendisine, hiçbir zaman, yeterince yaranamaz!
Bu esere dikkatimi çeken K.A’ya teşekkürler.