Dünya siyasetinin intiharı - Cumhur UTKU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Dünya siyasetinin intiharı - Cumhur UTKU

28.09.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Putin ikide bir nükleer silahlardan bahsederek (daha büyük savaş ile tehdit etmesi) kitle imha silahlarından birini kullanmayı deneyebilir. Batı’nın siyasal önderleri de o kadar tekin sayılmazlar.

“Batı” dediğimiz kavramın karşısında “Doğu” yok, yalnızca Putin var. Neden? Çünkü Doğu’nun halkları tiranlar tarafından yönetilmeye alışık halklardır. Batı’da ise birçok dengeler var. Her zaman ve her yerde bir kişinin psikolojisine teslim olmak halkların geleceği açısından tehlikelidir. Dikkat edersek yazı ve konuşma dili yüzde seksen birbirinin aynı olan iki halkın birinde (Ukrayna) açık milliyetçilik, diğerinde (Rusya) ise gizli milliyetçilik var. Açık milliyetçileri Batı dünyası desteklediğinde Rusya kadar mevcut ve gelecek savaşın suçuna Batı da katılmış oluyor.

ŞİÖ VE NATO

Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) toplantısına gözlemci olarak katılan Türkiye ile ilgili çokça NATO ve Şanghay değerlendirmesi yapıldı. Elbette askeri paktlara girmek ya da çıkmak siyasi otoritenin bileceği iştir. Ancak ikisinin arasında kalmak birçok siyasal facialara yol açabilir. Emekli ve muvazzaf subaylar arasında yapılacak bir oylamada açık ara NATO üyeliğine devam kararı çıkacağını kestirebiliyorum. Bunun nedenlerinin başında askerlik sanatı ve teknolojisinin günümüzdeki durumu vardır. Bağımsızlık uhrevi değildir ve bir siyasi ahlak sorunudur. Teknoloji, hele askeri teknoloji ve askerlik sanatı ve bilimi de ekonomi bilimi gibi bir dünya işidir. 

Devamlı kötüye giden bir dünyada yaşıyoruz. Günümüzde çoğu ülke yönetiminin diktatörlerce teslim alınmış durumda olduğunu görüyor ve endişeleniyoruz. Putin’in Batı’yı tehdit eden açıklamasından sonra Rusya’dan Türkiye’ye yüzlerce yolcu uçağı binlerce yolcuyu taşımaya başladı. Hava ulaşımında son günlerde anormal bir artış var. Havayolu şirketleri St. Petersburg, Soçi ve Moskova’dan İstanbul ve Antalya’ya fahiş fiyatlarla bilet satıyor. 

SORUN BÜYÜK

Antalya ili, karavan ve minibüslerle ülkelerinden kaçan Ukrayna ve Rus genç ailelerle dolu. Bunlar sıcak bölgemizi görmeye, gezmeye gelmiş aileler değil. Çok yüksek ücretlerle evler kiralıyorlar. Gümrük memurları ve çarşı esnafı bu durumun çok farkındalar. Akkuyu Nükleer Santralı civarındaki kasabalarda Ruslar, Suriyelilerin Hatay’da yaptıkları gibi bölgenin demografik yapısını değiştirdiler bile. Ruslar Akdeniz’e inmiş, Suriyeliler Afyon ve Kütahya sanayi çarşısını işgal etmiş durumdalar. Şaka değil bu. Ülkemiz komşu ülke halklarının istilasında. 

Askeri paktlar siyasal bir kandırmaca olup asıl tehdit üretimsizlik ve buğdaydır. Liberal zannettiğimiz dünya ve demokrat olmayan halklar devamlı örtülü bir tehdit altında yaşamaktadır. Beşinci nesil savaş çoktan başladı ve bugünlerde şiddetlenecek. Bütün bunlardan Türk halkı da zarar görecek. Sorun büyüktür. Ulusal siyaset ve ulusal ekonomi, göçlere göre düzenlenmeli, buna göre ivedi önlemler alınmalıdır. Ulusal nostaljilerle, anma günleriyle, güncel siyasi şakalarla ve mafya haberleriyle oyalanmanın, dalga geçmenin zamanı değil.

CUMHUR UTKU

EMEKLİ P. KD. ALB.

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026