Kaybeden İsveç, Finlandiya ve Türkiye - Sait BALCI
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kaybeden İsveç, Finlandiya ve Türkiye - Sait BALCI

16.07.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Mayıs 2022’de cuma namazı çıkışı basın mensuplarına İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyeliği hakkında “Biz şu anda İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha önce Yunanistan’la ilgili NATO konusunda bir yanlış yaptılar bizden önceki yönetimler ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz...” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapmış olduğu bu açıklama hiç kuşkusuz doğruydu. Geriye kalan ise bu tavrı sonuna kadar sürdürebilmekti. Çünkü PKK terör örgütünün üyeleri NATO ülkesi olmaya hazırlanan bu iki ülkede ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlardı. Bu vesile ile bu iki ülkenin NATO ülkesi olmasını engelleme fırsatı doğmuştu. Böylelikle hem NATO’nun genişlemesi önlenebilecekti hem de ülkemize karşı yaptırım kararları alan ABD’ye bir ders verilebilecekti. Hatta ABD’nin Irak ve Suriye’de PKK terör örgütlerini desteklemekten vazgeçmesi istenebilecekti. Ege adalarının silahlandırılmasından vazgeçilmesi istenebilecekti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması istenebilecekti. Ancak 29 Haziran 2022’de Madrid’deki NATO zirvesinde yapılan anlaşma ile bu fırsat kaçırıldı. 

ASIL KAZANAN ABD

Fransa ile Yunanistan bilindiği üzere daha evvel ülkemizin onayı ile tekrar NATO’nun askeri kanadına geri dönüş yapmışlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konunun önemine işaret etmişti. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan 13 Mayıs 2022 tarihinde İsveç ile Finlandiya’nın NATO’ya girmesine izin verilmeyeceğini açıkladıktan tam 48 gün sonra Madrid’deki NATO zirvesinde önceki açıklamasından çark etti. Böylelikle Cumhurbaşkanı Erdoğan Fransa ile Yunanistan’ın tekrar NATO üyesi olmaları konusunda yapılan hataları bir kez daha tekrarlamış oldu.

İsveç ile Finlandiya’nın NATO üyesi olmaları için vermiş olduğumuz onay ile asıl kazanan ABD olmuştur. Çünkü ABD, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya’nın kendisini toparlamaya başlamasıyla birlikte bu ülkeyi çevreleme politikası gütmeye başlamıştı. NATO’ya 1999 yılında Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya; 2004 yılında Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya, Slovenya; 2009 yılında Arnavutluk ve Hırvatistan; 2017’de Karadağ ve 2020’de de Kuzey Makedonya üye oldu. Şimdi de İsveç ile Finlandiya üye olacak. Böylelikle ABD Rusya’yı çevrelemeye devam etmiş olacak. 

İsveç ile Finlandiya da NATO üyeliğini kazanmış olmaları ile birlikte kaybedenler kervanına katıldılar. Bugün bu ülkeler Rusya tehdidi altında bulunmuş olsaydılar NATO’ya başvurmuş olmaları bir nebze de olsa anlaşılabilirdi. Ancak ortada böyle bir durum yok. Bu sebeple mesele sadece NATO üyeliği ile korunma değildir. Mesele korunmanın çok daha ötesindedir. Asıl mesele bu iki ülkenin Rusya’dan korunması değil, ileriki süreçte Ukrayna gibi Rusya’yı kışkırtma aracı olarak kullanılmak istenmesidir.

SAİT BALCI

ARAŞTIRMACI

Yazarın Son Yazıları

İnsansız savaş! - Abdurrahman Bayramoğlu

ABD’nin İran’a saldırısı karşısında dünyanın üç maymunu oynaması, özellikle Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatının ortadan kaybolması, insanlığın geleceği adına oldukça kaygı verici.

Devamını Oku
13.04.2026
Cumhuriyetçi devlet adamı - Hamdi Yaver Aktan

Hukuksuz soruşturmaların sürdüğü bir sırada, bir televizyon kanalında Cumhuriyet gazetesindeki makaleye gönderme yaptığını ve gazeteyi de izleyicilere gösterdiğini bir dostum iletmişti.

Devamını Oku
13.04.2026
Tarihin tekerrürü nereye kadar? - Av. Cem Alptekin

Türkiye’nin en çağdaş anayasasına zemin hazırlayacak olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesine giden süreçte, iktidardaki Demokrat Parti’nin siyasal ve toplumsal muhalefet üzerindeki baskısını, Meclis’teki çoğunluğunu ve yargıyı da kullanarak CHP’yi kapatma noktasına taşıdığı günlerden bugüne bakınca tarihin bir anlamda tekerrür ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Devamını Oku
11.04.2026
Bana kim ‘üstadım’ diyecek! - Hamdi Yaver Aktan

Yaklaşık 20 yıl olmuş; “üstadım” diyordu. Üstat kendisiydi.

Devamını Oku
09.04.2026
İki biraderden Trump’a ‘Amerikan rüyası’ - Tunç Soyer

Stephen Kinzer’in 2013 yılında yazdığı “Gizli Dünya Savaşları”(Destek Yay.) kitabı 2025 yılında Türkçeye çevrilerek basılmış.

Devamını Oku
09.04.2026
Halk yönetiminin yanılgı ve sorunları - Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu

Siyasal yönetim hakkı ile ilgili kabuller ve varsayımlar uzun yıllardır kullanılmalarına karşın, onlarla ilgili yanlış anlamlar ortadan kalkmamaktadır.

Devamını Oku
09.04.2026