Pakistanlaşma Afganistanlaşma ve Filistinleşme - BEKİR ALİ YÜKSEL
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Pakistanlaşma Afganistanlaşma ve Filistinleşme - BEKİR ALİ YÜKSEL

18.10.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yanı başımızda bir savaş cereyan ediyor. Hamas’ın İsrail’e kanlı saldırısı sonrasında, İsrail Gazze’yi bütünüyle kuşattı ve mukabele kurallarını hiçe sayan bir ölçüde masumları katletmeye başladı.

Türkiye’nin yakın coğrafyasında cereyan eden bu savaşlar ise hepimizi tedirgin ediyor. Asıl tehdit ise gelecekte. Türkiye’nin son dönemde uyguladığı dış politikanın bazı unsurlarını başarılı bulsak da Türkiye maalesef Pakistanlaşma-Afganistanlaşma ve Filistinleşme sürecine doğru gidiyor.

Yakın gelecekte karşılaşacağımız tehditleri bu üçlü analojiden anlatmam, tehdidin büyüklüğünü göstermek amacını taşıyor. Çünkü bahsi geçen ülkeler ibret verici dersler içeriyor.

GÖÇ VE İÇ SAVAŞ

Türkiye’nin halihazırda karşı karşıya bulunduğu süreç ve gelecekte de olumsuz sonuçları itibarıyla yüzleşeceği ilk tehdit Pakistanlaşmadır.

Literatürde başka ülkelerin içişlerine müdahale etme, üçüncü ülkenin müdahil olmasına izin verme ve bunun neticesinde kendi ülkesinin terörle muhatap olmasına ve istikrarsızlaşmasına verilen ad Pakistanlaşmadır. İçişlerine müdahil olduğunuz ülkenin istikrarsızlığı o ülkenin göç vermesine ve dolayısıyla sizin göç sorunuyla karşılaşmanıza sebep olur. Pakistan’ın Afganistan’da uyguladığı politikalar neticesinde Pakistan’ın 1978’den itibaren dört evrede göçle muhatap olması bunun göstergesidir.

Yukarıdaki örnek bizlere bir yerden tanıdık geliyor olmalı. Türkiye, sonucu belli olmasına rağmen 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşa müdahil olarak Pakistan’ın kaderini yaşamış ve Pakistanlaşmıştır. Maalesef ülkemizi istikrarsızlaştıran bu sürecin etkileri devam etmektedir ve Suriyeliler ülkelerine dönmediği müddetçe de devam edecektir.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bir diğer sorun da Afganistanlaşmadır. Türkiye’ye yaklaşık 3 bin kilometre uzaktan Afganlar ve Pakistanlılar gelmektedir. Bu göçün en büyük tehlikesi ise gelenlerin tamamına yakınının erkek olması ve bazılarının yanlarında uyuşturucu madde getirmesidir.

HAŞHAŞ ÜRETİMİ

Dünyanın en çok eroin ve metamfetamin üreten ülkesi Afganistan’dır. Dünya genelindeki uyuşturucu maddelerinin yüzde 80’i Afganistan’daki haşhaş maddesinden üretilmektedir. Nisan 2022’de haşhaş üretimini yasaklayan Afganistan, bu ay da kenevir üretimini yasaklamıştır. Afganistan’da mevcut uyuşturucu kullanan kişi sayısının 4 milyondan fazla olduğu düşünüldüğünde tehlikenin boyutu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu son tehdit ise Filistinleşmedir. Tarihte bazı Filistinliler, topraklarını Yahudilere satmış ve ülkelerinin ilerleyen yıllarda İsrail tarafından işgal edilmesine ve İsrail’in Filistin topraklarında kök salmasına zemin hazırlamışlardır. Türkiye’nin de önümüzdeki süreçte benzer sıkıntıları yaşaması olasıdır. 2012 yılında 6302 sayılı “Tapu ve Kadastro Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla” yabancıların toprak alımı sınırı 25 dönümden 300 dönüme çıkarılmıştır. Tapu Kadastro Bilgi Sistemi’ne göre, yabancı uyruklu kişiler 2022 yılına dek Türkiye’den 30 milyon metrekareyi aşkın taşınmaz edinmişlerdir.

Buna ek olarak TÜİK rakamlarına göre yabancılara 2022 yılında 67 bin 490 konut satılmıştır. AKP iktidarı çok büyük miktarlarda toprak ve konut satışı gerçekleştirmektedir. Bu satışlarla yabancılar Türk vatandaşlığını da para karşılığında satın almaktadır.

Türkiye’nin halihazırda yüzleştiği ve gelecekte de ağır sonuçlarıyla karşılaşacağı bu sorunlara gereken tepkiyi vermezsek bu 3üç ülkenin kaderini aynı anda yaşamamız muhtemeldir.

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Kemal ve ‘Çanakkale Efsanesi’ - Hüner Tuncer

18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nda yenilgiye uğratılan müttefik güçler, Çanakkale Boğazı’nı yalnızca donanma ile geçemeyeceklerini anlamıştı.

Devamını Oku
25.04.2026
Okul kapısında biriken öfke - Deniz Öztürk

Şiddet, Türkiye’de artık tekil bir davranış değil; dilde kurulan, kültürde beslenen ve kurumlarda derinleşen yapısal bir sorundur.

Devamını Oku
25.04.2026
BİÇİM, İÇERİK VE KALKINMA - Necdet Adabağ

Biçim, bir şeyin dış görünüşüdür.

Devamını Oku
25.04.2026
Şeffaflaşan baskı - Fadime Uslu

Ulusal egemenlik tam bu noktada kırılıyor: 23 Nisan’da makam koltuklarının çocuklara devredilmesi sırasında.

Devamını Oku
24.04.2026
Güç zehirlenmesi - Suna Türkoğlu

Anayasamıza göre “Devletin temel amaç ve görevleri” Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları hazırlamaya çalışmak olarak; çok açık, kesin ve net bir biçimde belirlenmiştir.

Devamını Oku
24.04.2026
Egemenliğin adı: 23 Nisan - Hamza Kiye

23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.

Devamını Oku
23.04.2026