Olaylar Ve Görüşler

Tek Adamcı Tavır Adaletsizlik Getirir - Prof. Dr. Türkkaya ATAÖV

07 Ağustos 2020 Cuma

İktidar yarışının olağan sayılan savaşım yolları var. Tarihin verdiği ders şu: Bu geçerli kurallardan çok ayrımlı birtakım uydurma yöntemler siyaseti çürütür, düzeni düzeltilmez yönlere sokar, toplumun bütünlüğünü parçalama seçeneğini gündeme getirir, ulus-devleti sarsar, giderek iktidar destekçilerini de kendi ailelerinin bile tanıyamayacağı kişilere dönüştürür. Böylesine zorlamanın sonucu bir ülke için tek sözcükle karayıkımdır.

Konuyu böylesine tehlikelerle ele almak önce kitle psikolojisi uzmanlarının alanı ve görevidir. Ben bu yaklaşımla 1950’lerden bu yana yalnız bir ölçüde ilgili sayılırım. Ancak konunun doğrudan uzmanları daha önce ve daha fazla seslerini duyurmalılar. Gene de kendi uzmanlığımın yan kaynakları da olsalar, Freud, Brenner, Parens, Spitz, Steerick-Fischer ve Volkan gibi yazarların değerlendirmelerini bir süredir izleyenlerdenim.

Ayrıca, Nazi döneminin Almanlara ve başkalarına nelere patladığını ayrıntılarıyla bildiğimi sanıyorum. Kutuplaşmanın, yabancılaşmanın, cumhuriyeti ya da ulus-devleti bir yana koyup geçmiş yüzyılların kılıç hakkını ve ümmetçiliği gündeme getirmenin olası sonuçları üstüne birtakım anımsatmalar yapmayı görev sayıyorum.

YAKICI SÜREÇLER

Sigmund Freud genç kuşağın eğitiminde ve sağlıklı yetişmesinde psiko-analizden yararlanmaya çok önem veriyordu. Henri Parens’e göre, sekiz aylık bebek bile annesi dışında başka birini yabancı kabul eder ve o yaştaki yokluk ya da savsaklama çocuğu saldırganlığa ve yıkıcılığa yöneltebilir. Nazi Almanyası’ndaki buyurganlık yurttaşı bu yoldan zehirlemiş ve toplumun bir bölümü kendinden başka görmeye başladığını ortadan kaldırmaya hazırlanmıştır.

Sonuçta 6 milyona yakın Yahudi, yaklaşık 600 bin Roman, ayrıca demokrat, sosyalist, engelli, zekâ özürlü ve eşcinseller öldürüldüler.

YANLIŞA DAVETİYE

İktidara gelmek ve gelince de iktidarda kalmak için yanlış, yalan, aldatmaca ve yutturmaca oyunları sıradan Almanı insanlıktan çıkardı.

Oysa Almanya’nın geçmişinde Beethoven, Goethe, Humbold ve benzerleri de vardı. Tek-adam Hitler bireyin ve toplumun kişiliğini değiştirdi ve her türlü adaletsizliğe karşı duyarsız, sinik, kör ve sağır yaptı. Nobel Fizik Ödülü’nü 1921’de kazanmış olan Yahudi kökenli Alman Einstein için Onun da sırası gelecek” başlıklı bir Nazi yayınını 1957’de Nev York Halk Kitaplığında okumuştum. Einstein’ın yalnız Atatürk ve İnönü’ye yazdığı alçakgönüllü mektup devlet belgeliklerimizdedir. 

Küçük farklılıkları büyütmekten yarar uman Tek-Adamcı Hitler herkesten kulluk bekliyordu. Naziliğin simgesi olarak ana-babanın ve öğretmenin yerine geçmişti. Kendi yanında görmediklerini çok kötü sıfatlarla anıyordu. Oysa, kendi dedesi de bir Alman Yahudisiydi. Bu tutumu 50 milyondan fazla ölüye patladı ve Almanya işgal edilip bölündü, Hitler de intihar etti. Fakat Nazizmin etkisi günümüz dazlak kafalılarıyla sürüyor. 1930’larda işsizlik ve yoksulluğu ırk üstünlüğü palavrasıyla örtmeye çalışmışlardı. Almanların bu sözde üstünlüğüne inandırılmış olan eski kuşakların oğulları ve torunları Türk göçmenlere de saldırmış olan o genç sapıklardır. Savaş bitti diye ırkçılık sona ermedi; o öldürücü siyaset virüs bugün de var.

TARTIŞMASIZ: ULUSAL BİRLİK

Birinin kılıç kuşanması, başkasının ulus-devleti yan çizip ümmet açıklaması, kadının doğuştan zayıf ve geri olduğuna gereksiz yinelemeler ve İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma girişimleri başka toplumlardaki uzun erimli yaşamsal yanlışlar tehlikesine kapı açmamalıdır. Bu zıtlaşmalardan oy ummanın uzun erimli kötülüklere dayanak hazırlamamasına dikkat etmek hem yönetimin hem yurttaşların görevidir.

Dili, dini ve geçmişi bir olan Arapların bile birlik oluşturamadığı bölgemizde, Türkiye Cumhuriyeti’nin ULUSAL BİRLİK” temeli siyaset yarışında Osmanlılık ya da ümmetçilik” gibi başka seçenek konusu yapılamayacak ve vazgeçilmez bir varlık,sağlık ve güç reçetesidir.

PROF. DR. TÜRKKAYA ATAÖV


Yazarın Son Yazıları