Yeni ders kitaplarında Atatürk ve laiklik azaltıldı
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Yeni ders kitaplarında Atatürk ve laiklik azaltıldı

16.09.2018 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

 18 Temmuz 2017’de öğretim programlarını yayımlayan MEB, bu programlara dayalı ders kitaplarını da yazdı ve okullara yollamaya başladı. “Gayrimilli Eğitim” kitabımda müfredatlara değindiğim için burada, müfredata göre yazılan 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ile 4, 5, 6, 7. sınıflarda okutulan Sosyal Bilgiler ders kitaplarını inceleyeceğiz.
Genel olarak değerlendirdiğimizde Atatürk’ün, Atatürk ilkelerinin, özellikle laikliğin geçtiği yerlerin azaltıldığını, padişahın, halifenin teslimiyetçi, işbirlikçi rolünü, cumhuriyete karşı hilafet yanlısı Şeyh Sait, Menemen Ayaklanmaları’nı gözden uzak tutarak yeni bir tarih anlayışı yaratılmaya çalışıldığını gözlemliyoruz.
Önceki 8. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabında yer alan “Atatürkçülük” ünitesi şu konular yer alıyordu:
Bu ünite esasen Atatürk ilkelerini ele alan bir üniteydi ve ilkeler 17 sayfada anlatılıyordu.1 Yeni ders kitabında ise Atatürk ilkelerinin kapsamı çok daraltılarak kavramsal açıklama düzeyine indirgenmiş ve 3 sayfaya düşürülmüştür. 2

DEMOKRASİ ÖZDÜR
Kitapta “Demokratikleşme Çabaları” ünitesi yer alıyor. Türkiye çağdaşlaşırken demokratlaşmıyor sanırım. MEB çağdaşlaşma ile demokratlaşmayı birbirinden kopuk görüyor. “Demokratikleşme Yolunda Atılan Adımlar” olarak Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (Partisi’nin), Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın, Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulması anlatılmış.
Bir yerde “Bir ülkede çok partili siyasi hayat oluşmamışsa o ülkede demokrasinin hangi ilkesi zayıf kalır?” 3 diye soruluyor. MEB’in, demokratlaşmadan anladığı siyasi partilerin varlığıdır. Kavramsal olarak “demokratlaşma” yanlıştır. Daha cumhuriyet kurulduktan 1 yıl sonra siyasi partinin kurulması “demokratlaşma” olarak ele alınmamalıydı.
Sanki bu partiler kurulana kadar demokrasi yok! Oysaki bağımsızlığın sağlanması, padişah, ağa, şeyh egemenliğine karşı Cumhuriyet’in kurularak egemenliğin halka geçmesi en büyük demokrasidir. Kaldı ki demokrasi seçimler, siyasi partilerden ibaret değildir.
Demokrasi şekle değil öze ilişkindir. Demokrasi, devletin bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, hukuksal eşitlik, insanın yaşamın ağa, şeyh, tek adam bürokrasisinden özgürleşmesidir. Bunu gözden kaçırıp yıllarca süren savaştan sonra bağımsız, millet iradesine dayanan bir devletin demokratik olmadığını ima eder gibi siyasi partilerin kurulması “demokratlaşma” olarak sunulamaz.
Yeni kitapta, öncekinden farklı olarak Şeyh Sait Ayaklanması’na yer verilmedi. Anlaşılıyor ki okullara adı verilen hilafetçi Şeyh Sait’in cumhuriyet yıkıcısı rolü gözden kaçırılmak isteniyor.

SUÇ PADİŞAHINDI!
Osmanlı yöneticilerinin, padişahın teslimiyetçi tutumunu gözden uzaklaştırmak üzere, suçu Osmanlı Hükümeti’ne atan ifadeler kullanılmıştır. Sevr Antlaşması’nın anlatıldığı konuda şu cümleler geçmektedir:
“Osmanlı yöneticileri, çok ağır şartlar taşıyan bu antlaşmayı başlangıçta reddetseler de artan baskılar sonucu imzalamak zorunda kaldılar... Ancak bu antlaşma ölü doğmuş, hiçbir zaman yürürlüğe girmemiştir. Çünkü Osmanlı Anayasası’na (Kanun-i Esasi) göre uluslararası bir antlaşmanın yürürlüğe girebilmesi için meclis tarafından onaylanması gerekmektedir. Oysaki Sevr Antlaşması, fiilen işbaşında olmayan Mebusan Meclisi tarafından onaylanmamıştır. Osmanlı Hükûmeti tarafından ‘Saltanat Şurası’ adı altında oluşturulan bir komisyon tarafından bu antlaşma onaylanmışsa da hukuki geçerliliği yoktur. Sevr Antlaşması BMM tarafından kesinlikle reddedilmiş, bu antlaşmayı imzalayanlar vatan haini ilan edilmiştir.”4
Bazılarının dediği gibi “Sevr metni padişahın önüne gelmedi, bu yüzden ölü doğdu” ifadesi padişahı kurtarmaz. Çünkü padişah zaten Saltanat Şûrası’ndaydı ve yönlendirici olmuştur. Antlaşma metni padişahın önündeydi ve sonrasında önüne gelmesine gerek yoktu.
Dahası padişahın teslimiyetçi tutumuna tepki olarak önceki kitaptaki “Türkler padişahın buyruklarına uymaktan vazgeçtiler. Mustafa Kemal’e her yandan yardım yağmaya başladı” cümlesine yeni kitapta yer verilmemiştir.
Yeni kitapta suç padişaha değil hükümete şu şekilde yüklendi:
“Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra işgaller yayılarak devam etti. Ülkede her geçen gün şartların ağırlaşması ve Damat Ferit Hükûmeti’nin işgaller karşısında '73essiz kalması halkın tepkisine neden oldu.”5
“Padişah Vahdettin işgale son vermesi, vatanı kurtarması için Mustafa Kemal Paşa’yı Samsun’a yolladı” iddiasını desteklercesine şunlar yazıldı:
“Mustafa Kemal Paşa İstanbul’da kaldığı günlerde Padişah Vahdettin ve hükûmet yetkilileriyle görüştü. İstanbul’da bulunan Kazım Karabekir, Rauf Bey, Ali Fuat gibi vatansever subaylarla toplantılar yaptı. Bu toplantılarda ülkenin durumunu görüşüyor ve kurtuluş çareleri arıyorlardı.”6
Oysa önceki ders kitabında Samsun’a gidişin padişahın bağımsızlık istenci ile olmadığına dair Atatürk’ün şu sözü yer almıştı:
“Osmanlı Devleti, onun istiklali, padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.’”7

PADİŞAH'IN KONUMU SAKLANIYOR
Erzurum Kongresi’nin anlatıldığı ünitede “Mustafa Kemal Paşa, 8-9 Temmuz gecesi Hükûmet tarafından görevden alındı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa aynı gece Padişah’a ve Harbiye Nezaretine çektiği telgraf ile resmî göreviyle birlikte askerlik görevinden de ayrıldığını bildirdi”[ 8] ifadesiyle sanki telgrafın diğer tarafında padişah yokmuş gibi sadece hükümetle yazışmışlar gibi ele alınıyor. Oysa önceki ders kitabında Atatürk, “Anadolu içindeki bütün isyan teşkilatı, bütün düşmanlar ve Yunan ordusu, el birliği ile aleyhimizde faaliyete geçtiler. Bu ortak saldırı politikasının talimatı da Padişah ve Halifenin, düşman uçakları da dâhil olduğu hâlde, her türlü vasıtalarla memlekete yağdırdığı padişaha karşı ayaklanma fetvasıydı”[ 9] sözüyle padişahın işbirlikçi rolünü sergiliyordu. Dahası kitapta “Padişah ve onun hükûmeti milletin haklarını korumaktan uzaktı” deniyordu. Vahdettin’in Kurtuluş Savaşı sonrası İngilizlere sığındığı belirtilerek emperyalizm işbirlikçiliği gösteriliyordu. 10

HALİFELİK MAKAMI
Önceki ders kitabında Halife Abdülmecit’in saltanat unvanı kullanması, Meclis’in üstünde olduğunu ima eden davranışları şöyle ortaya konmuştu:
“Halifeliğin yanı sıra Abdülmecit bin Abdülaziz Han şeklinde bir de saltanat unvanı kullanmaya başladı. Sultanlara özgü gösterişli resmî törenler düzenleyerek cumhuriyet yönetimine karşı olan çevreleri sarayında kabul etti...
Mustafa Kemal bir yandan halkı aydınlatmaya çalışırken diğer yandan Halife’nin cumhuriyet rejimi için tehlike doğurabilecek hareketlerinin önlenmesi için de çaba harcıyordu. Halife’nin kendisine ait bir halifelik hazinesi kurulmasını istemesi üzerine de hükûmete şu talimatı vermişti:
‘Halife, ataları olan padişahların yolunu izler görünmektedir. Halife ve bütün dünya bilmelidir ki bugün var olan Halife’nin ve hilafet makamının gerçekte ne din ne de siyaset bakımından hiçbir anlamı ve gerekçesi yoktur. Halife, kendinin ve makamının ne olduğunu açıkça bilmeli ve bununla yetinmelidir. Hükûmetçe ciddi ve esaslı tedbirler alınarak bildirilmesini rica ederim.’”11
Bu tür cümlelere yeni ders kitabında yer verilmeyerek halifenin Cumhuriyet yıkıcısı tavrı gizlendi.

MENEMEN OLAYINA DAİR
Önceki ders kitabında Menemen ve Kubilay Olayları şöyle anlatılmıştı:
“Bu girişim cumhuriyeti yıkmak üzere planlanmış gerici bir hareketin ilk adımıydı. Mustafa Kemal de olayı doğrudan cumhuriyete karşı bir suikast olarak değerlendirdi. O, orduya gönderdiği başsağlığı mesajında Kubilay’ın şehit edilmesine karşı tepkisini ve üzüntüsünü “Kubilay Bey’in görev yaparken uğradığı sonuçtan cumhuriyet ordusuna başsağlığı dilerim. Büyük ordunun kahraman genç subayı ve cumhuriyetin ülkücü öğretmen heyetinin kıymetli uzvu Kubilay’ın temiz kanı ile cumhuriyet yaşama gücünü tazelemiş ve kuvvetlendirmiş olacaktır”12 diyerek dile getirdi.
Yeni ders kitabında Menemen ve Kubilay Olayları’ndan hiçbir şekilde bahsedilmemiştir.
Sosyal Bilgiler 4. sınıfta Atatürk’ün geçtiği yerlerin azaltıldığını görürüz. Uykusuz oldukları için arkadaşlarını yastık istemek için rahatsız etmeyen Atatürk’ün, trendeki kompartırmanında ceketini yastık yaptığı anının olduğu “Atatürk’ün İnsana Verdiği Değer” başlıklı okuma metni13, Atatürk’ün sözüne atfen “Özgürlük ve Bağımsızlık Karakterimizdir” metni14, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramları fotoğrafları ve ifadeleri15 yeni kitapta yer almadı. Yeni kitapta Atatürk’e dair bir metin (okuma parçası) eklenmemiştir.
13 sayfalık “Bir Lider Doğuyor” konusu 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ders kitabından çıkarılmıştı.

Atatürk ilkeleri kitaplardan çıkarıldı
Atatürk sıradan birisi gibi gösterilmeye çalışılıyor. Milli mücadele kahramanları Fevzi Çakmak, “Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa”, “Fevzi Paşa”, İsmet İnönü “İsmet İnönü”, “İsmet Paşa” veya “İsmet Bey”, Kazım Karabekir, ad ve soyad veya “Kazım Karabekir Paşa” Ali Fuat Cebesoy, “Ali Fuat Paşa” diye yazılırken Atatürk için “Paşa”, “Bey”, “Atatürk”, “Mustafa Kemal Atatürk” hitabı neredeyse yoktur. Yine milli mücadeleye katkısı olan kahramanlardan Ali Saip Ursavaş, Tayyar Rahmiye “Bey”, “Hanım” diye yazılırken Atatürk’e karşı özensiz bir dil kullanılmıştır. Çoğu yerde “Mustafa Kemal” şeklinde yazılmıştır.16 Geçen yılki ders kitabında da bu özensiz üslup vardı. 5. sınıf kitabında “Mustafa Kemal Ankara’nın neden başkent olmasını istemiştir?”
Kitabın yazarı bugünden seslenerek sorduğu için “soyadı kanunu olmadığından böyle hitap ettiği” savunusu yapılamaz.
Önceki yıllarda “Çağdaşlaşan Türkiye” ve “Yeni Türk Devletinin Temelleri” ünitelerinde 7 sayfada anlatılan Atatürk ilkelerine yeni kitapta yer verilmedi.
Geçen yılın 6. sınıf Sosyal Bilgiler kitabında herhangi bir konu anlatılırken Atatürk’ün konuya dair fikri de belirtilirken, bu yılki kitapta “yok” denecek kadar azaltılmıştır. Anlaşılması açısından geçen yılın ders kitabında “Atatürk” kelimesinin 144 ama bu yılkinde 19 yerde kullanıldığını belirtelim.17 Önceki yıllarda anlatılan “Atatürk Sosyal Bilimler İçin Ne Yaptı?”, “Atatürk ve Millî Tarih” “Rehberimiz Atatürk” başlıklarına yeni kitapta yer verilmedi.

Mücadeleyi büyütelim
Sonuç olarak Atatürk ve laikliğin azaltılması, padişahın, Şeyh Sait’in yıkıcı rollerinin gizlenmesi vahimdir. Atatürk’süz kitaplara izin verilmemesi için Atatürk ilkelerinin savunulması temelinde platformlar kurulmalıdır.

Dipnot
1 Sami Tüysüz, 8. Sınıf İlköğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük Ders Kitabı, Tuna Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2016, s.7. 2 Sinan Baydar-Ferhat Öztürk, İlköğretim Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük (8) Ders Kitabı, T.C. MEB Yayınları, Ankara, 2018, s.9. Ders kitabını şu bağlantıdan indirebilirsiniz: http://www.eba. gov.tr/ekitap?icerik-id=6482.
3 Age, s.140.
4 Age, s.68-69.
5 Age, s.50.
6 Age, s.54.
7 Tüysüz, age, s.39.
8 Baydar-Öztürk, age, s.57.
9 Tüysüz, age, s.47.
10 Age, s.140, 94.
11 Age, s.94-95.
12 Age, s.116.
13 Ömer Faruk Evirgen, Zühal Özdural, Jülide Özkan, Suna Öztürk, İlköğretim Sosyal Bilgiler 4, MEB Devlet Kitapları, Ankara, 2017, s.24.
14 Age, s.151-152.
15 Age, s.180.
16 Sami Tüysüz, İlkokul Sosyal Bilgiler 4, Tuna Matbaacılık A.Ş., Ankara, 2018.
17 Faruk Gökalp Yılmaz, Hasan Bayraktar, Mustafa Kemal Özden Murat Akpınar, Ömer Evin, Ortaokul ve İmam Hatip Ortaokulu Sosyal Bilgiler  

Mustafa Solak Tarihçi-Yazar

Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026
Sağlık sistemimiz hasta! - Prof. Dr. Gazi Zorer

Sağlık alanında yaşanan sorunların giderek artmasına paralel olarak halkın tepkisi de sürekli artıyor.

Devamını Oku
20.02.2026
Solun büyük yol ayrımı - Kaan Eroğuz

Türkiye’de sosyalist hareketin Kemalist devrime bakışı her dönem temel ayrışmaların ve tekrarlanan tartışmaların kaynağı olagelmiştir.

Devamını Oku
19.02.2026
Okullarda eğitsel kodlar - Nusret Ertürk

Öğrencilerimizden, bizi gönendirecek haberler duymak istiyorsak, okullarda eğitsel kollara önem vermeliyiz.

Devamını Oku
19.02.2026