Bir memleketin romanlarını yazanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Bir memleketin romanlarını yazanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdür!

24.08.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Hitler 1938’in Kasım ayında gelecekte bir gün Almanya’nın entelektüellerini imha edeceğini söyledi.
Bu söz, çok ünlü oldu. Milis kahverengi gömleklilerin en sevdikleri “Entellerle Mücadele” sloganı da ondan istim aldı (R. J. Ewans, “Nazi İdeolojisinin Ortaya Çıkışı”, Hitler Almanyası – 1933-1945 içinde, İstanbul, 2012, s. 24-25).

***

Entelektüele düşmanlık, totaliter anlayışı ayırt etme yolunda bir nirengi noktasıdır.
Bu anlayış, “toplum” olmaktan ziyade “kitle” olarak gördüğü insanların devlette, ondan öte devletin kendisinde cismanîleştiği liderde erimesini murat ettiği noktada eleştirel aklı da bir memleketin bağrından söküp atmayı hedefler.
Eleştirel akıl, toplumun dinamiğine yaslanır ve hayatın değişmez tek gerçeği olan “değişme”, bu değişme(ler)den kaynaklı çelişme, çatışma ve sorunlara odaklı, onları sergilemeye dönük bir işleyiş gösterir.
Totaliteryanizm ise toplumun statiğini, yani sürekliliği, dirlik-düzeni, birlik-beraberliği dert edinip öne çıkartarak, daha doğrusu bundan “nemalanarak” değişme ve sorunlara odaklı aklı; eleştirel, sorgulayıcı (“sorun-yaratıcı”) aklı; onu seferber eden insanı, aydın, edebiyatçı, sanatçıyı şeytanlaştırarak işini sağlama bağlar.
İşte, aynen yukarıda kaydedildiği gibi, onları imha etmeyi arzular, düşünür, söyler.

***

Elbette totaliteryan bir irade için bu süreçte en büyük koz, aydının, sanatçının, edebiyatçının toplumun ortalamasının dışında, normatif olmaktan uzak, marjinal, aykırı, biraz uçuk-kaçık ve tabii “oyunbozan” bir tavır, tarz, hava, eda ile ortaya çıkmasıdır.
Kitleler nezdinde böylesi bir davranış kalıbı, gayet alâkasız biçimde kibre, kendini beğenmişliğe, halkı hor, hakir görmeye rahatlıkla tahvil ve tercüme edilir. Gerçekten böyleleri yok mudur, elbette vardır. Ama bunun bir “genelleme”ye uğratılması ve böylece bir toplumun ayrılmaz parçası olan, solungaçlarını oluşturan “münevver” zümrenin topyekûn lanetli addedilmesi, totaliteryan toplum mühendisliğinin bir numaralı hedefini oluşturur.

***

Bu topraklarda da hanidir yukarıda kaydedilenlerin karşılıklarını gözlemlemiyor, deneyimlemiyor ve şiddetini iliklerimize kadar hissetmiyor muyuz?!
“Ey sözde aydınlar, ey akademisyen müsveddeleri, sizler karanlıksınız, güruhsunuz, haddinizi bileceksiniz” sözleriyle hedef tahtasına oturtulurken…
“Daha çok okumamış, cahil, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum ben bu ülkede; Türkiye’nin okumuş kesimi, profesörden başlayarak geriye doğru, en tehlikeli olanlar üniversite mensupları; okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” diye hem de akademik kisveler altında tehditlere uğrarken…
“Allah hepimizi okumuşların şerrinden korusun” diyen imamın duasına mukabil olarak tüm cemaatin “Amin”leriyle lânetlenip “imha odaları”na doğru sürüklenirken…

***

Böyle bir iklimde Aslı Erdoğan’ın bırakın yazıp çizmeyi nefes alıp vermesine imkân tanınmasının bile bir mucize olduğunu düşünmek mümkün!..
Murathan Mungan feryat edercesine diyor ki Aslı Erdoğan için: “Bizler kalemi ve fikirlerinden başka hiçbir şeyi olmayan insanlarız”.
Totaliteryanizm homur homur cevap verecektir buna, “Daha neyiniz olsun” diye…
Çünkü totaliteryanizm bilir ki…
Nasıl tarihimizin sözlü kültür evresinde, “Bu memleketin türkülerini yakanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdürler” dendiyse…
Yazılı kültürün hayatımızın içinde her şeye karşın hâlâ bir “çarpan etki”sinin bulunduğu bugün de…
Bu memleketin romanlarını yazanlar, kanunlarını yapanlardan daha güçlüdürler...
E, bunu bildiği için de elbette bildiğini okuyacaktır!..  

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018