Bizde dinin kurdu, ‘Diyanet’ten olur!
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Bizde dinin kurdu, ‘Diyanet’ten olur!

13.01.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ensest, dinlerin yumuşak karnıdır. Öyle ya, Âdem ile Havva’dan türediğine inanılan insanlık, nasıl olup da işin içinde yakın akraba ilişkisi, daha doğrusu kardeş evliliği olmadan çoğalabilecekti.
O yüzden bu, “İbrahimî Gelenek”ten çıkış bulmuş üç büyük din için de hakikaten telâffuzu zor bir konu, büyük ölçüde tabu olmakla birlikte, ta en baştan, Âdem ile Havva’nın ilk çocukları Hâbil ve Kâbil’den itibaren yaratılış şemasında karşımıza çıkar.
Ama en temel ve “resmî” metin olan kutsal kitaplarda değil. Orada Hâbil ile Kâbil arasındaki çatışmanın nedeni, Allah’a kendilerini beğendirme hususunda bir kıskançlıktan ibaret olarak kaydedilir. Her ikisi de Allah’a kurban (takdime) sunmuşlar, çiftçi olan Kâbil’in buğdayı kabul edilmemiş, çoban olan Hâbil’in kuzusu kabul edilmiş, bu yüzden kardeşini kıskanan Kâbil, Hâbil’i öldürmüştür. (Bu aynı zamanda insanlık tarihinde çiftçi-çoban çatışmasına ilk düşülmüş nottur.)

***

Diğer taraftan kutsal kitaplarda yer almasa da Eski Ahit’in (Tevrat) Aramice tefsirlerinden İslâm külliyatındaki hadislere ve Kısasi Enbiya’ya kadar bazı kaynaklarda yer alan başka bilgiler, olayın farklı sebeple cereyan ettiğini düşündürür.
İşin içinde “kız meselesi” vardır!..
Buna göre her batında biri erkek diğeri kız ikizler doğuran Havva, Kâbil ve Hâbil’i de ikiz kız kardeşleriyle birlikte dünyaya getirmiştir. Ve insan neslinin çoğalabilmesi için her birinin ikizi, yek diğeri ile evlenmek durumundadır. Gelgelelim Kâbil’in ikiz kız kardeşi (Aklima) güzel mi güzel, Hâbil’inki (Lebuda) ise çirkindir. Kâbil, güzeller güzeli ikizini Hâbil’e kaptırmak istemez. Dolayısıyla da Allah’a kurban takdimi, Aklima’yı kimin alacağını belirlemek için yapılmıştır (Ö. F. Harman, “Hâbil ve Kâbil”, TDV İslâm Ansiklopedisi, Cilt 14).
Sonuçta Hâbil’in sunusu kabul edildiği için de Kâbil, onu öldürüp kendi ikizini alıp sırra kadem basar (Lebuda’nın akıbeti meçhul).

*** 

Demek ki şu: İnsan neslinin çoğalması için başlangıçta kardeşler arasında ensest dinen yasak değil; sadece ikizler evlenemiyor, ama önceki ya da sonraki kardeşler evlenebiliyordu.
Bununla birlikte aynı dinî kaynaklar, insanların çoğalmasının belli bir düzeye geldiği Nuh Peygamber döneminden itibaren kardeş ensestinin de yasaklandığını kaydediyorlar.
Fakat bizim Diyanet’in dehşet verici fetvası, pardon “bilgi notu”ndaki gibi bir baba-kız ensestine rastlamak şöyle dursun, onun haram kılınarak lânetlenmesi hem Tevrat’ta (Levililer, Bap 18: 618), hem Kur’an’da karşımıza çıkıyor:
“Sizlere analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları (…) kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızın yanında kalan üvey kızlarınız (…) haram kılındı” (Kur’an Nisa: 23).

*** 

Mushaf bu kadar sarihken Türkiye Diyanet’i niçin-neden-nasıl olduğunun da ikna edici izahını bir türlü yapamadığı bir “bilgi”yi internete düşürdü. Toparlamaya çalıştıkça da battı.
Hep vurguladığımız üzere dine en büyük zarar bu devirde, bu iktidarla, bu Diyanet’le ve işte en son bu “ensest fetvası” örneğinde olduğu gibi verildi.
Malum deyiştir, her ağacın kurdu kendinden olur.
Bizde de dinin kurdu, Diyanet’ten oluyor!..

*** 

Ensest meselesi teolojide fazla didiklenmeyen, belki didiklenmemesi de gereken (didiklendiğinde neler olduğu ortada!) bir konu iken antropolojide kültürlerarası karşılaştırmalı perspektiften etraflıca ele alınmıştır. Yerimiz dar, burada açamıyoruz.
Ama “Game of Thrones” üzerine bir yazımda dizinin çarpıcı temalarından biri ensest olduğu için, Freud’un “Totem ve Tabu”da insan toplumsallığının başlangıcına ilişkin “fantastik” kuramından hareketle bazı antropolojik değinilerde bulunmuştum. O zaman bazı cahil, okuduğunu da anlamaz dinbazlar, hiç utanmadan ensesti özendirdiğimi yazmaktan geri kalmadılar.
Ben ensesti özendirmeye değil, yasağın altında yatan toplumsal-kültürel nedenleri anlatmaya ve açıklamaya çalışıyordum. Büyük haksızlık yaptılar.
Belki de âhım tuttu, ensesti kimin özendirdiğini dünyaâlem gördü.
 

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018